Anasayfa Haber HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,”AKP yüzde 49.5 değil, yüzde 90 da...

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,”AKP yüzde 49.5 değil, yüzde 90 da alsa ahlaksızdır.

Paylaş

Meclis’te yemin töreninden sonra konuşan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, AKP hükümetini sert sözlerle eleştirdi. “AKP yüzde 49.5 değil, yüzde 90 da alsa ahlaksızdır, çukurlaşmış bir anlayış tarafından yönetilen bir hükümettir” diyen Demirtaş, şöyle dedi: “İliklerimize kadar direniyor, teslim olmuyoruz. Siz bizim cenazelerimizden korkuyorsunuz. Eskiden en iyi Kürt ölü Kürt’tü, şimdi ölü Kürt’ten de korkuyorsunuz.” Türkiye toplumuna “Kürtler kendisini kurtarıyor, siz de kurtuluşa dahil olun” çağrıda bulunan Demirtaş, Davutoğlu’na da “Genelkurmay Başkanı değil sen git Cizre’ye, Silopi’ye, Sur’a” sözleriyle seslendi.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Meclis’te yemin ettikten sonra basın toplantısı düzenledi. Demirtaş’ın konuşmasından satır başları şöyle:”DTK Kongresinde, yaşanan ölümleri saldırıları değerlendireceğiz. Hem de özerkliğe yönelik bir tartışma yürüteceğiz. Bu konu ilk kez tartıştığımız bir konu değil. 2007’de parti programına aldık o günden beri tartışıyoruz, bu konudaki görüş ve önerileri ele alıyoruz. Bunun nasıl uygulanabileceğine bunun bir anayasa sürecine nasıl dahil edileceğini tartışacağız, sonuçlarını paylaşacağız.

AKP kendisi dışında hiç kimseye yaşam hakkı tanımıyor

Bir yandan da 4 ilçeden her gün ağır ihlal haberleri gelmeye devam ediyor. İşin doğrusu daha önceki bazı konuşmalarda da ifade etti. AKP’nin insanın kanını donduran ihlaller yapması beni şaşırtmıyor, şok olmuyorum, bunları daha önce gördük, yaşadık. Demokrasi, insan haklarına saygı duymadıklarını gördük. Bizi şaşırtmıyor, şok etmiyor ama hepimizi derinden sarsıyor ve yaralıyor. Ölümlerin bu kadar normalleştirilmeye çalışılması, PKK’lisinin, askerin, kadın, genç, çocukların ölüp gitmesi hepimizi kahrediyor. Yoksa AKP’nin yaptıkları şahsen beni şaşırtmıyor. Demokrasiye inanmış bir iktidar olsaydı şu an yaptıkları bizi şaşırtıyor olabilirdi. Fakat bunlar kendileri dışında ve kendilerine biat etmiş olanlar dışında hiç kimseye yaşam hakkı tanımıyorlar. Muhalif hiçbir sese ve renge tahammülleri yoktur, bir an önce ezme politikası uyguluyorlar. Muhalif medyaya yönelik Kürtlere, Alevilere yönelik, emek çevrelerine, kadın hareketlerine dönük tavır budur.

Bir vahşet var

Bakanların yüzüne baka baka bu ihlalleri anlatıyorlar, hiçbiri insani tepki vermiyor, geçtik siyasi tepkilerini. 7-8 güne giren bir vahşet vardı. Taybet İnan 8 gün önce Silopi’de keskin nişancı güvenlik güçleri tarafından öldürüldü. 8 gündür cenazesi sokaktaydı. Bugün cenazesi alınabildi. Cenazesini almaya giden eşi, akrabaları da keskin nişancılar tarafından yaralandı. Bunlar filme konu olsa bunu izlediğimizde insanlığımızdan utanırız. Ama bunları anlattığımızda şu dakikada bile aynı dram yaşanıyor. İnan’ın cenazesinin defin edilmesine izin verilmiyor. Biz siyasetçiyiz ama her şeyden önce insanız. Siyasi istikbalimizden daha önemli bir şey var oda insan olmamızdır. 80 milyon ülkeyiz, kardeşiz, bilmem tavuklarımız iç içe karışmış ama bu ülkenin bir ilçesinde, sırf bize oy verdikleri için Kürt oldukları için AKP Kürdü olmadıkları ve biat etmedikleri için insanlar cenazelerini alamıyor. Bu parlamentonun bu kadar sessiz kalması, insanlığından çıkmış kişilerce yönetilmesinden utanıyorum. Çıkıp bizi eleştirilebilirler, yerden yere vurabilirler dokunulmazlığımızı kaldırabilirler. AKP’nin parmak sayısı buna yetiyor.

