Anasayfa Dergi Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof

Felsefe tarihinde ‘erkekliğin’ gölgesinde kalmış 19 kadın filozof

Paylaş

Kadınlar tarih boyunca birçok alanda olduğu gibi felsefe alanında da gölgede bırakılmış ve yaptıkları çalışmalar yok sayılmıştır. Bazı dönemlerde ise bir biçimde bilim ya da düşünce ile uğraşan kadınlar cadılık ve büyücülük yapmakla itham edilmişlerdir. Tüm bunlara rağmen kadınlar düşünce alanında eserler vermişlerdir. İşte biz de tarih boyunca ve günümüzde, felsefe ile uğraşmış ve uğraşmakta olan kadın filozofları sizler için listeledik.

 “Filozoflar şimdiye kadar dünyayı sadece erkeklere göre yorumladılar.

Fakat onun insanlık bakımından değiştirilebilmesi kadınca da yorumlanmasını gerektirir.
Irmtraud MORGNER

1.Krotonlu Theano (M.Ö 600)

Antik Çağ’ın biline ilk kadın filozofu Krotonlu Theano‘udur. M.Ö. 600-550 yılları arasında yaşadığı tahmin edilmektedir. Kendisi Pythagoras’ın (Pisagor) eşi, öğrencisi ve ilk takipçilerinden biridir. Matematik, geometri ve felsefe ile uğraşmıştır. Eşinin ölümünün ardından Pythagoras Okulu’nu yönetmiş ve kız öğrencilere ders vermiştir. Theano diğer Pythagorasçılar gibi evrenin sayılardan kurulduğunu öne sürmüş, matematik ve müziğe önem vermiş ayrıca reenkarnasyon öğretisini savunmuştur.

1

 

 

 

2.

Miletli Aspasia (M.Ö 470 – 400)

Antik Çağ’da ele alabileceğimiz diğer bir düşünür Miletli Aspasia‘dır. Sokrates’in kendisinden ders aldığı ve felsefe ve retorik bilgisinin çok derin olduğu söylenmektedir. Hem Platon‘un hem de Aristophanes ve Xenophon‘un eserlerinde kendisinden söz edilmektedir.

2

3.

İskenderiyeli Hypatia (M.S 350 – 415)

İskenderiye‘de yaşayan Hypatia felsefe, matematik, geometri ve astronomi eğitimi almıştır. Daha sonra bu alanlarda ders de vermiştir. Bir Pagan olan Hypatia, günümüze kadar ulaşmış olan sayılı kaynaktan biri olan Yunan tarihçi Socrates Scholasticus’un “Historia Ecclesiastica” adlı eserine göre, İskenderiye’nin en önemli iki figürü olan, İskenderiye Valisi Orestes ile İskenderiye piskoposu Cyril arasında anlaşmazlıklara sebebiyet verdiği ve politik işlere karıştığı gerekçesi ile 415 yılında Hristiyan bir çete tarafından taşlanarak öldürülmüştür.

34.

Bingenli Hildegard (1098 – 1179)

Mistitizm akımın önemli temsilcilerinden biri olan Bingenli Hildegard bir azize olmasının yanı sıra 2012 yılında Papa Benedict XVI tarafından “Doctor of the Church” ilan edilmiştir. Bingenli Hildegard’a göre, birçok mistikte de olduğu gibi, Tanrı-insan ve kozmos bir bütündür. Bunu “Scvias” isimli kitabında yazmıştır. Bu eserinin dışında ahlâk üzerine düşüncelerini dile getirdiği “Liber Vintae Meritorum” ve yine insan-kozmos ilişkisini anlattığı “Liber Divinorum Operum” adlı eserleri mevcuttur.

4

 

5.

Magdeburglu Mechthild

Dominikan rahibe ve mistiktir. Hayatıyla ilgili bilgiler çok sınırlıdır. 7 kitap yazmıştır. “The Flowing Light of Divinity” isimli eseri en bilinenidir.

5

6.

Sienalı Katharina (1347 – 1380)

Bir rahibe, skolastik teolog ve filozof olan Sienalı Katharina bir azize olduğu gibi Katolik inancının 6 koruyucu azizinden biridir. Aynı zamanda Papa 2. Jean Paul tarafından “Doctor of the Church” ilan edilmiştir. “The Dialogue of Divine Providence” isimli yapıtında mistik görüşlerini dile getirmiştir.

6

7.

Christine de Pizan (Pisan) (1364 – 1430)

Pizan genç yaşta dul kalması ile birçok soyluya kâtip olarak hizmet etmiştir. Düz yazılar ve şiirler kaleme almıştır. Toplamda 30 kitap yazmıştır. “The Book of the City of Ladies” ve “The Treasure of the City of Ladies” isimli yapıtları en önemli çalışmalarıdır.

7

8.

Marguerite Porete (1255 – 1320)

Mistisizm akımının temsilcilerindendir. “Yalın Ruhun Aynası” isimli eserinde, ruhun tamamen özgür olması gerektiğini savunmuştur. Bu bakımdan kiliseden ve ruhban sınıftan koparak Tanrı ile bireysel bir ilişki kurulması gerektiğini öne sürmüştür. Dinî açıdan sapkınlık suçlaması neticesinde,yakılarak öldürülmüştür.

8

9.

Isotta Nogarola (1418 – 1466)

Yazar ve düşünür Isotta Nogarola, Rönesans‘ın en ünlü kadın hümanisti, düşünürü ve sanatçısıdır. “Adem ve Havva Üzerine Diyalog” isimli eseri günümüze kadar süregelen cinsiyet kimliği ve kadın doğası tartışmalarının kapısını açmıştır.


9

 

 

 

10.

