Anasayfa Köşe Yazıları İbrahim Akın yazdı: Tarihsel buluşma için HDP

İbrahim Akın yazdı: Tarihsel buluşma için HDP

Paylaş
7 Haziran 2015 Pazar günü Türkiye, siyasal ve toplumsal hayatı çok derinden etkileyecek bir genel seçim yaşayacak. Evrensel demokrasi ölçüleri bakımından, yurttaşların ülke yönetiminde söz ve karar sahibi olmasını sağlayan ve bunu kesintisiz işleten sisteme oturtmak bakımından ülkemiz halen epey gerilerde kalmış olsa bile, genel seçimler toplumun siyasal duyarlılığının en fazla arttığı ve olağanüstü fikri bir canlanmanın yaşandığı dönemler oluyor.
Böyle dönemlerde, iddiası olan her siyasal akımın, sivil girişimlerin ve bireylerin fikirlerini ifade etmek, farklı düşünenleri ikna ederek taraftarlarını çoğaltmak ve etki alanını genişleterek oy oranını artırmaya çalıştığı yoğun propagandalarına şahit oluyoruz. Demokratik ve barışçı bir iklimde gerçekleştiği, iktidar ve demokrasi dışı güçlerden kaynaklanan şiddet, baskı ve zorbalık söz konusu olmadığında, partiler arasında yaşanan fikri yarışı,  kitlesel bir siyasal şölen olarak adlandırmak da mümkün.
Her siyasal parti bu seçime farklı hedefler ve projelerle giriyor. Seçim sonrasında ortaya çıkacak parlamento dengesi, Türkiye’nin yakın ve orta vadeli geleceği bakımından büyük önem taşıyor. Hem ciddi değişimlere, hem de önümüze açılan sancılı yeni süreçlere tanık olabiliriz.
Birçok yönüyle Türkiye’nin bir döneminin artık geride kalmakta olduğunu, mevcut güç dengeleri ve gelişme potansiyelleri üzerinden yeni bir dönemin de inşa edilmeye çalışıldığı süreçten geçiyoruz. Yaklaşık onüç yıldır siyasal iktidarı elinde bulunduran AKP, çerçevesini küresel kapitalizme uyumun belirlediği, referansı İslamiyet ve Osmanlı olan bir kültür/ideolojin beslenen programatik yönelimiyle Türkiye toplumunu yeniden formatlamak istiyor. Eski vesayetin kimi kurum ve uygulamalarına karşı, yakın zamana kadar desteğine ihtiyaç duyduğu kimi çevrelerin hassasiyetini az çok gözetirken, bir süreden beri bu tavrını da terkedip hoyrat bir dayatmacılıkta ısrar etmekte kararlı görünüyor. Bu politikayla halkın önemli bir bölümünü alanen karşıya almakta ve ötekileştirmekte hiçbir sakınca görmüyorlar.
Özellikle, başkanlık modelini hâkim kılma ve Türkiye’nin ilk başkanı olmak hedefinden ve hülyasından başka hiçbirşeyi gözü görmeyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tavrı ve siyasal empozelerini de dikkate aldığımızda, demokrasi ve geleceğimiz bakımından son derece problemli bir durumla karşı karşıya olduğumuz ortaya çıkıyor. Son iki yıl içinde yaşadıklarımızın dökümü bizi ister istemez daha kararlı bir mücadele hattında durmaya zorluyor. Hiç şüphesiz böyle bir durumda, devlette ve neredeyse bütün kurumlarda ciddi bir siyasal hegemonya oluşturmuş bulunan bu AKP iktidarına karşı ezilenlerin, emekçilerin, yoksulların, kimlikleri nedeniyle bütün ötekileştirilen halkların ve bireylerin, kadınları ve gençlerin, kısaca bu düzenin mağdur ettiği bütün halkın ortak ve birleşik mücadelesini başarmak, hepimizin sesini, sözünü ve ortak iradesini oluşturmak çok önemli.
