Anasayfa Haber Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alev Özkazanç ‘Muhafazakarlığın merkezinde kadınlar...

Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alev Özkazanç ‘Muhafazakarlığın merkezinde kadınlar var’

Paylaş

‘Kadına yönelik şiddetin arkasında erkeklik krizi var’

  Kadına yönelik şiddetin son yıllarda artmasında 90’lı yıllarda yaşanan savaşın yarattığı toplumsal patlamanın, son yıllarda da AKP’nin muhafazakarlık politikalarının etkili olduğunu belirten Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Alev Özkazanç, kadına yönelik şiddetin rayından çıkmasını da, “Bir yanda kadınlar güçlenir veya güçlenme arzuları artarken bir yandan da erkekliğe atfedilen güçlerde bir yıpranma var” sözleriyle “erkeklik krizine” bağladı.

AKP’nin 2002 yılında iktidara geldiği dönemden beri hem Adalet Bakanlığı hem de kadın örgütlerinin vermiş olduğu istatistik bilgilerde kadın katliamları ve kadına yönelik şiddetin boyutu korkutucu düzeylere ulaştı. 2002’den beri açıklanan istatistik bilgiler de AKP döneminde öldürülen kadın sayısının 3 bin 469 olduğunu gösteriyor. İstatistiki bilgiler AKP’nin kadın politikası ve Türkiye’de artan kadın katliamları üzerine Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim görevlisi ve Kadın Çalışmaları Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Alev Özkazanç, DİHA’ya değerlendirdi.

‘İstatistiki bilgiler üzerinde somut analizlerin yapılması doğru değil’

Kadına yönelik şiddete dair istatistiki bilgilerin çok güvenilir olmadığını söyleyen Özkazanç, 2000 yılından önce tutulmuş ciddi kayıtların olmadığını, 2000’den sonra tutulan kayıtların da güvenilir olmadığını aktardı. Veriler üzerinden somut analizlerin yapılmasını doğru bulmayan Özkazanç, “Genel istatistikler ne kadar güvenilir olmasa da sadece medyaya yansıyan bilgiler bile en azında yaralama, taciz gibi daha geri planda olan ve tam olarak sayılara ulaşamayacağımız olayları bir yana koyarsak ölümle sonuçlanan şiddet olaylarının cinayetlerin istatistiksel olarak 2000’li yılların başından beri arttığı çok net gözüküyor” dedi. Özkazanç, AKP’nin iktidara geldiği bir dönemde kadın cinayetlerinde yaşanan artışın ciddi soru işaretlerine yol açtığını söyledi.

‘Önce savaş sonra AKP politikası kadınları vurdu’

Özkazanç, şiddetin artmasının AKP iktidarının ilk yıllarıyla bağlantılandırılmaması gerektiğini belirterek, “Çünkü hiçbir hükümet geldiği ilk yıldan itibaren ne yaparsa yapsın doğrudan toplumsal sosyolijik dönüşümleri o kadar hızlı etkiliyemez. Dolasıyla 80’li yıllarında başlayan ve özellikle 90’lı yıllardan itibaren yoğunlaşan bazı derin sosyolojik dönüşümlerin patlama noktasına geldiğini düşünüyorum. Özellikle kadınlar üzerinden patlamaya başladı. 90’lı yıllarda devletin otoriterleşmesi biçimi ve savaşı sürdürme biçimi geri plandaki neoliberal politikaların etkilerini hesaba katmak gerekir. 2000’li yılların başına geldiğinde ise Türkiye toplumunu anlamak açısından ve sonrasında da AKP iktidarıyla birlikte bazı dinamiklerin dönüşürek devam ettiğini hesaplamak gerekir” dedi. Özkazanç, AKP iktidarının ilk dönemlerinde değilde son yıllarda belirgin bir muhafazakarlaşmayı öne çıkardığını belirterek, AKP’nin özel olarak aileci bir politikayı önüne koyduğunu ve kadınlara annelik rolleri biçtiği söyledi.

