Anasayfa Haber İHD,Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve TTB “Hapishanelerde güvenlik görevlilerine öldürme yetkisi...

İHD,Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve TTB “Hapishanelerde güvenlik görevlilerine öldürme yetkisi veriliyor”

Paylaş

Ceza infaz memurlarının cezaevindeki tutsaklara karşı silah kullanma yetkisi veren “Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı”nın 19 Aralık cezaevi katliamıyla meşrulaştırılan müdahale biçimini yasallaştıracağına dikkat çeken Avukat Gülizar Tuncer, tasarıyla birlikte cezaevindeki operasyonların katliamlara zemin hazırlayacağını söyledi. TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe ise, tasarıyla temel hedefin toplumun disipline edilmesi ve onu temsil eden kişilerin yok edilmesi olduğuna dikkat çekti.
680x680nc-ist-30-03-15-ihd-cezaevi-toplantii
İHD İstanbul Şubesi Cezaevi Komisyonu üyeleri, Meclis Alt Komisyonu’nda kabul edilen, “Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı”na ilişkin Cezayir Toplantı Salonu’nda basın toplantısı düzenledi. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ve TTB temsilcilerinin de katıldığı toplantıda salona, “Yeni katliam yasa tasarısına hayır” yazılı pankart ile “Hapishanelerde güvenlik görevlilerine öldürme yetkisi veriliyor”, “Diyarbakır zindanında işkence aleti olarak, ‘güvenlik köpekleri’ tasarıyla yasallaştırılıyor”, “Güvenlik görevlilerine savunmasız mahpuslara karşı silahlı müdahale yetkisi tanınıyor” yazılı dövizler asıldı.
680x680nc-ist-30-03-15-ihd-cezaevi-toplanti-tuncerr
Toplantıda ilk olarak söz alan Avukat Gülizar Tuncer, Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı’na ilişkin sunum yaptı. Geçtiğimiz günlerde Meclis’te kabul edilen “İç Güvenlik Paketi”ni hatırlatan Tuncer, cezaevlerine yönelik olarak hazırlanan ve tutsakların can güvenliğini tehlikeye atan tasarıya tepki göstererek, yasa tasarısının tutsaklar için doğuracağı tehlikeli sonuçların halen bilinmediğini söyledi.

‘Temel amaç kurumun iç güvenliğini sağlamak’
680x680nc-ist-30-03-15-ihd-cezaevi-toplanti1
Yasanın genel gerekçesinde infaz sisteminin temel amaçlarından biri olarak içerdeki tutsakların “iyileştirilmelerinin” hedeflendiği şeklinde ifadelerin yer aldığını belirten Tuncer, “Bu yasanın mahpusların iç dünyalarına nüfuz etmek için yapıldığı söyleniyor. Ancak, temel amaç, cezaevindeki mahpusların can güvenliklerini sağlamak değil, kurumun iç güvenliğini sağlamaktır. Bunu dışarıya yönelik çıkan yasada da gördük” dedi.

‘Tazyikli su işkence yöntemi olarak kullanılacak’

Devletin “güvenlik”ten anladığının “şiddet” olduğunu ifade eden Tuncer, bunun bir örneğinin yasa tasarısının üçüncü maddesinde bulunan “Temel müdahale aracı yöntemleri”ne ilişkin açıklamalarda yer aldığını söyledi. Ceza İnfaz Kurumları Güvenlik Hizmetleri Kanunu Tasarısı’nın 3. maddesinde beden gücü ve maddi güçten bahsedildiğini söyleyen Tuncer, söz konusu maddeye ilişkin şu bilgileri verdi: “Maddi güçten kastedilen güvenlik köpekleri, toz, basınçlı su ve biber gazının kullanılmasıdır. Mahpuslara kullanılan yöntemlerden birisi tazyikli sudur. Tazyikli suyun mahpuslara karşı kullanılması bir işkencedir. Bu hem işkence yöntemi olarak kullanılacak ve bunu yasalaştırıyor. Diğer müdahale aracı göz yaşartıcı gazlar. Bunların kapalı mekanlarda yakın mesafe ve aşırı dozda kullanılması kimyasal silah olarak tarif ediliyor uluslararası sözleşmelerde. 19 Aralık Cezaevi katliamı sürecinde bunlar kullanıldı. Kullanılan gaz bombalarının üzerinde ‘kapalı mekanlarda kullanımı yasaktır’ denmişti. Ancak buna rağmen kullanıldı. Sonuç olarak daha önce operasyonlar sırasında kullanılan gazları şimdi de yasalaştırmaya çalıştırıyorlar. Örneğin, tasarıda tozlar denilerek belirsiz ifadele kullanılıyor. Bu u tozlardan ne anlaşılacak? Ne olduğu belirsiz ama kesin biçimde mahpuslara zarar vereceği tozlar ifadesi var. Yine 19 Aralık cezaevi katliamında bunlar kullanılmıştı. Bu gazlar vücutta yanma ve erimeye sebep oluyor.”