Bu noktada halk çaresiz olmayıp, önemli toplumsal güçlerle ciddi sonuçlar almanın eşiğinde bulunuyor. Aslında yüzyıllık acı bir tarihi olan Kürt sorunun çözümü doğrultusunda mücadele yürüten Kürt Özgürlük Hareketi’nin 12 “Eylül 1980 darbesinden bugüne muhtelif aşamalardan geçen başarılı mücadelesinde ete kemiğe bürünen olağanüstü devrimci kapasitenin, bugün gelinen nokta itibariyle Türkiye’nin demokrasi, özgürlük, eşitlik ve adalet yanlısı güçlerin birikimiyle buluşması yeni bir dönemin başlangıcının ifadesidir. Ciddi mücadele deneyleri, birikimleri ve muazzam insan gücü ortak bir demokrasi havuzunda buluşarak yeni bir yaşamın inşasında ve radikal bir demokrasiye giden yolun açılmasında rol almaya başladılar. Yenilgiler ve başarılardan alınan bütün dersler yeni bir yürüyüşün enerji kaynağı oldu.
Solun kendi içindeki ayrışmalar, Kürt Özgürlük Hareketi ile varolan kopukluklar, etnik ve dinsel kökenli farklı duruşlar, HDK’nın yarattığı zeminde ve HDP’nin sunduğu imkânla şimdi önemini yitirerek geride kalıyor ve yılların özlemi ve hedefi Tarihsel Buluşma umudu somut bir siyasal gerçekliğe dönüşüyor. Bu umudun büyütülmesi için seçimler hepimize Türkiye’nin en ücra köşelerine kadar sesimizi ve sözümüzü taşıma, sokaktaki özgürlük ve eşitlik mücadelesiyle parlamentodaki mücadelenin birlikteliğini güçlendirme  ve geliştirme fırsatını sunuyor. Bu fırsatı hakkıyla değerlendirmek tabi ki hepimizin ortak çabasına bağlı.
Hiç şüphesiz 7 Haziran 2015 Genel Seçimleri yakın tarihimizin en kritik seçimlerinden biri olmaya adaydır. Çok ciddi yorgunluk emareleri göstermesine karşılık AKP iktidarı 4. dönem de iktidarı devam ettirmek istiyor. 12 Eylül Darbe Anayasası’na yönelik toplumsal tepkiyi arkasına alıp, kendi zihniyetinin köşelerini oluşturduğu yeni bir anayasayla iktidarını sürdürmek niyetinde. Mevcut düzenin kurumlarındaki gücünü ve hakimiyetini yeterli görmüyor ve daha ötesine geçmenin fırsatı olarak anayasayı değiştirecek bir  parlamento gücünü seçimlerden çıkarmayı hesap ediyor. Bu amaçla, rejimde yasal siyasi bir rolü olmamasına karşın seçim kulvarında  AKP için oy isteyen cumhurbaşkanı Erdoğan’ın propaganda faaliyetinden azami derece de faydalanmayı siyasal ahlak bakımından sorunlu bir durum olarak görmüyor. Bu ahlak dışı yolları meşru gören böyle bir partiye halkın pekâlâ anayasayı değiştirecek bir yetkiyi ve desteği verebileceğini düşünüyor. Yine böyle bir partinin Türkiye’ye bundan sonra diktatörlükten başka bir şey getirmeyeceğini seçmenin düşünmeyeceği ve aklına hiç gelmeyeceği üzerine hesap yapıyor. Yanlış hesabın sandıktan döneceğini ve halkın diktatörlük heveslerine yol vermeyeceğini görmek için çok beklemeyeceğiz.