‘Son 20 yılda erkekler, erkeklik krizi içerisine girdi’

Kadına yönelik şiddet artışında asıl dinamiğin kadınların güçlenmesi olduğunu söyleyen Özkazanç, son 10-20 yılda kadınların kendilerine dayatılan hiç bir şeyi kabul etmedikleri ve hayır dedikleri için öldürüldüğünü söyledi. Özkazanç, ölümle sonuçlanan şiddet, cinayet olaylarında neredeyse yarısının öldürülen kadınların bizzat yakınları tarafından yapıldığını hatırlatarak, erkeklerin son 20 yılda genel olarak erkeklik krizi içerisine girdiğini şu sözlerle değerlendirdi:

“Bir yanda kadınlar güçlenirken ya da güçlenme arzuları artarken bir yandan da erkekliğe atfedilen güçlerde bir yıpranma var. Hem sosyal ekonomik hemde kadınların artık itaatkar olmamaları nedeni ile erkeklik güçlerinde bir azalma var. O yüzden bu şöyle yansıyor; Toplumsal düzeyde azalan bazı erkeklik kapasitelerine reaksiyon olarak bir takım erkeklerin erkeklik gücünü açık bir şiddet yolu ile ortaya koyuyor.”

‘AKP aşırı bir kibirle halktan aldığı desteği suistimal etti’

Özkazanç, konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu tür değişen bir sosyolojinin AKP gibi bir muhafazakar hükümetin politikaları ile etkileşimi iyi sonuç vermiyor. Çünkü bu tür bir sosyoloji ele almak için AKP’nin yaptığından çok farklı eşitlikçi bir kamu politikası gerekir. Ama AKP konuya böyle yaklaşmadığı için soruna bir çözüm bulamıyor. Tersine birçok çıkışı ile sorunu ağırlaştırıcı yada pekiştirici söylemler kullanıyor. Özelikle 3. döneminden sonra -AKP büyük bir ustalık dönemi adı vedi- özel bir büyüklenme süreci içerisine girdi. İşte uluslararası politikalarla ilişkili olarak hem bölgesel olarak iddiaları artırmaya başladı hem de ülke içresinde aşırı bir kibirle güç suiistimali yaparak halktan aldığı desteği suiistimal ederek, büyük bir büyüklenme içerisine girdi. Fakat hemen arkasından, muhalif kesimlerden gelen tepki ve eylemlerle örneğin Gezi’de halkın direniş göstermesi gibi güçlü bir şey ile sarsıldı. Hemen arkasındanda bizzat ortaklık kurmuş olduğu devletin içindeki diğer partnerinin ayrılması ile yada aralarındaki çatışmanın şiddetlenmesi ile sarsıldı. Hem kendi içerisinde hem de devlet içinden hem de toplumsal kesimlerden çok güçlü bir şekilde sarsıldı.”

‘Muhafazakarlığın merkezinde kadınlar var’

Özkazanç, AKP’nin bu sarsılmalar sonucunda yönetsel olarak ciddi bir kirize girdiğini ve bu yüzden islami muhafazakarlığa yöneldiğini vurguladı. “İslamiyetin dozunu artırmak ülkeyi muhafazakarlaştırmaktır demektir” diyen ve muhafazakarlığın kadınlar üzerinden yükseltildiğini belirterek, “Muhafazakarlığın dozunun artırılması demek aile ve kadını özel olarak politikleştirilmesi demek. AKP hükümeti ya da herhangi bir hükümet kadın cinayetlerinden doğrudan sorumlu olmasa bile bu soruna yönelik etkili bir çözüm bulmamasından kaynaklı sorumludur” dedi.

‘Kadın örgütleri özel olarak dışlanıyor’

Özkazanç, toplum şuan kadına yönelik şiddet ve katliamlarda AKP’yi birinci derece sorumlu olarak gördüğünü belirtti. Şiddetin önlenmesi içinde, “AKP sorun için sorumluluk almalı ve bu konuda kadın örgütleri ile bir araya gelmeli” diyen Özkazanç, “Kadın örgütleri belli talepler formüle etmiş durumda ancak ne yazık ki ciddiye alınmıyorlar. Özel olarak dışlanıyorlar. AKP bu gündeme yönelik bir ilgisi var, ancak kendi damgasını vurmaya çalışıyor. Kendi bildiği gibi bir şeyler yapmaya çalışıyor. Ama bir sonu alamadığını görüyoruz. Kendi muhafazakar gündemi ile birleştirmek yerine güvenlikçi olan bakışları yerine kadın örgütlerinin taleplerini ciddiye alarak hem yasalarda hem de özel olarak uygulamada toplumun zihniyetinde dönüşüm yaratmak için elinden geleni yapmalıdır” şeklinde konuştu.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here