‘Güvenlik köpekleri’ kullanılacak

Tasarıda yer alan “temel müdahale” araçlarından birinin de “güvenlik köpekleri” olduğunu belirten Tuncer, “Devlet, bundan sonraki süreçlerde bir işkence araçları olarak güvenlik köpeklerini mahpusların üzerinde kullanacak ve bunu da yasalaştıracak. Köpeklerin mahpusların üzerinde kullanılması bize 12 Eylül faşizmi ve Diyarbakır Cezaevi’nde Esat Oktay Yıldıran’ın köpeğini hatırlatıyor. Şimdi de bu işkence yöntemini yasalaştırıyorlar. Bundan sonra tüm mahpuslara yönelik her sorun çıktığında uygulayabilecekleri bir araç olarak sunuyorlar” diye konuştu.

Mahpus kurallara uymazsa zor kullanılacak

Tasarının 10. maddesinde ceza infaz memurlarına “zor kullanma yetkisi”nin verildiğini dile getiren Tuncer, şunları söyledi: “Bu maddeye, ‘asayişi bozan olayların ortaya çıkması halinde’ güvenlik görevlilerine zor kullanma yetkisi veriliyor. Örneğin mahpus çıplak aramaya direnirse o zaman zor kullanma yetkisi kullanacak. Yine aktif ve pasif direniş slogan atmak, gereksiz yere marş söylemek suç sayılacak. Yani direniş suç sayılıyor. Bu hakkın kullanımı zaten mevcut yasada suç olarak kabul edilip disiplin soruşturmaları açılırken şimdi de onlarla yetinilmeyip mahpus kurallara uymamışsa aynı zamanda onlara müdahale gerekçesi olacak.”

Memurlara silah kullanma yetkisi veriliyor

Cezaevlerinde “asayişi bozan olaylarda” infaz koruma memuruna tutsaklar üzerinde silah kullanma yetkisinin de verildiğini söyleyen Tuncer, “Tasarı, infaz koruma memurlarına, mahpuslar arasında kavga, kargaşa çıkma durumunda ya da direniş ve isyan hallerinde silah kullanmaya yetkisi veriyor” dedi. Tasarının 15. maddesine göre güvenlik güçleri ile cumhuriyet savcılarının direniş durumlarında iş birliği içerisinde olabileceğini ifade eden Tuncer, bunun tasarının en tehlikeli maddelerden biri olduğunu söyledi. Tuncer, “Örneğin, açlık grevi eylemlerinin cezaevinde yaygın hale getirilmesi halinde iç ve dış güvenlin yanında cumhuriyet savcıları ile kolluk kuvvetleri işbirliği içinde cezaevlerinde müdahalede bulunacak” şeklinde konuştu.

‘Tasarı cezaevinde yeni katliamlara zemin hazırlayacak’

Tasarının, 19 Aralık cezaevi katliamı ile meşrulaştırılan müdahale biçimini yasallaştıracağına dikkat çeken Tuncer, cezaevindeki operasyonların katliamlara zemin hazırlayacağını söyledi. Tasarının yasalaşması halinde cezaevlerindeki tutsakların temel hak ve özgürlüklerinin yok edileceğini söyleyen Tuncer, “Yeni katliamlara zemin hazırlayacak” diyerek, tasarıya karşı dayanışma ve mücadele çağrısı yaptı.

‘Tasarı, katliam ve işkenceyi yasalaştırıyor’

Tuncer’in ardından konuşan TİHV İstanbul Temsilcisi Ümit Efe ise, tasarının temel hedefinin toplumun disipline edilmesi ve onu temsil eden kişilerin yok edilmesi olduğuna dikkat çekerek, “Toplumu disipline etmek için hapishanelerdeki işkenceyi görünür kılan bir yasa tasarısıdır” dedi. Tasarıyı “terörist” olarak niteleyen Efe, “Tasarı, katliam ve işkenceyi yasalaştırıyor. Bu yasa tasarısı, devlet mantığının toplumsal muhalefetin tamamına tepeden inme bir dayatmanın yasalaştırılmasıdır” diye konuştu.

‘Zindandakiler tasarıya boyun eğmez’

Son olarak konuşan yazar Temel Demirer de, “İç Güvenlik Yasası”yla Türkiye’nin totaliter bir devlete dönüştüğünü belirterek, “Ethem’i vurup yargılananlar iç güvenlik paketiyle yargılanamaz hale geliyorsa bu tasarıyla da Bayrampaşa Cezaevi’ndeki olaylardan yargılananlar şimdi artık yargılanamayacak” dedi. Demirer, “Zindandakiler, bu yasa tasarısına boyun eğmez. Onlar gereken biçimde direnecekler” diye konuştu.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here