Anasayfa Haber İsveçli gazeteci Medin: Rojava tüm tabuları yıkıp, görmeyen gözleri açtı

İsveçli gazeteci Medin: Rojava tüm tabuları yıkıp, görmeyen gözleri açtı

Paylaş

 

DAİŞ’in 7 Ekim’de Kobanê’ye düzenlediği büyük saldırıyı ve sonrasında yaşananları dünya kamuoyuna duyuran az sayıdaki gazeteciden biri olan İsveçli Joakim Medin, Rojava’da DAİŞ çetelerine karşı verilen mücadelenin Kürtlere ve örgütlülüklerine dair var olan tüm tabuları yıktığını ve adeta bu zamana kadar kör olan gözleri açtığını ifade etti. Savaş kadar, Rojava’da kurulan bu yeni yaşama da yakından tanıklık eden Medin, Ortadoğu’da böylesi bir öz yönetim deneyiminin yaşanmasının son derece etkileyici olduğunu kaydetti.

Rojava’da yaşadıklarını anlatarak, Kobane’de birçok kez DAİŞ’in çok yakınlarına geldiğini eğer ellerine geçerse öleceğinin gerçekliğini bilerek orada kaldığını söyledi. YPG’den aldığı güç ve destek ile Rojava’da yaşanan insanlık dışı vahşetini yazmaktan geri durmadığını söyleyen Medin, Rojava’da yaşananları DAİŞ’e karşı verilen savaşın bir parçası olarak değerlendirdi.

Kürtleri ve örgütlülüklerini üniversite yıllarında tanıştığı Kürt arkadaşları sayesinde tanıyan 30 yaşındaki İsveçli gazeteci Joakim Medin, dünyanın birçok ülkesine giderek orada yaşananları izleyip, kendi ülkesi ile birlikte dünya kamuoyuna duyurmuş bir isim. DAİŞ çetelerinin orta çıkıp, saldırdıkları Şengal ve Musul’da gerçekleştirdikleri katliama tanıklık eden Medin, Rojava’ya yönelik saldırıların yanı sıra aylar süren savaş sırasında 7 Ekim 2014’te Kobanê’ye yapılan büyük saldırıyı da en sıcak dönemlerde yakından takip etmiş birkaç gazeteci arasındaki tek yabancı gazeteci.

Rojava’daki savaşı dünya kamuoyuna duyurmak için örnek bir performans sergileyen Medin, gittiği Rojava’da önce kendisini ifade edecek düzeyde Kürtçe öğrendi. Tanıştığı insanlarla kurduğu sıkı dostluklarla, bu arkadaşlarından kendisine “Şervan” yani “Savaşçı” ismi ile hitap edilmesini de isteyen Medin, Rojava’da yaşadıklarını ve Rojava’da yaratılan sistemin dünyaya etkisini DİHA’ya değerlendirdi.

‘Kürt sorunu sadece Türkiye’ye değil, bütün ülkelere etki ediyor’

Kürtlerin artık dünyanın her yerinde yaşadığını ve bütün Kürtlerin, Kürt sorununun çözüme kavuşmasını isteğini söyleyen Medin, 40 yıldır süren çatışmaların artık sadece Türkiye’yi değil, aynı zamanda diğer ülkeleri de etkilediğini söyledi. Her ne kadar görmezden gelinmeye çalışılsa da, Kürtlerin büyük çoğunluğunun kendilerini temsil eden tek güç olarak PKK’yi gördüğüne şahit olduğunu dile getiren Medin, bu yüzden de PKK için sadece “terörist bir örgüt” deyip geçiştirilemeyeceğini ifade etti.

Uluslararası kamuoyunda da birçok insanın artık Kürt sorununu, basit bir politik sorun olarak değerlendirmediğini belirten Medin, “Benzer bir durum Türk halkı içinde geçerli. Türk halkından birçok insan Kürt sorunun ne olduğunu yeni anlamaya başladı. Bunu anlamak için sadece seçimlere bakmak yeterli değil, yıllarca süren mücadelenin bir sonucu olarak görmek gerekir” şeklinde konuştu.

DAİŞ çeteleri Şengal’e saldırdığında Rojava’da bulunan Medin, sınırı geçip akın akın Rojava’ya gelen Şengallilere “Merhaba, İsveçliyim. Neler olduğunu anlatabilir misiniz?” diye sorduğunda aldığı cevapların “PKK ve YPG-J bize yardım etti. Bizi soykırımdan kurtardılar” olduğunu aktardı.

