Anasayfa Röportaj KCK :’Meclis devreye girmeli’ çağrısı yaptı

KCK :’Meclis devreye girmeli’ çağrısı yaptı

Paylaş

7 Haziran seçimleriyle birlikte Kürt sorununu çözmeyen ve Türkiye’nin sorunlarını ağırlaştıran AKP iktidarının son bulduğunu belirten KCK, Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için yeni politikalara işaret etti. Kürt sorununun demokratik çözümü için çağrı yapan KCK müzakere için gerekli koşulları ise “Tahkim edilmiş ateşkes, baş müzakereci Önder Apo’nun özgürlüğü ve Meclisin devreye girerek üzerinde anlaşılan çözüm adımlarının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması” olarak belirledi.
680x680nc-merkez-kck-esbaskanlari-hozat-bayik-arsiv
Türkiye’nin siyasi ve toplumsal geleceğini önemli derecede etkileyen ve AKP iktidarının tüm hesaplarını alt üst eden sonuçlar yaratan 7 Haziran seçimlerinden sonra temel gündem, Türkiye’nin siyasi geleceğinin nasıl şekilleneceği ve seçim öncesi AKP hükümeti tarafından ortadan kaldırılan Kürt sorununun demokratik çözüm sürecinin geleceği konusu olurken, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı da bu konulara ilişkin değerlendirmelerini açıkladı. ANF’de yayınlanan açıklamada KCK, 7 Haziran seçimleriyle birlikte on yıldır demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için adım atmayan ve sorunları ağırlaştıran AKP Hükümeti’nin son bulduğunu ve Türkiye’nin temel sorunları için yeni politikaların devreye girmesi gerektiğini vurguladı. Tüm sorunların çözüm için çoğulcu demokratik bir anayasa ihtiyacına işaret eden KCK, çözüm için müzakere çağrısı yaparak atılması gereken adımları ise şöyle tanımladı: “Tahkim edilmiş ateşkes, baş müzakereci Önder Apo’nun özgürlüğü ve Meclisin devreye girerek üzerinde anlaşılan çözüm adımlarının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması.”

7 Haziran seçimlerinin Türkiye’de politik yeniliklere yol açağını vurgulayan KCK, AKP iktidarı döneminde tıkanan ve toplumu olumsuz etkileyen konuların giderilmesinin temel öncelik olacağına dikkat çekerek, “Konseyimiz de Türkiye’de yaşanan seçimler konusunda değerlendirmeler yapmış, temel sorunlar çerçevesinde izlenmesi gereken politikaların ne olması gerektiğini ortaya koymuş; yeni dönem için yapılması gerekenleri ve tutumumuzu netleştirmiştir” dedi.

‘Türkiye demokratikleşme kulvarına girmeli’

Türkiye’nin temel sorununun demokratikleşme olduğunu ve Türkiye’deki kronik sorunların demokratikleşmemeden kaynaklandığını vurgulayan KCK, “Bu nedenle demokratikleşme ve demokratikleşme temelinde çözülmesi gereken sorunlara vurgu yapan HDP’nin oyları yüzde yüz artmıştır. Bu oy artışının sadece Kürtlerle sınırlı kalmaması, oy artımının çoğunluğunun Türkiye şehirlerinden ve birçok toplumsal kesimden olması, Türkiye toplumunun ve Kürt halkının en temel beklentisinin demokratikleşme olduğunu ortaya koymaktadır. Mevcut statükoyu korumak isteyenlerin oyu ya eski düzeyde kalmış, ya da AKP’de olduğu gibi büyük bir düşüş yaşamıştır. Bu gerçeklik, Türkiye’nin girmesi gereken kulvarı göstermektedir. Bunun da demokratikleşme olduğu açıktır” diye kaydetti.

