Anasayfa Haber Havuzda üretilen ”bakteri” manşetleriyle savaşı körüklüyor

Havuzda üretilen ”bakteri” manşetleriyle savaşı körüklüyor

Paylaş

 
 Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Ayşe Yıldırım, havuz medyasının nefret ve ayrımcılık içeren dilinin halklar arasında ayrışmaya neden olduğunu belirterek, “Havuz medyası, attığı manşetlerle savaşı körüklüyor ve onlarca insanın ölümüne neden oluyor” dedi. Yıldırım, medyanın normal haline dönebilmesi için Türkiye siyasetinde de normalleşme yaşanması gerektiğine vurgu yaptı.
Türkiye’de 34 muhalif gazeteci, gerçekleri ortaya çıkartarak haber yaptıkları için cezaevinde tutulurken, hükümete endeksli yayın yapan havuz medyası, özellikle Kürt halkını ve siyasetçilerini hedef gösterdiği yayın diliyle nefret suçu işlemeye devam ediyor. 7 Haziran seçimleri sonrası ilk olarak HDP Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ı hedef gösteren havuz medyası, şimdiler de nefret oklarını HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’a da yöneltmiş durumda. Havuzun Star’ı ile yalancılıkta yarışa giren Yeni Şafak, Demirtaş’ın Rusya Dış İlişkileri Başkanı Sergey Lavro ile görüşmesine yönelik haberi, manşetten ve nefret söylemi içeren kelimelerle duyurdu. Havuz medyasının kullanmış olduğu hedef gösteren dile tepki gösteren Cumhuriyet Gazetesi Haber Koordinatörü Ayşe Yıldırım, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın söylemlerinin ardından yayın çizgisini Erdoğan’a göre değiştirmiş olan bir kısım medyayı “sindirilmiş medya” olarak tanımlayarak, “Havuz medyası attığı manşetler ile savaşı körüklüyor ve onlarca insanın ölümüne neden oluyor” dedi.

‘Muhalifler kadın olunca nefret iki kat artıyor’

Havuz ve sindirilmiş medyanın muhaliflerden özellikle kadın muhaliflerden nefret ettiğini söyleyen Yıldırım, muhalifler özellikle kadın olunca bu nefretin iki kat daha arttığını söyledi. Söz konusu medya ile AKP iktidarı arasında derin bağlar olduğunu anlatan Yıldırım, “Dikkat edilirse, havuz medyası önce birilerini hedef gösteriyor, manşetleri atıyor sonra AKP’li yöneticiler bu kişi üzerinden negatif söylemler geliştiriyor. Ya da tam tersi bir durum yaşanarak AKP negatif söylemler yayıyor. Ve ertesi gün medyaya baktığımızda hepsinin AKP’yi tekrar eden manşetler attığını görüyoruz. Bu sistem tek bir elden yönetiliyor, bu bir çark haline dönüşmüş durumda” dedi.

‘Acıları yarıştırarak algı yaratmaya çalışıyorlar’

Cumhuriyet Gazetesi’nin geçtiğimiz günlerde çatışmalı süreç boyunca yaşamını kaybeden 44 çocuğun fotoğrafını manşetten verdiğini ve ertesi gün Türkiye Gazetesi’nin yaşamını kaybeden askerlerin çocuklarını manşetten verdiğini hatırlatan Yıldırım, “Ortada bir sorun var ve çözülmek isteniyorsa acılar bu şekilde yarıştırılmamalı. Kürt çocukları bulundukları yerlerde, kendi coğrafyalarında katlediliyorlar. Acıya karşı acı var demek, sorunu çözmez, derinleştirir” diye konuştu.

‘Bizim gazetemiz de hedef gösteriliyor’

Havuz medyasının yayıncılık dilinin neredeyse Kürt halkını ve ülkenin tüm muhalif kesimlerini karalamaya dönük olduğunu belirten Yıldırım, “Gerçeği arayan, bulan yayan gazeteciliği öldürmek istiyorlar. Bu ülkede artık gazetecilik yapılmıyor. Gazetecilik, AKP’nin tetikçiliğini yapan medya sayesinde yok edilmek isteniyor” dedi. Cumhuriyet Gazetesi’nin de zaman zaman yandaş medya tarafından hedef gösterildiğini hatırlatan Yıldırım, “Artık gazetecilerin kendisi gibi düşünmeyenleri hedef gösterdiği bir dönemdeyiz. Bu da meslek etiği açısından çok tehlikeli” vurgusu yaptı.

‘Baskıya topyekûn direniş ile karşılık verilebilir’

Bir kısım medyanın AKP tarafından kendisine yandaş olması için dönüştürülmek istendiğinde direndiğini iddia eden gazetecilerin bile aslında direnmediğini, gerçekten direnenlerin de işten çıkartıldığını hatırlatan Yıldırım, gazetecilerin bugün yapması gerekenin düşünce ve ifade özgürlüğü için topyekûn bir direniş sergilemek olduğunu söyledi.

‘Medya ancak iç savaş bitince düzelebilir’

Türkiye’de şu an adı konulmamış bir iç savaş yaşandığını söyleyen Yıldırım’a göre, medyanın kirlenmesi de ancak bu iç savaş bittiğinde sona erebilir. “İşte o zaman acıları yaratanlar, halkı düşman gösterenler yok olacaklar” diyen Yıldırım, şöyle dedi: “İç savaş bittiğinde, demokratik, uluslararası evrensel kurallara göre gazetecilik yapılabilir.” Yıldırım, 1990’larda havuz medyası tarzında habercilik yapanların özeleştiri verdiğini ve bugünün havuz medyasının ilerideki özeleştirisini de saygı ile karşılansa bile atılan manşetler sonrası oluşan ölümleri kimsenin unutmayacağını söyledi.

‘Zamanı gelince onların da haklarını savunacağız’

Yıldırım, son olarak şunları kaydetti: “Havuz medyası bugün muhalif gazetecileri hedef gösteriyor. Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanmasına sessiz kalıyor. JİNHA ve DİHA muhabirlerinin tutuklanmasına haklı gerekçeler bulmaya çalışıyor, Özgür Gündem Gazetesi’nin kapatılmasını istiyor. Havuz medyası hem kirli savaşta oluşturdukları algılar sonucu oluşan ölümlerden hem de tutuklanan gazetecilerin haklarını gasp ettikleri için suçludurlar. Ama unutmasınlar, onlar da bir gün, hukuksuzlukla karşı karşıya kalacak. Ama onların haklarını da biz savunucağız.”diha680x365cc-ist-291215-gazete-kupurleri2

 
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here