Davutoğlu’ndan cevap bekliyoruz

Ama 8 gün boyunca 11 çocuklu bir annenin cenazesinin alınmasına izin vermemek nasıl bir insanlık halidir? Merak ediyorum. Bu konuda AKP’de insani duyarlılığını yitirmemiş kimse yok muydu? Bugün cenaze ancak evin içine alınabildi, defin edilemiyor. Bu tankları topları öldürmeyi anlıyoruz bunlar devlet refleksi ama bir ölüden ne istiyorsunuz? Ne elde etmek istediniz? Davutoğlu’ndan cevap bekliyoruz. Çıkıp anlatsınlar, anlamaya çalışacağız. Cenazelere, ölülere bunları yaparak elde etmek istediğiniz amaç nedir? En barbar, vahşi savaşlarda bila savaşanlar ateşkes ilan ederler cenazeler alınabilsin diye. Kendine Müslüman’ım diyen kendinden başka herkesi İslam dışı kabul eden, 13-14 yıldır İslam’ı bir araç gibi kullanıp bunun rantını yiyen bir hükümet bir cenazeye nasıl bir beklenti ile işkence ve zulmü içine girer.

Cizre’nin çocukları bunları unutmaz

Bunlar unutulacak şeyler değil. Bunu herkesin iyi bilmesi lazım. Elbet bir gün bu savaş bitecek, barikatlar ortadan kalkacak, tanklar toplar oradan çıkacak. Ama bunu yapanlar unutmayın, toplum bunu kolay kolay unutmaz. 1915’te yapılanlar unutuldu mu? Şimdi Silopi’nin, Cizre’nin çocukları bunları unutacak mı? Ne ektiğinizin farkında mısınız? Tankla topla şehirlere gireriz ne cenaze tanırız ne çoluk çocuk tanırız havasıyla hareketle ediyorlar. Ama bu, ne kadar çaresiz olduklarını gösteriyor. Genelkurmay Başkanı generaller orda değil mi? Orda, Silopi’de peki neden bir kadının cenazesinden korkuyorsunuz? Madem bu kadar güç var elinizde neden bir cenazeden bu kadar korkuyorsunuz? Korkmamanız lazım. Cenazemizden neden bu kadar korkuyorsunuz merak ediyorum. Bizler siyasetçiler olarak insanlığımızı unuttuğumuz anda kendi siyasi çıkarlarımızı ön plana çıkarıp ahlaki değerleri unuttuğumuz zaman böyle olur.

Hakaret manşetleri atanlar tuvalet kağıdı kadar değeriniz yok

AKP yüzde 49.5 değil, yüzde 99.5 oyda alsa ahlaksızdır, insan değerlerini yitirmiş bir yönetimdir, hiç bir evrensel ve insani değere saygı duymayan çukurlaşmış bir anlayış tarafından yönetilen bir hükümettir. Maalesef ülkenin durumu budur. Sorunların çözümünde anlaşamasak bile insani değerlerde keşke anlaşabilseydik. Hükümet bu noktada sınırları çoktan aşmış durumda. Camilere, mezarlıklara saldırıdan sonra kendilerine bağlı tetikçi medya da bunların başkaları tarafından PKK tarafından yapıldığı yalanını yayarak bu suça ortak oluyorlar. Ertürk Yöndem yaşasaydı utanırdı, bu kadarını ben bile yapamadım der utanırdı. Yazıklar olsun bunlara. Ülkeyi yönetenler siyasetçi değil, onların medyası da medya medya değil, tetikçidir. Onları yöneten bütün bunları ihlalleri görmezden gelip bize üstüne üstlük hakaret manşetleri atanlar; onlara şunu söyleyelim: Tuvalet kağıdı kadar değeriniz olsaydı cevap verirdim ama tuvalet kağıdı kadar değeriniz yok. Alçaklığın dibine vurdunuz ve sizin zorbalığınız karşısında iliklerimize kadar direniyor, teslim olmuyoruz. Siz bizim cenazelerimizden korkuyorsunuz. Eskiden en iyi Kürt ölü Kürt’tü, şimdi ölü Kürt’ten de korkuyorsunuz. Bu ülkede sizin gidişinizin sonunuzun yaklaştığının göstergesidir.

