Kamera Sokak: Duyup da görüp de duracak mıyız?

Paylaş

 

AKP hükümetinin dayattığı üç maymunu ret eden alternatif medya, duyduğu ve gördüğü her şeyi ısrarla söylüyor. Bu alanda önemli haberlere imza atan adreslerden biri olan Kamera Sokak’ın aktivistlerinden Kazım Kızıl, sansür kadar alternatif medyanın da güçlü olduğuna dikkat çekerek. “Duyup da, görüp de duracak mıyız? Hayır, durmamalıyız. Gördüklerimizi çekip hemen yaymalıyız. İnsanların bu gerçekleri görmesini sağlamalıyız” dedi.

Kürdistan’da devletin yaptığı katliamlar AKP medyasının algı haberleri ile gizlenirken, gerçeği yansıtan medyaya uygulanan sansür ise her geçen gün ağırlaşıyor. Devletin uyguladığı sansüre rağmen bir refleks olarak devam eden ve her geçen gün sayıları artan alternatif medya, gerçeğe yazmaya devam ediyor. Devletin dayattığı üç maymunu ret eden alternatif medya, duyduğu, gördüğü her şeyi söylemeye devam ediyor. Bu alanda önemli haberlere imza atan adreslerden bir tanesi de Kamera Sokak kolektivizmi.

Kolektif bir ruhla çalışan Kamera Sokak’ın bileşenlerinin her birinin ayrı bir mesleği ve çalışma alanı olsa da devletin başta Kürdistan olmak üzere çevrede, çalışma yaşamında ve toplumsal yaşamda her hak ihlallerini çekerek, yaşanan gerçekleri geniş bir kitleye ulaştırıyor. Kamera Sokak’ın aktivistlerinden “Yırca: Ölmez Ağaç” belgeselinin yönetmeni Kazım Kızıl ile alternatif medyanın önemi ve alternatif medyanın nasıl kullanılması üzerine konuştuk.

‘Sansür tipik bir devlet refleksidir’

Suruç patlaması ardından savaş politikalarının devreye konulduğunu, bu politikalar kapsamında tankların kentleri bombaladığına ve insanları katlettiğine dikkat çeken Kızıl, burada yaşanan gerçekleri gizlemek için devlet tarafından sansür mekanizmanın devreye konulduğunu söyledi. Sansürü devletin bir refleksi olarak değerlendiren Kızıl, sansürün gerçeklerin üstünü kapatmak ve toplumu kendi politikalarına yönlendirme de temel araç olarak kullanıldığını dile getirdi.

AKP’nin sansür ve havuz medyası üzerinden algı haberleri ile gelişebilecek tepkilerin önüne geçmeye çalıştığını belirten Kızıl, “Kürdistan’da yaşananlar vahşet boyutunda, bu vahşeti kendi kitlesinden ve kamuoyunda gizlemek ihtiyacını duydular. Yaşananların duyulması tepkiye neden olabilirdi. Sansür de bu tepkinin oluşmamasına yönelik tipik bir devlet refleksiydi” şeklinde konuştu.

‘Sansür kadar alternatif medya da güçlüdür’

Sansürle birlikte alternatif medyanın öneminin daha da arttığına dikkat çeken Kızıl, 90’lı yıllarda medya çok güçlü olmadığı için sansür de belli bir oranda uygulandığını ancak şimdilerde ise medyanın güçlendiğini buna paralel olarak sansürün de güçlendiğini söyledi. Kızıl, sansürün güçlenmesine paralel alternatif medyanın da güçlendiğine işaret ederek “Herkesin elinde artık cep telefonları sayesinde bir kamera veya fotoğraf makinesi var. Herkesin şahit olduğu bir anı çekmesi ve onu yaymasıyla sansürü delebilinir” dedi.

‘Sokakta Suriye, televizyonda Norveç var’

Sokağa baktıklarında Suriye’yi andıran görüntüler olduğunu ancak televizyonu açtıklarında ise Norveç misali huzur dolu bir ülke ile karşılaştıklarına vurgu yapan Kızıl, “Böyle bir gerçeklik var. Sokağa baktığımız da Suriye’deki görüntüleri andıran Cizre’yi Sur’u görüyoruz. Şairin dediği gibi ‘Duyup da görüp de duracak mıyız?’ Hayır, durmamalıyız. Gördüklerimizi çekip hemen yaymalıyız. İnsanların bu gerçekleri görmesini sağlamalıyız” diye belirtti.

‘Gerçekliği gözler önüne seriyoruz’

“Nerede bir fotoğraf çekiyorsak veya görüntü alıyorsak orada hak ihlali vardır” diyen Kızıl, şöyle devam etti: “Kamera Sokak olarak insan hakları ihlali ya da kadınlara yönelik taciz, tecavüz, baskı, zülüm veya bir çevre felaketi, işçilere yönelik bir haksızlığı gördüklerinde hemen görüntülediklerini ve bunu yaydıklarını söyledi. O an çektikleri anı havuz medyasının çok farklı işlediğini ancak kendilerinin çektikleri görüntülerle bunun böyle olmadığını söylüyor ve var olan gerçekliği gözler önüne seriyoruz.”

‘Bu gücü kullanmalıyız’

Alternatif medyanın önemli bir güç olduğunu ve bu gücün kullanılarak katliamların önüne geçilebileceğini söyleyen Kızıl, “Alternatif medyayı kullanmada bir hiyerarşi var. Öncelikle alternatif medya adreslerini yaygınlaştırmamız gerekiyor. Bu alanda olan arkadaşları güçlendirmek gerekiyor. İkincil olarak yayılması istediğimiz haberleri kendi sözümüzü söyleyerek yaymalıyız. Alternatif medyadaki bir haber sokakta açılan bir pankart, atılan bir slogan gibidir. Ne kadar çok haberleri yaygınlaştırırsak bu slogan daha da gürleşir” dedi. diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here