Anasayfa Köşe Yazıları Fikri Sönmez ölmez…

Fikri Sönmez ölmez…

Paylaş

O DEVRİMCİ BİR HALK ÖNDERİYDİ

“Seslerimiz
Yeniden kuşattığında şehirleri
Söylevlerini
Çıkarıp yüreğimizin mücevher kutusundan
Şiirlerle, öykülerle meydanlara dökeceğiz
Ve O’nun sessizce gömüldüğü yere
Çiçeklerle
Güllerle
Çelenklerle
Mermer büstünü dikeceğiz.”  
– Ersin Ergün

Fikri Sönmez, örneğine az rastlanır devrimci halk önderlerinden biriydi. Fatsa denince Fikri Sönmez, Fikri Sönmez denince Fatsa akla gelir. O’nun halkla ilişkisi etle tırnak gibiydi. Başkan Fikri Sönmez’in uygulamaları halkta, halkın aldığı kararlar Fikri Sönmez’in şahsında cisimleşiyordu.

Fikri Sönmez’in çok şey sığdırmaya çalıştığı yaşamı, devrimci hareketin kısa tarihi gibidir. TİP İlçe Başkanlığından THKP-C Davasına, spor kulübü başkanlığından belediye başkanlığına uzanan süreçte Fatsa halkı tarafından yakından bilinen sevilen insan olmuştu. Yöresinde popüler bir insandı ve bir o kadar da karizmatik bir liderdi.

Fikri Sönmez, 1938 yılında Fatsa’nın Kabakdağı köyünde doğdu. İlkokulu bitirdikten sonra bir terzinin yanında çalışmaya başladı. Daha sonraki yıllarda geçimini bu meslekten sağladı. Devrimci düşüncelerle tanışması 1965 yılına rastlar. Türkiye İşçi Partisi’ne (TİP) üye oldu ve önce İlçe sekreterliği daha sonra da İlçe başkanlığı yaptı. 1965–1971 yılları arasında yükselen anti-emperyalist mücadelede aktif olarak yer aldı. 1969 yılında İstanbul ve İzmir’de 6. Filo’ya karşı düzenlenen anti-emperyalist eylemlerde Dev-Genç’lilerle omuz omuzaydı. Ama esas olarak Karadeniz Bölgesi’nde emekçilerin örgütlenmesine emek verdi. Samsun’dan Trabzon’a kadar olan kesimlerde yapılan “Fındıkta Sömürüye Son” mitingleri için çalıştı ve bu mitinglerde konuşmalar yaptı.

1970 yılı ortalarına doğru yaşanan saflaşmalarda Mahir Çayan ve arkadaşları ile birlikte hareket etti. 12 Mart koşullarında cuntaya karşı mücadelede tutuklanıp THKP-C Davasında yargılandı. Yirmi ay sonra tahliye oldu. 12 Mart sonrası ortaya çıkan yılgınlığa ve savrulmalara düşmeden 1977 yılından itibaren yeniden yükselen sınıflar mücadelesi içinde gerçek bir halk önderi olduğunu kanıtladı. Fikri Sönmez, emekçi halkın uzun vadeli ve güncel sorunlarını kavramış ve emekçilerin sorunlarına pratik çözüm üretmede büyük katkıları olmuştur.

Tefeciliğe, karaborsaya, kan davalarına ve faşizme karşı aktif mücadele içinde halkın kendi sorunlarını çözebilmesinde Fikri Sönmez’in payı büyüktür. Sabırlı, dikkatli ve zorlu çalışmalar yürütülmeden emekçilerin devrimci mücadeleye katılmayacağını Fatsa pratiği çok iyi göstermiştir. 

Karadeniz Bölgesinde emekçilerin içinde yürütülen çalışmalarda devrimcilerin önemli bir kısmı Fikri Sönmez’i örnek almıştır. Onun yetmiş yaşındaki ihtiyara da, onyedi yaşındaki coşkulu devrimciye de saygılı davranması devrimci anlayışının gereğiydi. “Fikri Sönmez yetmişlik hacıdan da, onyedi yaşındaki devrimciden de çok şeyler öğreneceğini biliyordu. ‘iyi öğrenci olmayan iyi öğretmen olamaz’ derler. Fikri Sönmez iyi öğrenci olmayı bildiği için iyi bir öğretmendi. Onu tanıyan her devrimci özellikle kitle çalışmalarında ondan çok şey öğrenmiştir.”(*)

Halkın belediye başkanı…

Fikri Sönmez, 1978–79 yıllarında Ordu ve Giresun’da yapılan “Fındıkta Sömürüye Son” mitinglerinde olduğu gibi, karaborsa ve tefeciliğe, içki ve kumar alışkanlıklarına karşı sürdürülen çok yönlü mücadele içinde de hep en önde yer aldı. 1979 yerel seçimlerinde Fatsa Belediye başkanlığına bağımsız adaylığını koyduğunda seçilmesine kesin gözüyle bakılıyordu.

