Kadınlar ‘xwebun’ olmak için jineoloji atölyesinde

Paylaş

 “Yaşam ve kadın bilimi” olarak tanımlanan jineoloji atölyesi İstanbul’da başladı. Her Cuma akşamı Gökkuşağı Kadın Derneği’nde yapılan çalışmada kadınlar yeni yaşamı da örüyor. Atölye çalışmalarında yer alan Rojda Yıldız, “Kendi ismimizi, kaybettiğimiz toprakların tanrıçaları üzerinden bulmaya çalışıyoruz” diyerek “xwebun” olmak için bütün kadınları çalışmalarına katılmaya davet etti.

“Yaşam ve kadın bilimi” olarak tanımlanan jineoloji, Kürdistanlı kadınların yanı sıra Türkiye kentlerinde yaşayan kadınların da gündeminde. Kadınlar Türkiye kentlerinde de yaptıkları atölye çalışmalarıyla jineolojiyi tartışarak, fikir alışverişinde bulunuyor. İstanbul Beyoğlu’ndaki Gökkuşağı Kadın Derneği’nde bir araya gelen kadınlar, erkeğin yazdığı tarihi sil baştan yazarak, etik, estetik, demografya, politika, sosyoloji, mitoloji, felsefe ve din üzerinde çalışmalar yapıyor. Her Cuma akşamı saat 18.00’da dernekte toplanan kadınlar, yaklaşık 3 saat jineolojiyi tartışıyor. Üniversite öğrencilerinden, öğretmenine kadar her kesimden kadının bir araya geldiği atölyede, kadınlar yeni yaşamı da örüyor. Her hafta kadınlara ilişkin farklı konuların tartışıldığı atölye çalışmalarını Rojda Yıldız anlattı.

‘Kadının kendi bilimini ortaya koyması çok değerli’

Sosyoloji ve felsefenin tıkandığı böylesi bir süreçte jineolojiyi bir çıkış olarak gördüklerini söyleyen Yıldız, “Çalışmalarımızda jineoloji ile ilgili sunumlar yapıyoruz. Sunumların ardından, jineolojinin tarih ve felsefefik bakış açısını tartışıyoruz. Atölyeler için bir fikir üretim ortamı diyebiliriz. Özellikle devlet nezdinde birçok kadının katledildiği böylesi bir ortamda kadının kendi bilimini ortaya koyması ve kendi bilimi için söz söylemeye çalışması bizim için çok değerli” diye konuştu.

‘Tüm kadınları kendi bilimlerini yapmaya çağırıyoruz’

Türkiye’de sistemin kendi tıkanmışlığını, Kürdistan üzerinde ciddi bir savaş politikası üreterek gösterdiğine dikkat çeken Yıldız, “Biz bu tıkanıklığa barış çağrımızla kendi bilimimizi yaparak kendi varlığımızı Kürtçe deyimiyle ‘xwebun’ olmak için bütün kadınları bizimle birlikte beraber ortak çalışma yürütmeye ve kendi bilimlerini yapmaya çağırıyoruz” dedi.

‘Kendi ismimizi kaybettiğimiz toprakların tanrıçaları üzerinden bulmaya çalışıyoruz’

Jineolojinin sosyal bilimlerin ele aldığı konuları baştan yorumlama gibi bir perspektife sahip olduğunu belirten Yıldız, “Bu yorumlama içerisinde tek vazgeçilmez kıstaslarımızdan biri kadın vurgusu üzerinde durabilmek. Özellikle kadın tarihi konusunda çalışmalar yapıyoruz. Eril sistemin bizi tanımladığı tanımlar ve kelimeler üzerinden değil, kendimize kendi ismimizi verebilmek için çalışıyoruz. Yine kendi ismimizi kaybettiğimiz toprakların tanrıçaları ve tanrıçaların ortaya koyduğu değerler üzerinden bulmaya çalışıyoruz” ifadesinde bulundu.

‘Kendi bilimimizi oluşturmak olumlu bir şey’

Atölye çalışmalarına gelenlerden Hividar Yiles, çalışmaların kendisi için çok verimli olduğunu söyledi. Yiles, “Kendi bilimimizi oluşturmak kendi varlığımızı ortaya koymamız olumlu bir şey. Herkesi davet ediyoruz” çağrısı yaptı.

‘Atölyede ötekilenen kadının bilimsel bir şekilde yeniden yaratılmasının yollarını arıyoruz’

Yine çalışmalarda yer alan Dilan Kelekçier de, “Bizler sürekli, erilliğin hakim olduğu bir yaşamı sürüyorduk. Ve bunun karşısında da kendi dilimizi oluşturabilmemiz gerekiyordu. Bu yüzden benim için, kadının mücadele tarihi açısından jineoloji çok tarihi bir durum ve olumlu sonuçlar ortaya çıkarabilecek bir gelişme. Toplumsal sorunlara kadını önceleyen perspektifler üretebilmesi açısından çok yararlı” dedi. Tüm kadınların atölyeye gelmeleri gerektiğini dile getiren Kelekçier, “Çünkü toplum içinde her alanda kadın ötekilenen bir konumda. Biz atölyede ötekilenen kadının bilimsel bir şekilde yeniden yaratılmasının yollarını arıyoruz” diye konuştu.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here