Tullia d’Aragona (1510 – 1556)

İyi bir eğitim alan İtalyan filozof Tullia d’Aragona, ünlü “Aşkın Sonsuzluğu Üstüne Diyalog” isimli eserinde Platoncu bir yaklaşım ile sonsuz aşk üzerine düşüncelerini dile getirmiştir.Cadı ve fahişeolduğu gibi suçlamalar ile karşı karşıya kalmıştır.

10

 

 

 

11.

Marie Le Jars de Gournay (1565 – 1645)

Rönesans dönemini düşünürlerinden Marie Le Jars de Gournay felsefenin yanı sıra fizik, geometri, tarihle de ilgilenmiştir. Montaigne ile tanışması hayatındaki önemli noktalardan biridir. Onunla tanıştıktan sonra düşüncelerini daha özgür biçimde getirme olanağı bulmuştur. “Erkeklerin ve Kadınların Eşitliği Üzerine” kaleme alır ve bu eserinde erkek ve kadının ruhen eşit olduğunu savunur. Dilin önemi üzerine de dikkat çekici araştırmalar yapmıştır.

12

 

 

 

12.

Mary Astell (1666 – 1731)

Mary, bir din adamı olan amcasından aldığı matematik, felsefe dersleri ile kendini geliştirmiş, daha sonra Londra’ya yerleşmiştir.  Düşüncesinde Descartes ve Locke’un etkileri hissedilir. Düşüncelerinde kadın haklarına yönelik ilk nüveler görülür: Kadınların iyi bir eğitim alması ve toplumsal hayata katılım göstermeleri gerektiğini savunur.

13

 

 

 

13.

Mary Wollstonecraft (1759 – 1797)

Mary Wollstonecraft, İngiliz yazar, filozof ve kadın hakları savunucusudur. O zamanlar kadınlara açık olan meslek ya da uğraşların hemen hepsine el atmıştır: Zengin kişilere çeşitli gezi ve etkinliklerinde ücret karşılığı refakat etme, mürebbiyelik, öğretmenlik, okul müdireliği, toplumsal eleştiri ve roman yazarlığı gibi birçok uğraşı olmuştur. Fransızca, Almanca ve İtalyanca öğrenenWollstonecraft genelde tercüme yapmaktaydı. Onu önemli kılan feminizmin ilk sistematik eseri olan “Kadın Haklarının Savunulması“nın yazarı olmasıdır.

14

 

 

 

14.

Olympe de Gouges (1748-1793)

Aydınlanma döneminin diğer bir kadın düşünürü Olympe de Gouges’dur. Kadın hakları üzerine ilk kez düşünce üretenlerden biridir. Kilise ve evlilik kurumu üzerine eleştirel düşünceler kaleme almıştır. Toplumsal sorunları gündeme getiren romanlar yazmıştır. “Kadının ve Kadın Yurttaşın Hakları Bildirisi” isimli yapıtında kadın-erkek eşitliğini savunmuştur. Düşünceleri yüzünden önce tutuklanmış, ardından giyotin ile idam edilmiştir.

15

 

 

 

15.

Clara Zetkin (1857 – 1933)

Clara Zetkin Alman Marksist siyaset teorisyeni ve düşünürdür. Kadın hakları savunucusu ve aktivisttir. 1911 yılında “Kadınlar Günü“nü ilk kez düzenleyen kişidir.

16

 

 

 

16.

Rosa Luxemburg (1871 – 1919)

Polonya doğumlu Alman marksist politika teorisyeni, filozof ve siyasi aktivist. Düşünür kimliğinin yanında devrimci kimliğiyle de tanınan Luxemburg komünist faaliyetlerinin bedelini trajik biçimde ödemiştir: Ölene kadar dövülmüş ve cesedi nehre atılmıştır.

17

 

 

 

17.

Fatma Aliye Hanım (1862 – 1936)

Fatma Aliye Hanım Türk edebiyatının ilk romancısıdır ve ilk felsefecisi olarak kabul edilmektedir. Tarihçi Ahmed Cevdet Paşa‘nın kızıdır. Edebi yaşantısı 1889 yılında Georges Ohnet‘in “Volonté” adlı romanını “Meram” adıyla çevirmesi ile başladı. Bu romanı “Bir Hanım” imzasıyla yayımlamıştır. 1892 yılında “Muhadarat” adlı ilk romanını kendi adıyla yayımladı. Fikirlerini dile getirdiği başka eserler de kaleme aldı. Günümüzde kullandığımız 50 TL’nin arka yüzünde onun portresi bulunmaktadır.

18

 

 

 

18.

Hannah Arendt (1906 – 1975)

Dünyaca ünlü filozof Martin Heidegger‘in Marburg Üniversitesi’nde öğrencisi olan Hannah Arendtfelsefe eğitimi almasına ve birçok kişinin kendisini filozof olarak görmesine karşın, o kendini “siyaset kuramcısı” olarak görür. Bir Yahudi olan Arendt, Nazilerden kaçarak, ABD’ye yerleşmiştir. Arendt’in çalışmaları otoriterlik, totalitarizm ve kötülük gibi konular üzerinde yoğunlaşır.

19

 

 

 

19.

Simone de Beauvoir (1908 – 1986)

Fransız yazar ve filozof. Roman, felsefe politik ve sosyal deneme, biyografi ve otobiyografi yazarı, gazeteci. En önemli eseri 1949’da yazdığı, kadınların gördüğü baskıların bilimsel incelemesini yaptığı ve modern feminizmin temellerini kurduğu “İkinci Cins“(Le Deuxième Sexe) sayılabilir.

20

 

 

PressHaberden  Mert Sinay düzenlemesi

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here