‘Daha önce kör olan gözler Rojava ile birlikte açıldı’

Ancak Şengallileri kurtaran PKK ve YGP-J adına o zaman uluslararası medya için bir şeyler yazmanın çok zor olduğunu, çünkü yıllar boyunca bu harekettin politikasına ilişkin bir tabu olduğunu ifade eden Medin, ancak sonrasında yaşanan kendisinin de yakından tanık olduğu değişimi şu sözlerle anlattı:
“Ancak daha sonra herkes hem Kürdistan, hem Kürtler, hem de Kandil ve Şengal hakkında yazılar yayınladı, ilgilenmeye başladı. DAİŞ’e karşı Kürt hareketi ile yapılan görüşmelerde çok değil, bir yıl içinde olumlu şeyler oldu. Kürtler, DAİŞ’e karşıydı ve Amerika DAİŞ’e karşı Kürtleri ve YPG’yi destekliyordu. Birden bire yeni bir şey ortaya çıktı. Bir yıl önce bunu konuşmak imkansızdı. Şimdi herkes Rojava’ya son derece olumlu bakıyor. Sanki daha önce kör olan birinin gözlerinin birdenbire açılması gibi. Çok etkileyici ve bunu görmemek gerçekten çok ilginç. 1 yıl önce Kürtlerden başka kimse bu konuyla ilgilenmiyordu. Dünyanın bir anda gözleri açıldı. Birden bire tehlikenin farkına vardı.”

‘Kürtler, DAİŞ’e karşı savaşabilecek tek güç’

Medin, üzerinde durduğu bu değişim ile birlikte artık herkesin Kürdistan’da neler olup bittiğini öğrendiğini ve Kürtlerin DAİŞ’e karşı savaştığını bildiğini söyledi. Medin’e göre, Kürtlerin, DAİŞ’e karşı savaşabilecek tek güç olduğu da zaten ortada.
Musul’da ve diğer birçok şehirde DAİŞ’e karşı hezimete uğrayan Irak ordusu ile birlikte ülkede yıllardır süren savaş içerisinde Suriye ordusunun darmadağın haldeyken, Kürtlerin bütün bu süreçten kazanımla çıkmayı başardığına dikkat çeken Medin, Suriye’deki durumun değerlendirmesinin birçok insan tarafından artık bu noktadan yapıldığını ve bu yönlü yeni bir anlayışın geliştiğini kaydetti.

Vahşeti yazmak için ölümü göze aldı

7 Ekim 2014’te, DAİŞ’in Rojava’ya yönelik düzenlediği büyük saldırı esnasında Kobane’de bulunan Medin, gazetecilerin çoğunluğu geri çekilirken kentte kaldı. Medin, kentten neden ayrılmadığını şu sözlerle dile getirdi:
“Kobane’de birçok kez DAİŞ çok yakınımıza kadar geldi. Tüm savaşın sıcaklığında ve sonrasında hep Kobanê’de bulundum. Eğer ellerine geçersem başıma gelecekleri biliyordum. Birçok gazetecinin kellesini uçurmuşlardı. YPG’nin Rojava’da, Suriye’de ve Irak’ta akılları ile savaşan bir hareket olduğunu biliyordum. Onlardan aldığım destek ve güç ile Rojavada yaşanan insanlık dışı vahşetini yazmaktan geri durmadım, ölümü göze aldım ve ben de orada savaşan insanlarla kaldım. Latin Amerika, Kanada ve diğer ülkedeki yayın kuruluşları ile iletişime geçtim. Sivillerin, DAİŞ ve YPG’nin durumunu bildirdim. Şehrin birçok yerine gittim. Çok büyük bir sorumluluktu. Kimi zaman bunu taşımakta çok zorlandığımı hissettim ama bunun da DAİŞ’e karşı verilen savaşın bir parçası olduğunu bilincindeydim.”

‘YPJ, Ortadoğu’da var olan kadın profilini gösterdi’

Medin, yaşanan savaş kadar Rojava’da inşa edilen yeni yaşamın da tanığı.

Birçok insanın Rojava’da kurulan bu yeni yaşamı gözlemlemeye başladığını belirten Medin, Ortadoğu’da böyle bir öz yönetim deneyiminin yaşanmasının son derece etkileyici olduğunu kaydetti.

Medin, YPJ’li kadın savaşçıların dünya kamuoyu üzerinde yarattığı etkiyi ise “YPJ savaşa sadece eşitlik için katılmıyor. Uluslararası kamuoyunun gözlerini açmada da son derece katkı sundu. Çünkü birçok insan Ortadoğu’luları korkunç derecede kadınları baskı altına alan insanlar olarak değerlendirir. Ancak YPJ, tüm bu tabuları yıktı” sözleriyle değerlendirdi.

Rojavalı kadınların, ideolojik birikimleri ile DAİŞ ile savaştığını ve bu savaşta gönüllü bir şekilde var olduklarını paylaşan Medin, YPJ’li kadınların kadınları köleleştiren, hiçbir kadının rahatça yaşamasına izin vermeyen, feminist alternatiflerin yaratılmasını engelleyen DAİŞ’e karşı özgürlük mücadelesi verdiklerin söyledi.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here