Fikri Sönmez, 14 Ekim 1979 tarihinde yapılan seçimlerde büyük oy farkıyla Fatsa Belediye Başkanı oldu. Seçimlerden sonra halkın yönetiminde olduğu bir belediye oluşturulması Fikri Sönmez’i ve devrimcileri en çok uğraştıran konuların başında geliyordu. Halk doğrudan doğruya belediye söz ve karar sahibi olacaktı. Mevcut sistem içinde çalışan bir belediyede devrimci anlayışa uygun halk katılımı nasıl gerçekleşecekti?

Halk Komiteleri 

Seçimler sonrasında Fatsa’da ki yedi mahalle; sorunları, nüfusu ve toplanabilme özellikleri dikkate alınarak onbir birime ayrıldı. Fikri Sönmez ve belediye çalışanları tarafından hazırlanan “Belediye Çalışma Programı Taslağı” onbir birimde yapılan toplantılarda tartışıldı ve halkın katılımıyla son şeklini aldı. Onbir birimde yapılan ilk toplantılarda gizli oy – açık sayım esasına göre komite seçimleri yapıldı. Seçimlerde tefeci tüccarlar ve faşistler dışında, siyaset ve parti farkı gözetmeden tüm emekçi halk aday olabiliyordu. Devrimcilerle birlikte AP’li, CHP’li, MSP’li yurttaşlar da seçilmişse bu komitelerde yer alabiliyordu. Halk komitelerine seçilenler halkın ihtiyaçlarının takipçisi olduğu gibi ayrıca belediyenin her türlü çalışmasını da denetliyorlardı.  Halkın belediye yönetimine katılıyor olması seçilen komiteler aracılığıyla değil doğrudan doğruya oluyordu.

Daha sonra 12 Eylül mahkemelerinde Fikri Sönmez bu konuda suçlamalar karşısında şunları söylüyordu “Halk yönetime katılmıştır. Belediye’de aldığımız kararlar halkla tartışılmıştır. Halkın onayı olmayan hiç bir şey belediye tarafından yapılmamıştır. Tek cümleyle halk belediyede söz ve karar sahibi kılınmıştır. Demokrasinin gereği budur.” 

“Terzi ama değişik bir terzi…”

Fatsalılar kadınıyla, erkeğiyle, yaşlısı ve genciyle kolektif çalışmanın en iyi örneklerini Çamura Son Kampanyası ve Halk Kültür Şenliği’ndevermiştir. Halk Kültür Şenliğine sanatçılar ve yazarlar da katılmıştı. Onlardan Can Yücel, Fikri Sönmez’i şöyle anlatıyordu;” Fikri, görünüş olarak güzel bir insan, yüz ölçüleri düzgün, geniş omuzlu, kostak, güleç yüzlüydü. Biz ömrümüzde bir sürü devrimciye rastlamışızdır. Bunlar, halktan oluşun getirdiği verilere fazla abanma merakındadırlar. Yani halk adamı pozuna bürünürler. Tavırlarındaki yayalıkları örtmeye çalışırlar bu halkçılıkla. Bir de bunun karşıtı bir tip vardır. Böyle klişelerle konuşan, her şeyi lafla halleden, kimisi Lenin’e kimisi Che’ye özenen, dışarıdan devşirme. Tabi bunlar işin ekstremleri. Tipoloji de bunların arasında bir dizi örnek vardır. Fikri, bu iki ekstremin organik olarak harmanını yapmış bir adamdı. Fikri gayet iyi okuyan, okuduğunu bilen, okuduklarından bulunduğu çevre hesabına sonuçlar çıkarabilen, köklerinden kopmamış ağır bir adam. Terzi ama değişik bir terzi, kumaşı farklı, biçmesi farklı.”

