Anasayfa Haftanın Yazısı İktisatçı Ali Bilge Değerlendirdi:”Yoksullar Üzerinde Kurulan AKP İllüzyonu Dağılıyor”

İktisatçı Ali Bilge Değerlendirdi:”Yoksullar Üzerinde Kurulan AKP İllüzyonu Dağılıyor”

Paylaş

İktisatçı Ali Bilge, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) tek parti iktidarını kaybettiği 7 Haziran Genel Seçimi sonuçlarını bianet’e değerlendirdi.

 

Türkiye’nin diktatörlük konusunda direkten döndüğünü söyleyen Bilge, asıl merak edilenin Türkiye’ye borç veren uluslararası fonların Türkiye’de istikrarsızlığa ne kadar dayanacağı olduğunu söylüyor.

Bu süreçte AKP iktidarıyla ortaya çıkan sermayenin, olası iktidar değişikliği halinde karşı karşıya kalacağı yolsuzluk soruşturmaları ihtimalinin yatırımcıların gözünde bu sermayelere mesafeli davranmasına sebep olduğunu, Borsa’da değer kaybetmesinin beklenebileceğini söyleyen Bilge; bu durumun tam karşısında AKP tarafından sürekli baskı altında tutulan bazı sermaye gruplarının da bu baskıdan kurtulma ihtimali nedeniyle değer kazanmasının mümkün olduğunu söylüyor.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden beri AKP’nin 12 puan kaybettiğini hatırlatan Bilge bunda en büyük etkinin yoksullar üzerindeki “AKP illüzyonu”nun kalkması olduğunun altını çizen Ali Bilge, olası bir erken seçimin de AKP’yi daha fazla yıpratacağını belirtiyor.

“Türkiye’nin ve AKP’nin sırtındaki yük sürekli anayasal suç işleyen Cumhurbaşkanlığı Makamı’ndaki Recep Tayyip Erdoğan’dır” diyen Bilge, son seçimlerde demokrasinin Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP)“emanet oy verenler” sayesinde kurtulduğunu, bundan sonra asgari demokrasi ve hukuk devleti temellerinde demokrat bir muhalefetin Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve HDP tarafından örülmesi olduğunu söylüyor.

“Mesele borç verenlerin istikrarsızlığa ne kadar dayanabileceği”

Genel Seçimler’in sonucunda 13 yılın ardından AKP’nin tek parti iktidarı sona erdi, HDP yüzde 13 ile Meclis’e girdi. Şimdi koalisyon ve erken seçim ihtimalleri tartışılıyor. İktidarın en büyük savunusu ise “istikrarsızlığın ekonomik ve siyasi krize yol açması”. Seçimin bu sonuçlarından ekonomi nasıl etkilendi?

Hükümetsizlik ya da uzun süren hükümet bunalımları bütün ekonomik hayatı etkileyen bir unsur. Ancak artık herkes Türkiye’nin diktatörlüğünden döndüğünü konuşuyor.

Dün itibariyle uluslararası fon temsilcileri de nasıl bir hükümetin kurulacak, bu hükümet nasıl bir ekonomik politika izleyecek sorularını sormaya başladı.

Türkiye dış kaynak girişine muhtaç olan bir ekonomi, bu olmadan büyüme yaratılamıyor. Bu kaynakların açık, ucuz ve Türkiye’nin istediği miktarda borç verebilir olması önemli. Bu nedenle borç verenler Türkiye’nin ekonomik istikrarını sorguluyorlar.

Bu çerçevede hükümetin kurulması ve ekonomik yönetimin sürdürülmesi önemli. Bu süreç uzadıkça borç verenler de maliyeti arttırıyor, verilen borç kısıtlanıyor. Buna risk birimi diyoruz. Bu Türkiye gibi borç almak zorunda olan ülkeler için çok önemli. Ancak seçim sonuçları uluslararası fon için tek belirleyici değil. Seçimlerden önce de gözler Amerikan Merkez Bankası’nın faiz arttırıp arttırmayacağına dönmüştü.

Şu anda uluslararası fon temsilcileri Türkiye’nin diktatörlük tarafından yönetilmesi ne kadar kabul edilebilir, demokrasiyle yönetilmesi uğruna hükümet istikrarsızlığına ne kadar katlanılabilir olduğuna bakıyor.

“AKP’nin havuz sermayesi iktidar değişikliğinen etkilenebilir”

Seçimlerin hemen ardından dövizin arttığı yönünde haberler yapıldı. En ilgi çeken ise TOMA üreticisi Katmerciler Holding’in hisseleri dikkat çekici şekilde düşerken Doğan ve Koza-İpek Grubu’nun hisselerinin yükselmesi oldu. Bu tablo bize ne söylüyor?

Türkiye’de AKP ile bir sermaye havuzu oluşturuldu. Bu havuzdakiler özel olarak gözetildi, bunun için kamu kaynakları kullanıldı. Bu şekilde 13 önce esamesi okunmayan bazı şirketler büyüdü. Bu şekilde net bir yapılanma var ve bu yapılanmanın patronu da Erdoğan.

Şimdi olası bir iktidar değişikliğinde, 17-25 Aralık yolsuzluk soruşturmalarının yeniden açılması ihtimali bu havuz sermayesinin başka iktidarlar nezdinde daha korunaksız görünmesine sebep olabilir. Yolsuzluk soruşturmaları yeniden açıldığında bu zenginleşmelerin nasıl olduğu, nasıl kamu kaynaklarından buraya kaynak akıtıldığı da soruşturulabilir. Bu ihtimal de bu sermaye gruplarının hisselerinin değerlerinin düşmesine sebep olabiliyor.

