Anasayfa Haber Hüda Kaya:’HDP diğer partileri eğiten, dönüştüren bir parti’

Hüda Kaya:’HDP diğer partileri eğiten, dönüştüren bir parti’

Paylaş

 

 

Hüda Kaya röportajın dan önce özgürlükçü solun notu

*Uzun Süre tartışma konusu olan başörtüsü   başta CHP olmak üzere  bütün solun gündeminden çıktı.Ve hatta  bu konuda eski fikirlerini de savunmuyorlar.Laik -antilaik tartışmasının konusu tarihe gömülmüş oldu. Yanlış olan bu tartışmaya itiraz eden sosyalistlerin Özgürlükçü solcuların ne kadar haklı oldukları test edildi.Çünkü karşı çıkılması gereken yer Muhafazakarlık ve özgürlük alanlarının AKP tarafından kuşatılma politikaları olması gerekirdi. Ayrımcılığa karşı çıkan özgürlükçü solcular  kim ayrıcılığa uğrarsa yanında olmak durumundadır.

*******

HDP’nin en çok konuşulan milletvekilli adayları arasında yer alan ,Hüda Kaya seçim barajlarını yıkarak bütün hakları ve ezilenleri, HES barajlarını yıkarak da suyu ve toprağı özgürleştireceklerini belirtti. Barajı aşmak için tüm inisiyatiflerini ortaya koyacaklarını kaydeden Kaya, “Aksi durumda bugün pratikte var olan ‘tek adamlık’ 8 Haziran’da resmi sivil bir diktatöryaya dönüşme gerçekliği ile karşı karşıya geleceğiz. Bu hakikati, karanlık geleceği görmemiz lazım ve bu açıdan barajları parçalayarak gelmemiz olmazsa olmaz. Başka bir lükse sahip değil halklar” dedi.

7 Haziran’da gerçekleştirilecek seçimlerin adeta kilit partisi durumunda olan ve birçok kesimin destek verdiği HDP’nin birçok çevreye hitap eden aday listesinde yer alan en dikkat çekici isimlerden biri de, İstanbul 1. Bölge 2. Sıra Adayı Hüda Kaya. Ülkücülükten İslami düşünceye, türban eylemlerinden Kandil’e uzanan bir politik çizgiye sahip Hüda Kaya, işçi bir babanın çocuğu olarak İstanbul’da dünyaya gelir. Küçük yaşta annesi ve babası ayrılan Kaya, 1980 öncesinde sıkı bir ülkücü iken 18 yaşında Kuran okumaya başlar ve hayatına yeni bir yön vermeye karar verir. Türban takıp, çarşaf giymeye başlayan Kaya, Iraklı bir Türkiye vatandaşı ile evlenir. 9 yılın ardından bitirdiği evliliğinden 3 kızı 2 oğlu olan Kaya, bitmek bilmeyen davaların ardından tüm çocuklarının velayetini alır ve zorlu bir hayat mücadelesi başlar. Küçük bir mağaza açan Kaya, bir yandan ailesini geçindirmek için çalışırken, diğer yandan tefsir, sosyal, kültürel, insan hakları, radyo programları çalışmaları yürütür. Yaşamının merkezine siyasi ideal olarak başörtüsü yasağını koyan Kaya, dergilerde yazılar yazmaya başlar.

28 Şubat sürecinde Malatya’da İmam Hatip Lisesi öğrencilerinin eylemlerinde ön saflarda yerini alan Kaya, “Ulusal Bir Heyecan Gecesi ve Başörtüsü” başlıklı yazısına açılan dava yüzünden işinden evine dönerken sokakta gözaltına alınıp tutuklanır. Bir gün sonra ise yanına Malatya’nın Akpınar Meydanı’nda gözaltına alınan 13 yaşındaki çocuğu Muhammed Cihad da gelen Kaya, çocuğu ile düşünce suçu olarak bilinen 312. maddeden DGM’de yargılanırlar. 20 ay cezaevinde kalan Kaya, hapis günleri biter bitmez yeniden sokaklara döner. Kaya’nın, bu eylemlerin birinde yanında bulunan 16, 17 ve 18 yaşlarındaki kızları 1999 yılında TEM polisleri tarafından okulu basılarak gözaltına alınır. Kaya, bu kez de 146. maddeden üç kızıyla birlikte idam istemiyle yargılanır ve bazılarından da ayrı ayrı cezalar alırlar.