Fikri Sönmez, belediye başkanlığı döneminde yirmi, yirmi beş yılda yapılacak hizmetleri yaklaşık dokuz ay gibi kısa bir sürede gerçekleştirdi. O dönem Fatsa’da kahvecilik yapan Mehmet Ateş, Fikri Sönmez’i şöyle anlatıyor: “Fikri Sönmez belediye başkanı olduktan sonra Fatsa’da çok güzel gelişmeler oldu. Şöyle ki bundan önceki belediye başkanlarının hiçbirinin yapamadığı çok şeyleri başardık. Nasıl başardık? Halkın gücüyle halkın desteğini arkamıza alarak. Fatsa’da bugün gördüğünüz caddeler Fikri Sönmez zamanında yapılmıştır. Bugün hiçbir kimsenin Fikri Sönmezin yaptıklarını yapmaya gücü yetmez. 12 Eylül olmasaydı, Fikri Sönmez zamanını doldurabilseydi Fatsa’nın imar planına göre açılmayacak yolu kalmazdı. Çok belediye başkanları geldi onun yaptıklarını kimse yapamadı. İki ayda üç ayda bir halk günü yapardı, burada açıklamalar yapardı; bugüne kadar şunu yaptık, bundan sonra şunu yapacağız. Halk burada isteklerini söylüyor, eleştirilerini yapıyordu. Bazen ulusal basın bile geliyordu. Halk komite üyeleri, komite başkanı konuşma yapıyordu. Halkın herhangi bir sorusu olabilir diye halkla istişare yapılıyordu. Şehir merkezine bazen jandarma gelirdi, belediyeyi kontrole gelirdi. Baskınlar yapılırdı, belediye örgüt yuvasıymış, cephanelikmiş gibi baskınlar yapılırdı. Ama diyorum ya zamanını dolduramadı, 12 Eylül zamansız geldi. Seçilmişti, dönemini bitirseydi Fatsa’da yapılmamış iş kalmazdı.”

Nokta Operasyonu…

Yaşanan iç savaş koşullarında Fatsa, ülkemizin aydınlık yüzü gibiydi. Fikri Sönmez’in halkla birlikte yaptıkları bütün ülkede duyulmuş ve egemenleri rahatsız etmişti. Dönemin AP Azınlık Hükümeti başkanı Süleyman Demirel, Faşistlerin katliam girişimi ile yaşanan Çorum olayları devam ettiği sırada partisinin Genel İdare Kurulu’nda yaptığı konuşmada “Fatsa’nın hakkından gelmeye mecburuz o işi bitireceğiz” diyordu. Aslında Fatsa’ya operasyon daha önceden düşünülmüş ve planlanmıştı. Sonunda 11 Temmuz 1980’de Fatsa’ya ‘Nokta Operasyonu’ yapıldı. Haklarında arama, tutuklama kararı bulunan maskeli faşist muhbirler eliyle yürütülen Nokta Operasyonu’nun ilk gününde Başkan Fikri Sönmez de gözaltına alındı, Gözaltına alınışından itibaren kendisine ağır işkenceler yapıldı. Ondan sonraki hayatı beton duvarlar ve demir parmaklıklar arasında geçti.

Askeri Cezaevinde

Fikri Sönmez, bir süre Efirli Cezaevi’nde yattı. Kamuoyunda 41’ler Davası olarak bilinen hakkında açılan davada yargılandı. 12 Eylül Darbesinden sonra bu dava, Fatsa Devrimci Yol ana davasıyla birleştirildi. Ordu’dan Amasya Askeri Cezaevi’ne gönderildi. Faşist cuntaya karşı cezaevinde başlayan direnişlerde o hep en önde yer aldı. Amasya Askeri Cezaevi’nde yapılan direnişleri kırmak için Fikri Sönmez ve yirmibeş arkadaşını Suluova Et ve Balık Kurumu’na götürdüler. Orada üç ay süren işkence ve zulüm direnişi kıramadı. Yaşanan yenilgi dönemleri insanları karamsarlaştırır, yılgınlığa sürükler. O’nun mücadele azmi hiç eksilmedi.

Ölümünden sonra bir arkadaşı bu özelliği şöyle anlatıyordu: “Bir kez olsun düşmedin ağına karamsarlığın  / Bir kez olsun kuşku yumağı örmedin” 

4 Mayıs 1985 tarihindeFikri Sönmez’in 47 yıllık yaşamını taşıyan o şen yüreği daha fazla dayanamadı. Tedavi edilebilecek bir hastalık, önlenebilecek bir ölüm, 12 Eylül cinayetlerine bir halka olarak eklendi. “Terzi Fikri” hep başı dik, onurlu ve güzel yaşadı.

Ölümünün yimidördüncü yılında O’nu bir bahar tazeliğiyle saygıyla ve sevgiyle anıyoruz.

(*) Fatsa Gerçeği, sayfa 167

Yazar : Pertev Aksakal
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here