Türkiye’nin demokratikleşme sorununun merkezinde Kürt sorununun demokratik çözümünün yer aldığını belirten KCK, “Alevilerin, farklı etnik ve inanç toplulukların sorunları, kadın ve gençliğin sorunları, emekçilerin ve yoksulların ciddi sorunları da bulunmaktadır. Ancak tüm diğer sorunlara da doğru bir yaklaşım göstermek ve çözümü için adım atmak en başta da Kürt sorununda zihniyet değişimi yapmak ve çözüm için adım atmakla mümkündür” diye belirtti. Kürt sorununun çözümsüzlüğünün tüm toplumsal sorunların çözümünde ayak bağı olduğuna vurgu yapan KCK, AKP’nin Türkiye toplumuna verdiği demokratikleşme sözünü tutmadığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Düşünmezseniz böyle bir sorun olmaz” sözlerini hatırlatan ve AKP iktidarının da sorunun çözümü konusunda oyalama politikalarına başvurduğunu belirten KCK, “Kürt sorununun çözümünü değil de Kürt Özgürlük Hareketi’nin tasfiyesini hedefleyen politikalar izlemiş, bu politikaları da bugüne kadar bırakmamıştır” diye belirtti.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, demokratik çözüm için geliştirdiği çözüm projelerini ve bunların gerçekleşmesi için ilan edilen ateşkesleri hatırlatan KCK, Öcalan’ın 2013 Newroz’unda Türkiye’nin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü için açıkladığı demokratik çözüm manifestosuna işaret etti. Bu deklarasyondan sonra AKP hükümetinin de bilgisi dahilinde üç aşamalı bir çözüm planı hazırlandığını kaydeden KCK, gerilla güçlerinin geri çekilme sürecine rağmen, AKP hükümetinin demokratik çözüm için yapması gereken yasal ve anayasal çalışmaları yürütmediğini vurguladı.

Geçen süreç boyunca AKP hükümetinin hiçbir adım atmadığını ve Özgürlük Hareketini tasfiye etmeyi hedeflediğini belirten KCK, bunun karşısında PKK Lideri Öcalan’ın ilk önce 2014 Kasım’ında üç aşamalı demokratik müzakere taslağını taraflara sunduğunu, daha sonra da Dolmabahçe Mutabakatı’nın yayınlandığını hatırlattı.

‘Erdoğan çözüm politikası olmadığını ilan etti’

“Dolmabahçe deklarasyonu, hem AKP, hem de HDP için seçime bağlayıcı bir demokratikleşme taahhüdüyle girmek anlamına geliyordu” diyen KCK, ancak kısa bir süre sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Dolmabahçe Mutabakatı üzerinden tüm müzakere mekanizmalarını red ederek, devletin çözüm politikaları olmadığını ve İmralı görüşmelerinin de kendileri açısından bir değerinin bulunmadığını ilan ettiğini kaydetti. AKP Hükümetinin de seçim boyunca Erdoğan’ın bu tutumunu benimsediğine dikkat çeken KCK, “Böylece AKP Kürt Özgürlük Hareketi’nin kendisine tanıdığı demokratikleşme ve Kürt sorununu çözme politikasına, sabırlı ve makul yaklaşımına olumlu karşılık vereceğine tasfiye politikasında ısrarlı olacağını göstermiştir” dedi.

‘7 Haziran yeni politikaları devreye koyacak’

7 Haziran seçimleriyle birlikte on yıldır demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için adım atmayarak sorunları ağırlaştıran AKP Hükümetinin sona erdiğine işaret eden KCK, “Bu aynı zamanda AKP’nin oyalama politikalarının son bularak demokratikleşme ve Kürt sorunu başta olmak üzere tüm sorunların çözümü için yeni politikaların devreye girmesi anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.
“AKP Hükümeti 13 yıldır beklenti yaratma ve oyalama yapma politikası izlemiştir. Yeni dönemde bu politikanın ve bu politikanın ortaya koyduğu uygulamaların tekrar edilmesi, eski çıkmaz politikaları sürdürmek olacaktır. Bu nedenle eskinin tekrarı kabul edilemez” diyen KCK, artık doğrudan çözüme yönelik politika, adım ve uygulamalara ihtiyaç olduğunu belirtti.