İstanbul’a dönmek zorunda kalan Kaya, ancak geçimini sağlayacak bir iş bulamaz. Hakkında daha onlarca dava olan Kaya, kızı İntisar’ın 312. maddeden yargılandığı bir davadan ceza alması üzerine ülkeyi terk etmeye karar verir. Karayoluyla Pakistan’a kaçan Kaya, bir yıl sonra tekrar İstanbul’a döner. Davaları bitmemiş olan Kaya, peş peşe cezalar alarak Ağrı ve Malatya cezaevlerinde kalır. Tahliyesinden bir ay sonra birbiri ardına kızları da Akşehir ve Bandırma cezaevlerine gönderilen Kaya’nın kızlarından Nurulhak, tahliye edildikten kısa bir süre sonra trafik kazasında yaşamını yitirir. 28 Şubat’ın ardından kapılar yüzüne kapanan Kaya, iş bulamadığı gibi kızları da işten çıkarılır. Başörtüsü için verdiği mücadelenin daha geniş bir hak ve özgürlük mücadelesinin parçası olduğunu anlayan Kaya, MAZLUMDER’e ilk üye olanlardan olur.

2013 yılında Kandile gitti

2011 yılında barış aktivisti olan oğlu Muhammed Cihad’ın hiçbir delil olmadan bir PKK operasyonunda gözaltına alınıp tutuklanması ve uzun süren yargılamanın ardından beraat etmesi Kaya’nın yaşamında bambaşka bir kırılma noktası olur. 2013 yılının Ramazan ayında yanına oğlunu alan Kaya, Kandil’in yolunu tutar. PKK yöneticileriyle görüşen Kaya, PKK’ye katılanların hikayelerini dinler ve en çok kadınlardan etkilenir. Döndükten sonra izlenimlerini uzun bir yazı dizisi olarak kaleme alan Kaya, pek çok kadın platformunu kurarak, aktif olarak çalıştı. İlmi, sosyal ve kültürel alanlarda farklı dernek ve vakıflarda faaliyet yürüten Kaya, Ürdün, Sudan, Pakistan, İran, Keşmir, Lübnan ve Filistin mülteci kamplarında bulundu. Kardelen Eğitim Kültür ve Yardımlaşma Derneği’ni kurarak başkanlığını yürüten Kaya, Uluslararası Müslüman Kadınlar Birliği üyesi ve Türkiye delegesi. Demokratik İslam Kongresi Şura Meclisi üyesi olan Kaya, HDP’de iki dönemdir MYK üyeliğini yürütüyor. Şimdi de HDP’den milletvekili adayı. Kaya, neden HDP’de yer aldığını, AKP’nin politikalarını ve seçimleri ajansımız DİHA’ya değerlendirdi.

‘HDP diğer partileri eğiten, dönüştüren bir parti’

HDP’nin aday listesindeki eşit temsiliyete dikkat çeken Kaya, “Tek başına bir parti olarak diğer üç büyük partinin toplam kadın sayısından daha fazlasını tek başına listede vermesi diğer partileri de eğiten, dönüştüren bir ders olmaya devam ediyor. Bunun etkisini bu seçimlerde CHP’de görüyoruz. Artık HDP’nin ilkelerinden, prensiplerinden, çoğulcu yapısından ve temsiliyetin zenginliğinden CHP’nin de ufaktan ufağa ders çıkarmaya başladığını görüyoruz. Yine şuanda temsil ettiği tüm farklılıkların, inançların, dillerin, renklerin, zenginliğin temsiliyeti noktasında hiçbir parti henüz HDP ile kıyas edilebilecek noktada bile değiller” dedi. Kaya, neden HDP saflarında siyasete girdiğini ise şu sözlerle aktardı: “90 küsurluk Türkiye Cumhuriyeti’nin politik hayatında hep tek dilin ya da mezhebin, tek inancın, tek rengin veya tek ideolojinin, zihniyetin hep hakimiyeti ile diğer farklılıklar sürekli ötekileştirildiler. Muhalifler hep susturulmaya, sindirilmeye çalışıldılar. Türkler geldi Kürtleri ezdi. Suniler geldi Ermenileri, Alevileri, farklı inançları ezdi. Veya hangisi gelirse gelsin hiçbir tek yönetim boyunca ben Romanların eşit insan muamelesine tabi alındıklarını hala göremedim. İstinasız bütün renklerin eşitliğinin temsiliyetini HDP’de gerçekleşmiş olduğunu görerek, HDP’ye dahil oldum. O zenginliklerin temsiliyeti benim zaten hayatımda ilke edindiğim kabullendiğim, herkes için sadece benim inancıma, yaşam tarzıma sahip olanlar için değil, herkes için görmek istediklerimi HDP’de gördüm.”

