Anasayfa Köşe Yazıları Haziran Sancısı

Haziran Sancısı

Paylaş

Haziran Sancısı

Türkiye, yakın tarihinin en hareketli seçim dönemlerini ardı ardına yaşıyor. Geride bıraktığımız dönemin seçimleri, kazananı kaybedeniyle birçok açıdan değerlendirildi. Cumhurbaşkanlığı seçiminin en çarpıcı sonucu hiç kuşkusuz, HDP’nin adayı olarak seçime giren Selahattin Demirtaş’ın % 9,76’oranında oy almasıydı. Kıyı bölgeler başta olmak üzere Türkiye’nin batısında HDP karşıtlığı üzerinden yükseltilmeye çalışılan milliyetçi dalgaya ve örtük bir şekilde de olsa bazı sol çevreler tarafından CHP+MHP adayına verilen desteğe karşın alınan sonuç, HDP için önemli bir eşiğin aşılması anlamı taşıyor.

Yıllardan beri bütün demokrat-sol-sosyalist çevrelerin dillendirdikleri, yan yana gelme, toplumsal muhalefeti yurt çapında yaygınlaştırma, güçlü ve kalıcı bir siyasal alternatif oluşturma ihtiyacı, HDP’nin yakaladığı bu ivmeyle artık temenni olmaktan çıkmış, güçlü bir olasılık ve önemli bir fırsat haline gelmiştir.

Gelinen noktada elde edilmiş olan bu fırsat, hem büyük bir yenilgi ve uzun bir suskunluk dönemi yaşamış olan sol-sosyalist hareketin yeniden özgüvenle ve güçlü bir şekilde ayağa kalkmasına, Türkiye siyasetinde yeniden güçlü bir aktör olmasına; hem de Kürt özgürlük hareketinin sadece Kürtlere değil, Türkiye’nin bir bütün olarak demokratikleşmesine yönelik yürüttüğü çabaların karşılık bulmasına yol açacak.

Bu açıdan bakıldığında HDP’nin dili, söylemi, politikaları ve yakaladığı çıkış başta Kürtlerin, Alevilerin, Ermenilerin, Sosyalistlerin, solcuların, demokratların, emekçilerin, yani bütün mağdurların temsil edilmesi yönünde tarihsel bir olanak yaratıyor. CB seçimleri bu olanağın yabana atılır cinsten olmadığını açık bir şekilde ortaya koydu.

Türkiye 2015 Haziranında milletvekilliği seçimlerine giderken, siyasal çevrelerdeki hareketlilik de doğal olarak artıyor. Bir yanda devleti ve onun iktidarını elinde tutan güçler bu mutlak hakimiyetlerini sürdürmek için planlamalar yapacak; diğer yanda eski statükodan beslenen malum parlamento grupları bilindik o eski yöntemleri ve yıllardan beri değişmeyen politik argümanları ile mevcut çizgilerinde ısrar edecekler.

Haziran seçimlerinin asıl dikkat çekici siyasal aktörü ise hiç kuşkusuz HDP olacak. HDP’nin bu seçimlere parti olarak girmeye kararı vermesi tarihsel bir sıçrama yapmaya yeltenme cüretidir. Bu karar, en geniş muhalefet güçlerini kapsayan büyük bir projenin hayata tutunmasının ilk büyük eşiği olacak.

Elbette toplumsal mücadele sürecinde alınan kararlar, bazı riskler de içerir. Bu bağlamda HDP’nin seçime parti olarak girme kararı da doğal olarak bazı riskleri tartıştıracaktır. Ancak Türkiye’nin demokratikleşmesi yönünde atılması gereken radikal adımların gerekliliği artık ertelenemez bir biçimde kendini dayatmıştır. HDP, bu gerekliliği görüyor ve ona göre adım atıyor. Olması gereken de budur.

Haziran seçimlerinde HDP’nin barajı aşarak meclise girmesi durumunda bambaşka bir Türkiye’ye uyanmış olacağız. Bu nedenle Radikal Demokrasi mücadelesinin en önemli sıçrama noktası önümüzdeki milletvekili seçimleri olacaktır.

Bu sıçrama noktasında her siyasal grubun belirleyeceği tutum ve alacağı karar, seçim sonrası siyasal hayatımızda önemli kırılmalar yaratabilir. Bu nedenle Haziran seçimlerinde siyasal yığınağın nereye yapılacağı bundan önceki dönemlerde olmadığı kadar önemli bir hale gelmiştir.

Daha önce olmadığı kadar karmaşık, zor ve sancılı bir seçim dönemi yaşanacak.

Anlaşılan odur ki Haziran, sancısı Türkiye için önemli bir doğumun habercisi olacak.

 

Zeynel Özgün

 

 

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here