Anasayfa Haber Gençay Gürsoy : Silvan İlçe Jandarma Komutanı’nın “Vatan için canımı veririm ama...

Gençay Gürsoy : Silvan İlçe Jandarma Komutanı’nın “Vatan için canımı veririm ama Erdoğan’ın iktidarı için askerimi feda etmem” diyerek istifa ettiğini söyledi.

Paylaş

Barış Bloku Eş Sözcüsü Gençay Gürsoy, sivillerin katledildiği Lice ve Silvan’da 90’lara benzer bir devlet terörü estirildiğini, bölgede OHAL görüntüsünün hakim olduğunu vurgulayarak, halkın saldırılara karşı kendi savunmasını yaptığını ifade etti. Gürsoy saldırılar karşısında halkın devletle olan bağının kopma noktasına geldiğini gözlemlediklerini söyledi

gencay-gursoy

Barış Bloku heyeti, Diyarbakır’ın Lice ve Silvan ilçelerinde yaptıkları incelemelerin ardından bugün (22 Temmuz) saat 12.00’da Cezayir Toplantı Salonu’nda bir basın toplantısı düzenledi.

Hayet Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Gültan Kışanak’la ve devlet kurumlarıyla gerçekleştirdikleri görüşmeleri ve izlenimlerini aktardı.

Barış Bloku Eş Sözcüsü Gençay Gürsoy, geçici AKP Hükümeti’nin savaş politikaları doğrultusunda Lice ve Silvan’da sivillerin katledilmesiyle 90’lara benzer bir devlet terörü estirildiğini, halkın saldırılara karşı kendi savunmasını yaptığını ifade etti.

Halkın, devletin saldırıları karşısında devletle olan bağının kopma noktasına geldiğini gözlemlediklerini söyleyen Gürsoy 30 kişilik heyetin Silvan ve Lice’de yaşanan olaylardan dolayı iki gruba ayrıldığını, heyet olarak incelemelerde bulunarak halkla ve devlet kurumlarıyla yaptıkları görüşmeleri aktardı.

‘Erdoğan’ın iktidarı için askerimi feda etmem’

Silvan’a giden heyet içerisinde yer alan Gürsoy, Silvan’da 1990 yıllarda yaşatılan devlet terörünün bir daha hayata geçirildiği kaydederek, devletin yerel temsilcilerinin üstten yapılan baskılar sonucunda inisiyatif kullanamadıklarını gözlemlediklerini söyledi. Gürsoy, halktan aldıkları bilgiye göre, Silvan İlçe Jandarma Komutanı’nın “Vatan için canımı veririm ama Erdoğan’ın iktidarı için askerimi feda etmem” diyerek istifa ettiğini söyledi.

‘Kürt hareketinin başladığı yer hedefte’

Gürsoy, özellikle gençlerde devletin baskı ve katliam girişimlerine yönelik ciddi bir tepki ve kopuşun var olduğunu kaydederek, orta yaşlı ve yetişkin yurttaşlarda ise bir tedirginliğin olduğunu ifade etti. Gürsoy, Silvan’ın hedef alınmasını ise “Kürt hareketi burada mayalandı ve bunun için devlet tarafından hedef alındı” diye değerlendirdi.

Gürsoy, yaşanan çatışmalardan kaynaklı birçok evin duvarının kurşunlarla tahrip edildiğini, bazı evlerin yakıldığını ve bir evde yaşanan yıkıntının boyutunun ise normal kurşunlarla oluşamayacak kadar ağır olduğunu gözlemlediklerini ve bu durumun ise ancak uçaksavar ve daha ağır silahlarla oluşabileceğini dile getirdi.

Özel timlerden ‘dışarı çıkın’ tehdidi

Gürsoy, ilçede hakla yaptıkları görüşmelerde, ilçeye TIR’larla askeri araç taşındığını ve ilçenin farklı noktalarına konumlandığını, özel timlerin ise sağlık ocağının yanına konumlandığını ve izledikleri videolarda timlerin sağlık ocağına tekbir eşliğinde bayrak çekip ateş ettiğini aktardı.

Gürsoy, özel timlerin sokağa çıkma yasağı olmasına rağmen halkı “dışarı çıkın” diye tehdit ettiğini ve kadınlara da cinsiyetçi hakaretlerde bulunduklarını ifade etti. Gürsoy, yaptıkları görüşmeler sonucunda halkın devlet ile olan bağının kopma noktasına geldiği, işin çığırından çıktığı ve iç savaşa doğru gidildiği izlenimi edindiklerini, bu tehlikeli gidişata karşı ise barış ittifaklarına ihtiyaç olduğunu dile getirdi.

‘Halk bölgede canlı kalkan oluyor’

Gürsoy’un ardından söz alan ve Lice heyeti içerisinde yer alan Barış Bloku Eş Sözcüsü Nuray Sancar ise, ilçeye girişlerinin asker tarafından engellendiğini ve köy yollarından canlı kalkan eyleminin devam ettiği noktaya vardıklarını söyledi.

Sancar çatışmaların yaşandığı Lice, Hani ve Kocaköy üçgeninde bulunan tepenin bir tarafında askerlerin, bir tarafında gerillanın bulunduğunu, aralarında ise halkın canlı kalkan olarak eylem başlattığını söyledi. Köylülerin kendilerine bölgeye 36 defa asker indirildiğini ve şu anda sadece üçgende 500’ün üzerinde askerin konumlandırıldığını aktardığını belirten Sancar, bölgede bir OHAL görüntüsünün hakim olduğunu vurguladı.

Sancar, canlı kalkan olan kadınların asker ailelerine “Savaşa karşı, barışı haykıralım, akan kan dursun” çağrısında bulunduğunu dile getirerek, Türkiye halklarının da Kürt halkının çağrısına karşılık vermesi gerektiğini ifade etti. Karşılaştıkları polislerin kendilerine “iktidar kimse onun polisiyiz” şeklinde yanıt verdiklerini ama askerlerde bir tedirginlik ve savaşa inanmışlık gözlemlediklerini aktardı.

‘Asker ve gerilla ölmesin’

Daha sonra heyet içerisinde yer alan HDK Eş Sözcüsü Sebahat Tuncel söz aldı. Halkın savaş istemediğini belirten Tuncel, konuştukları tüm yurttaşların kendilerine “Her gece nöbet tutuyoruz. Asker ve gerilla ölmesin. İki taraf da bizim çocuğumuz” dediğini aktardı. Tuncel bölgede erken seçim havası  bulunmadığını söyledi.

Halkın, savaş politikalarını Erdoğan tarafından 28 Mart yerel seçimleri ile 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkmış iradeye vurulmuş bir darbe olarak algıladığını söyleyen Tuncel, bölge halkının zorla göçe tabi tutulduğunu belirterek, yurttaşların savaşın son bulmasının tek olanağının Abdullah Öcalan ile müzakerelerinin başlaması ile mümkün olacağını düşündüğünü de belirtti.

Tuncel’in ardından heyette yer alan Emekçi Hareket Partisi, Devrimci İşçi Partisi, Güneydoğu ve Doğu Derneği temsilcileri birer konuşma yaparak izlenimlerini aktardı.

Sendika.Org

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here