Türkiye toplumuna çağrı

Türkiye toplumu özellikle batıya serzenişlerimizi ifade etmiştim. Bizim yaptığımız çağrı Kürtler katlediyor kurtarın çağrısı değil. Kürtler kendisini kurtarıyor siz de bu kurtuluşa dahil olarak kendinizi kurtarın. Biz faşizme karşı sonuna kadar direniyoruz, sizde katılın çağrısıdır. Bizim çağrımız budur. Bunu tekrarlamak istiyorum. Vicdanı olan hiç kimse sessiz kalmasın bu vahşi, barbarca saldırılarına karşı sesiz kalmasın. İnsan bu vahşi, barbar politikalarından vazgeçtiği vakit önümüze yeni bir durum çıkacak.

Genelkurmay Başkanı değil Davutoğlu gitsin

Başbakan Silopi ve Cizre halkını kurtarmaya çalıştığını söylüyor. Genelkurmay Başkanı değil sen git oraya. Madem bu halkı kurtarmaya çalışıyorsunuz, madem halk coşku ile karşılıyor o zaman genelkurmay başkanı gitmesin siz gidin. Askeri polisi niye gitmiyorsunuz? Sur’a gidin mesela. Ülkenin Başbakanı değil misiniz? Yoksa bir sorun sıkıntı mı var, giremiyor musunuz oraya? Sanmıyorum bu kadar kudretlisiniz girebilirsiniz. Cizre, Başbakanı davet ediyor. Yarın değil bugün Cizre’ye, Silopi’ye bir gidin. Kurtarmaya çalıştığınız Kürt halkı sizi coşku ile karşılayacaktır. Ama gizli, saklı bir bayram sabahı Diyarbakır’a gittiğiniz gibi değil. Eminim, halk kurtuluş mücadelesinin kahramanı Davutoğlu’nu hak ettiği gibi karşılayacaktır.”

Davutoğlu ne diyecek merak ediyorum

Daha sonra gazetecilerin sorularını da cevaplandıran Demirtaş, Başbakan Davutoğlu ile neyi görüşecekleri ilişkin bir soruya da, “Kendisini dinleyeceğiz. Bizde merak edeceğiz” diyerek, “Adamın biri varmış herkesin gözü önünde şahitliğinde birini vurmuş. Sonra bunu mahkemeye çıkarmışlar, avukatımı istiyorum demiş. Herkes merak etmiş, senin yaptığına herkes tanık oldu avukat ne yapabilir senin için diye sormuşlar. Oda demiş ki, bende merak ediyorum, ne yapabileceğini, ne diyeceğini’ demiş. Bizde merak ediyoruz, acaba Davutoğlu ne diyecek” diye konuştu.

Çökertme Planı’na ilişkin bir soruyu da Demirtaş, “Bu planlar yazılıp çizilmese bile ifade edildi. Davutoğlu dedi daha önce bu vermiştik diye. Bilgiler ve belgeler bunu teyit ediyor. Korkarız ki, yarın öbür gün bütün bu planlar paralel tarafından hazırlandı, bizi kandırdılar diye başkalarına yıkabilirler. Bunlar ağır cezaları gerektiren suçlardır” şeklinde konuştu.