Bu umut ve temennimizin ana aktörü elbette ki ana muhalefet değildir.  O, mücadele kapasitesi sönmüş, toplumsal desteğini kaybetmiş,  etki gücü ve inandırıcılığı kalmamış bir partidir. Bugüne değin yürüttüğü siyasetle neredeyse her zaman iktidarın varlığını güçlendirmiştir. En kritik eşiklerde dostlarını solda ve demokrasi güçleri arasında arayacağına, sağa ve muhafazakâr kesime yanaşarak, son kertede AKP iktidarına hayat öpücüğü veren siyasal stratejiler izledi. Geride bıraktığımız son iki seçimde de aynı yolu izlemiş, hem kendisi, hem de ona güvenen ve destek veren seçmenleri ard arda hayal kırıklığına uğrattı. Bu genel seçimlerde onu destekleyecek seçmenleri bekleyenin aynı akıbet olacağını söylemek kehanet olmayacak. Irkçı ve milliyetçi “ muhalefeti” ise,  demokratik ve barışçı bir ortamda, bütün parti ve adayların serbest ve özgürce propaganda yapabilmelerinin sağlaması hususundaki konumları her dönemde soru işareti taşıyor olması bir yana bırakılırsa, seçim bağlamında muhalif bir güç olarak değerlendirme konusu yapmak doğrusu pek gerekmiyor.
Halkların Demokratik Partisi (HDP), özellikle son yıllarda seçim dönemlerinde parçalı muhalefeti biraya getiren ve ciddi sonuçlar elde edilerek parlamenter zeminde yakalanan başarının daha istikrarlı hale getirilmesi ve oluşan toplumsal beklenti gözetilerek, ciddi bir seçenek yaratmak amacıyla kuruldu. Mart 2014 Yerel seçimlerine katıldı ve ardından Eş Genel Başkan Selahattin Demirtaş’ı Cumhurbaşkanı adayı olarak çıkardı.Yeni bir yaşam çağrısı ile ilk kez 9.8 lik bir oy desteği ile umuda yolculukta önemli bir eşik yakalandı. Aradan geçen zaman içinde kimi inişler çıkışlar olsa bile, Yeni Yaşam Çağrısına olan toplumsal desteğin güçlü bir şekilde sürdüğü ve HDP’nin mutlaka parlamentoya girmesi yönündeki beklenti ve isteklerin hızla arttığı görülüyor.
Bu destek ve beklenti, mevcut siyasal şartlarda, HDP yi AKP nin ve Erdoğan’in ülkeyi sürüklemeye çalıştıkları yeni diktatoryal rejimi engellemeye en uygun siyasal konuma sahip parti durumuna getirdi. Bu anahtar rolün ortaya çıkmasında hiç şüphesiz siyasal sahneye çıktığı andan itibaren etkili bir söylem ve eylem çizgisi gerçekleştiren HDP’nin ve ona hayat veren güç, üye ve dostlarının da büyük payı bulunmaktadır.
 Erdoğan ve AKP’nin en dişe yaratan gidişlerine son verecek şey, bu denklem içinde HDP’ nin barajı geçecek ve mecliste güçlü bir aktör olacak oyu almasıdır. Bu çok zor ve uzak bir hedef sayılmaz.  Bugün ülkenin geleceği hakkında endişe duyan hemen her siyasal çevreden duyarlı yurttaşların ortak düşüncesi de bu yöndedir. Siyasal sağduyu, HDP’ye verilen her bir oyun, Erdoğan ve AKP’nin mutlak iktidarına giden yolda kaya gibi bir engel olacağıdır.  Eş Başkan Demirtaş da son TBMM Grup Toplantısında ifade ettiği en kısa, en net sözü ile bu gerçeği açıkça ortaya koydu. Bugün artık topluma korku salan AKP nin korkulu rüyası HDP oldu. 12 Eylül Anayasası’nın ürünü olan ve bütün iktidarların çıkarları gereği değiştirmediği % 10 barajı ve sırtını ona dayayan AKP’nin uzatmaları oynadığını göreceğimiz günler artık çok uzakta değil.
Bu durumun farkına çeşitli toplumsal dinamikler, düzenden canı yananlar, muhalif siyasal güçler,  ötekileştirilen inanç kesimleri, etnik topluluklar ortak bir başarı hikâyesi için birlikte çalışma iradesini ortaya koydular. Bu Tarihsel Buluşma’nın yeni yaşamın inşasındaki önemine işaret ettiler. Bütün cevresel desteklerini harekete geçirmek için işe koyuldular. Bu hepimize coşku ve umut veriyor ve geleceğe olan güvenimizi artırıyor. Bu destek ve dayanışmanın aşamayacağı güçlük yoktur.  Bu dönem başarı hikâyesinde demokratik ve özgür Türkiye isteyen her yürttaşın, seçmenin, kadının, erkeğin, gencin, yaşlının, işçinin, işsizin, emekçinin, emeklinin, doğa ve canlı yaşam savunucularının, LBGTİ bireylerinin yerini alması dönemidir. Bu yürüyüşte herkese yer var. Bu söze herkes kendi sesini katabilir. Bu barajı yıkmak için herkes omuz verebilir.