‘HDP Türkiye politikasını terbiye ediyor’

Bugün ise parlamento mücadelesi içerisinde olduklarını söyleyen Kaya, seçim barajlarını yıkarak, bütün hakları, ezilenleri, Hidro Elektrik Santraller’in (HES) barajlarını da yıkarak suyu ve toprağı özgürleştireceklerini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm siyasi tarihi boyunca en tarihi ve kırılgan bir seçim sürecinde bulunduklarını belirten Kaya, “çözüm süreci” ile birlikte HDP’nin daha yeni doğan bir parti iken şuan ki siyaset arenasının motor bir güç olma noktasında barışı taşıyan, omuzlayan bir parti olduğunu tüm dünyanın gördüğünü kaydetti. HDP’nin Türkiye’de fark edilmediği kadar dünyada bir karşılığının olduğunu ifade eden Kaya, “Önümüzdeki dönemde ise HDP kadın, erkek ve tüm çeşitliliğin temsil edilmesi noktasında bu farklılığın bir zenginliğe dönüştürülmesi ve adaleti, barışı her birimizin paylaşması ve birbirimiz için istemesi noktasında aslında Türkiye politikasını da terbiye ediyor. Örnek veriyor, yol açıyor. Bir eş başkanlık sistemi bugün Türkiye gündeminde tartışılmaya başlandı. Her boyutuyla sadece kadın ve erkekler noktasında değil. HDP’nin taşıdığı misyon ve önüne koyduğu hedefler Türkiye gündeminde bundan sonra daha çarpıcı bir şekilde gündeme gelecek” dedi.

‘Tek adamlık diktatöryaya dönüşebilir’

Halkla sorumluluğu paylaşarak, barajları aşma noktasında tüm inisiyatiflerini ortaya koyacaklarını aktaran Kaya, şöyle devam etti: “Barajı geçtik deme lüksüne hala sahip değiliz. Hep birlikte gayret ederek, bu barajları parçalamamız lazım. Aksi takdirde bugün şehir şehir dolaşılarak bir başkanlık sisteminin propagandasının yapılması bir parti lideri gibi, bunun kamuoyunda anlatılıyor olabilmesi, bugün pratikte var olan ‘tek adamlık’ 8 Haziran’da resmi sivil bir diktatöryaya dönüşme gerçekliği ile karşı karşıya geleceğiz. Ve bu başkanlıktan öte, bu başkanlık bugün bir yutturmaca aslında. Gerçek anlamda profesyonelce basamak, basamak geleceğe dönük bir diktatöryalık rejimin işaretlerini ve adımlarını görüyoruz. Bunu halkımız görmeli, bunun farkına varmamalılar. Bu başkanlık sisteminin Amerika ile başka ülkelerle kıyaslanması söz konusu bile olamaz. Yeri geldi mi Amerika örnek veriliyor yeri geldi mi yok efendim kendimize göre milli Türk usulü bir başkanlık sistemi istediğimizi bal gibi de yaparız gibi ifadelerle millete meydan okumaya devam ediliyor. Bunun sonu, ilkesi yok. Netlik yok. Önü meçhul, karanlık. Hazır bir projenin gayreti bunlar. Dolayısıyla bu hakikati, karanlık geleceği görmemiz lazım ve bu açıdan barajları parçalayarak gelmemiz olmazsa olmaz. Başka bir lükse sahip değil halklar.”

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here