Barış sözü verip savaş başlatanlar ihanet içindedir

Hükümetin kendisine yönelik “ihanet” suçlamasının hatırlatılması üzerine de, “Rusya uçağı düşürülürken muhalefet olarak bilgimiz yoktu sonrasında da bilgilendirilmedik. Bu konuda ortak bir kararımız da yoktu. ‘Hükümet bir gün ne amaçla yaptığı beli olmayan bir uçak düşürürse arkasında duracağız’ diye bir sözümüz de yok. Tam olarak neyle ihanet etmiş olduk? Niye düşürdükleri beli olmayan hiç birimizin onaylamadığı bir dış politikayı eleştiriyoruz diye kime niye ihanet ettik? AKP’nin seçim beyannamesine bakın içeride dışarıda barışı sağlayacağız dediler peki kim kendi sözüne ihanet etti bu durumda? İhanet kavramının bu kadar rahat kullanılması paniğin göstergesidir. Lavrov görüşmek istiyoruz derse gitmeyecekler mi? Lavrov ile görüşmek için ne tür entrikalar çevirdiklerini bilmiyoruz. Uçak düşürüldüğünde yanlıştır dedik Rusya da dedik halende eleştiriyoruz. Ülkeye de kendi verdikleri sözlere de parti programlarına aykırı davrananlar onlardır ihanet olacaksa onlar ihanet etmiştir” dedi.

Demirtaş, HDP’nin Meclis’ten çekilip çekilmeyeceğine yönelik bir soruya da, kendilerinin böyle bir kararları olmadığını bunun başkalarının gündemi olduğunu söyledi.

Başkanlık tartışması anlamsızdır

Başbakan ile 30 Aralık’ta yapacakları görüşmede başkanlık sisteminin gündeme gelip gelmeyeceğine ilişkin de Demirtaş, “Biz 30’unda Başbakan ile Anayasa’nın detaylarını görüşmeyiz. Geçmişte herhangi bir konu ile ilgili ne dediysek onun arkasındayız. Özerklik diktatör başkanlık karşıtı bir modeldir. Bir diktatörün ülkesinde özerklik olamaz, özerkliğin olduğu yerde diktatörlük olamaz. Böyle bir durumda başkanlık tartışması anlamsızdır, uygulanma şansı yok” diye konuştu.

Kürtlerin ayrılık talebinde bulunmadığını belirten Demirtaş, “Ama Kürtlere sen özerkliği de isteyemezsin, bunu ağzına bile almazsın denirse o zaman kopuşa gider, ayrılığa bağımsızlığa gider. Biz Kürtlerin hepsini öldüreceğiz diyorsa bunun başarı şansı yok” dedi. Demirtaş, “Halk olarak kabul edilmiyoruz. Bizim dilimizi geliştirme hakkımız yoktur. Bunu derneklerde yapıyoruz. Bir topluluk olarak var olma hakkımız yoktur. Genel kurulda Kürtçe konuştuğumuzda ile X dil olarak geçiyor” dedi.

Demirtaş, Türkiye’nin Rusya’dan özür dileyip dilemeyeceğine ilişkin bir soruya da, “O hükümetin bileceği bir iş. Ama bizi ihanetle suçlayanlar bir an önce savaşalım bir değil 3 uçak düşürelim deseydim bana hain manşeti atanlar kahraman manşeti mi atacaklardı?” diye konuştu.

Lavro görüşmesi

Lavrov ile görüşmesine ilişkin PYD’nin Cerablus operasyonun gündeme gelip gelmediğini de cevaplandıran Demirtaş, “Ben ve heyetimiz PYD’yi temsil etmiyoruz. Kendi partileri kuruları var bir şey talep ediyorlarsa onlar talep ederler. Biz Türkiye’den baktığımızda neler gördüğümüzü söyledik. Suriye halkı kendi geleceğini kendisi belirlemelidir. Kimse model dayatmamalıdır. Yeni anayasa ile sürecin önü açılabilir, Kürtler diyaloga açık bir toplumdur. IŞİD’e karşı etkili bir mücadele ediyorlar. Dünyanın daha fazla destek vermesi lazım. Dünya IŞİD belasından kurtulmak istiyorsa yerel güçlerin desteklenmesi gerekiyor” dedi.

diha

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here