Aynı şekilde, karşı taraftan da, AKP iktidarı boyunca sürekli baskı altında bulunan grupların, yeni iktidar değişimiyle bu baskıdan kurtulabileceği ihtimali de bu grupların hisselerinin değerini arttırıyor.

“Demokrasiyi HDP’ye emanet oy verenler kurtardı”

Peki Genel Seçimler’in sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu tablo nasıl oluştu?

Türkiye toplumu diktatörlüğe, faşizme karşı çıkmıştır. Seçmenler günlük hayatın dindarlaşmasını, her gün anayasa suçu işleyen bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetilmek istemediğini bu şekilde söyledi.

AKP seçmeni de Erdoğan’ın tek başına yönetimine izin vermedi. Cumhurbaşkanlığı seçiminden genel seçimlere 12 puanlık fark bu şekilde oluştu. AKP seçmeni Erdoğan’a “Biz seni böyle Cumhurbaşkanı ol diye seçmedik” dedi.

Bu seçimlerin en büyük özelliği ilk defa dini grupların çatışmasıydı. Muhafazakar kesimdeki bu hesaplaşma AKP içinde devam edecek. Bu süreçte hala en çok oyu alan parti olan AKP’nin bir restorasyona gitmesi gerekiyor. Hem Türkiye hem de AKP’nin sırtında yük olan Erdoğan ile mesafeyi kurması gerekiyor.

HDP ise gerçekten büyük risk alarak seçimlere girdi. 25 yıl önce Erdal İnönü’nün büyük inisiyatifiyle parlamentoya giren ve sonra haksız bir şekilde atılan Kürt siyaseti büyük zafer kazandı. Ama bunu Kürt siyaseti üzerinden değil ortaya koydukları proje ile sağladılar.

Burada Demirtaş’ın da telaffuz ettiği “emanet oyları” tebrik etmek gerekiyor. Hayatında ilk defa Kürt siyaseti kökenli bir partiye verilen oylar demokrasiyi kurtardı. “Ben seçimde HDP’ye oy vererek Türkiye’nin faşizme gidişini durdurmak istiyor” diyenler demokrasiye nefes aldırdı, HDP’yi de Türkiyelileştirdi. HDP’de Diyarbakır provokasyonunu büyük bir soğukkanlılıkla yönetti.

Davutoğlu nakavt olmuş bir lider görünümündeydi, konuşması anlamsızdı. Ortada o kadar çok suç dosyası, o kadar çok suç ortaklığı var ki. AKP’nin acilen restorasyona gitmesi gerekiyor. Koalisyon modellerine dahil olmak isteyecektir, erken seçim AKP’yi daha çok yıpratır. Ancak bu suç dolayısıyla iktidarı bırakmak istemeyecek de. Çünkü AKP illüzyonu artık soluyor.

“Artık finans krizlerinden yararlanıp büyüyen Türkiye yok”

Bu düşüşü siz Yerel Seçimler sonrasında da dile getirmiştiniz. Özellikle ekonomik krizin henüz kırsala yansımadığını ancak genel seçimlerde yoksullaşmanın bu kesimlerde de hissedileceğini bu durumun AKP oylarını düşüreceğini söylemiştiniz. Tespitiniz doğrulandı gibi görünüyor.

Yoksullar üzerindeki bu AKP illüzyonu artık siliniyor. AKP’deki düşüş bir seçim önceden belliydi ama artık yıpranma sürecine geçildi. Çünkü parti artık Erdoğan’ı ve bu suçları taşıyamaz hale geldi.

Türkiye’nin anormal bir işsizlik sorunu var ve büyüyemiyor. Uluslararası piyasaların içinde bulunduğu krizden yararlanarak kendini kolayca finanse ettiren Türkiye artık yok. 13 yılda beklenenin üstünde büyüme gerçekleşti ve buna dönük bir sermaye havuzu oluşturuldu. Ama bu hikayenin de sonuna yaklaşıldı.

Yoksul kesimler üzerinde kurulan nobran, kaba sosyal devlet devlet illüzyonu bir oy patlamasına sebep olmuştu ama artık bunun da sonuna gelindi.

“Türkiye siyasetinin temel sorunu Erdoğan”

Bundan sonrası için düşünceleriniz nedir?

Ak despotizmi, kontrgerillası, MİT’i bütün bunlar pislik havuzu yarattı ve bunun temizlenmesi, hesabının da sorulması lazım. Bu uzun bir süreç bunun için de asgari demokratik taleplerde ve hukuk devleti temelinde örgütlenen bir muhalefet gerekli. Bunda da HDP ile CHP’ye iş düşüyor.

Türkiye siyasetinin en temel sorunu ise halk seçti diyerek anayasa suçu işleyen birinin Cumhurbaşkanlığı makamında bulunması. Bu kişiyi vatana ihanet suçu dışında bir suçlamayla yargılayamıyoruz ama bu kişi aynı zamanda aklanmadan bu makama geldi. Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı bahçesinde çiçek budamasını beklemek zor görülüyor ve bu kişi elindeki mevcut yetkilerle siyaseti kilitleyebiliyor.

Bu temel sorunda asıl görev AKP’ye düşüyor. Kendi siyasi varlıklarını sürdürmek istiyorlarsa Erdoğan konusunda karar vermeli ve içlerindeki suç dosyaları yaratanları tasfiye etmeliler. Bia

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here