İşimiz kolay değil ve sürecin sorumlulukları elbette ki epey ağır. Heybelerimizde taşıdığımız yükler de var. Bunların yaratacağı çeşitli engeller önümüze çıkabilir. Bunlarla cesaretle yüzleşip, mümkünse eksik ve zaaflarımızdan arınarak, umudumuzu büyütebiliriz.  Bizi böyle bir adımdan uzak tutacak ve oldukça haklı görülebilecek görüşler ve gerekçeler ifade edebileceğimiz durumlar olsa bile, gelecek tahayyülümüzü ve topluma karşı sorumluluklarımızı öne çıkarmamız şüphesiz daha doğru olacaktır. O nedenle, her türlü olumsuzlukları hesaba katsak bile, kendi siyaset tarzımızı ve dilimizi iddiamızla uyumlu hale getirmeli; açık, net ve anlaşılır yeni dili kurmalıyız.
Bugün, siyaset sahnesinde hak ettiğimiz yeri alabilmek ve dönüştürücü bir güç olabilmek için farklılıkları zenginlik olarak gören ve kabul eden, bütünleştirici, çoğulcu yeni siyaset tarzını hâkim kılmalıyız. İçe dönük, kendisiyle uğraşan, rekabetçi ve ötekileştirici dilden uzak durmalıyız. HDP kendisin e yönelik bütün yapıcı ve dostça eleştirilerden öğrenmeye toplumsal ilişkilerde sınırsız hoşgörü çizgisini hâkim kılmaya çaba gösteriyor. HDP Bütün yönetimleri ve üyeleriyle hakkındaki yanlış bilgi ve önyargıları sabırla düzeltmeye çalışıyor. Bu hattı özenle sürdürmeliyiz.
Türkiye önemli bir eşiği geçerken, toplumda gelecek kaygısı alabildiğine arttığını görüyoruz.  Seçimi iyi değerlendirerek bu kaygının bertaraf edilmesinde hem parti, hem de yurttaşlar olarak rol alacağımız gün bugündür. Şimdiye kadar yürüttüğümüz mücadelelerimizin toplamının taçlanacağı günler bu günlerdir.  Özgürlükçü, Eşitlikçi, Ekolojist ve Demokratik bir Türkiye’nin kurulmasına giden yolda bu buluşmanın çok önemli bir adım olacağına inanıyorum.  Bu inançla, yürütmüş olduğumuz mücadelede bugüne kadar üzerime düşen her görevi fikri ve fiziki gücüm ölçüsünde yapmaya çalıştım. Şimdi de 7 Haziran 2015  seçimlerinde HDP çatısı altında  yürütüğümüz birleşik ortak mücadelenin büyütülmesine katkı sağlamak için milletvekili aday adayı oldum.
 Ortak Başarı Hikâyemize katılacağınıza inanıyor ve desteklerinizi bekliyoruz.
İbrahim AKIN
 Halkların Demokratik Partisi
 unnamed
İzmir Milletvekili Aday Adayı
Paylaş

1 Yorum

  1. Uzun yılların bitimsiz görünen hazan mevsimi nihayete ermek üzere. Newrozla birlikte karşılamaya başladığımız bahar, yeni umutların tomurcuklarıyla geldi. Dondurucu bir ayaz, atlatılması güç beklenmedik bir fırtınaya yakalanmazsa tomurcuklar, rengarenk çiçekleriyle süreğen bir bahara erişebiliriz. İbrahim arkadaşımızın da temenni ettiği gibi yapmamız gereken tek şey yüreklerimizin hararetini sönmeyecek bir yaşam alevine akıtabilmek. Umut büyük. Öyle anlaşılıyor ki bu kez başarabiliriz.

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here