‘Kürt sorunu müzakereyle çözülecek bir sorundur’

Kürt sorununda demokratik çözümün sağlanması için atılması gereken temel adımlara da işaret eden KCK, devamla şunları kaydetti: “Kuşkusuz Kürt sorununda Kürt Özgürlük Hareketi taraftır; Önder Apo da baş müzakerecidir. Kürt sorunu müzakereler ve Meclisin devreye girmesiyle çözülecek bir sorundur. Bu açıdan ilk başta iki temel adımın atılması gerekir. Birincisi, Önder Apo’nun özgürlüğü başta olmak üzere müzakere koşullarının hazırlanması, ikincisi bu müzakere temelinde Meclisin devreye girmesidir. Bu yaklaşım ve yöntem dışında Kürt sorununun çözülmeyeceği AKP Hükümeti dönemindeki politika ve uygulamalardan ortaya çıkmıştır. Kuşkusuz bu iki temel konu açısından tahkim edilmiş ve tarafların karşılıklı uyacağı bir çatışmasızlığa ihtiyaç bulunmaktadır.”

‘Her an çatışma riski var tahkim edilmiş ateşkes gerekli’

PKK Lideri Öcalan’ın çabalarıyla 2013’ün sonunda gerçekleşen çatışmasızlığa AKP Hükümetinin hiçbir şekilde uymadığına ve tek taraflı bir ateşkesin sürdürüldüğüne dikkat çeken KCK, AKP hükümetinin çatışmasızlığı boşa çıkaran politikalarının her an şiddetli çatışmalara yol açma riski taşıdığına dikkat çekerek, “Bu açıdan gerçek anlamda müzakere koşullarının gerçekleştirilmesi ve çözüm için Meclisin devreye girmesi adımı için tahkim edilmiş bir ateşkes gereklidir. Demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü için bu üç adımın atılması gereklidir” diye kaydetti.

‘Öcalan özgür koşullarda müzakere yapmalı’

“Şimdiye kadarki görüşme ve ilişki biçimi ve Önder Apo’nun esareti koşullarında bir müzakere yürütülemez” diyen KCK, Öcalan’ın mevcut koşullarda baş müzakereci rolünü oynayamayacağına vurgu yaptı. Öcalan’ın özgürlük koşulları sağlanmadan müzakerelerin gelişemeyeceğinin altını çizen KCK devamlı şunları vurguladı: “İmralı’da görüşmelerin çözüm doğrultusunda sonuç almamasının en temel nedeni, Önder Apo’nun konumunun değişmemesi ve özgür koşullarda müzakere yapmamasıdır. Önder Apo’nun özgürlüğünü düşünmeyen bir politikanın çözüm için adım atması mümkün değildir. Önder Apo’nun esaret altında tutulması Kürt sorunu konusunda zihniyet ve politikaların değişmediğinin en açık ifadesi olmaktadır. AKP Hükümetinin politika ve uygulamaları bunu ortaya koymuştur.”

‘Öcalan her kesimle özgürce görüşmeli’

Öcalan’ın, örgütüyle, tüm siyasi partilerle, Türkiye ve Kürdistan’daki demokratik kuruluşlar ve sivil toplum örgütleriyle, yazarlarla, sanatçılarla, toplumun birçok kesimini temsil eden şahsiyetlerle her an özgürce görüşme yapabilmesi gerektiğini belirten KCK, “Bu açıdan Önder Apo’nun özgürlüğü ve özgürce her kesimle görüşmesi, Kürt sorununun çözümünün olmazsa olmazı olarak görülmeli ve gerekleri yapılmalıdır. Bu konuların sağlanmadığı hiçbir görüşmeyi, ilişkiyi ve yaklaşımı çözüm süreci olarak kabul etmeyeceğimiz bilinmelidir. Eğer çözüm isteniyorsa; çözüm olmalı deniyorsa halkımızın ve bizlerin böyle bir talepte bulunması makul ve çözüm için olması gereken koşulları ifade etmektedir” diye belirtti.

‘Meclis devreye girmeli’

Meclis’e çözüm sürecinde devreye girme çağrısı yapan KCK, “Bu açıdan geçen dönem CHP’nin görüşmeler şeffaf olmalı ve Meclis devreye girmeli yaklaşımını doğru buluyoruz. Çözüm ancak bu yaklaşım ve bunun gereklerinin yerine getirilmesiyle gerçekleşebilecektir” dedi.

‘Muhataplar netleşmiştir’

7 Haziran seçimlerinin sonunda, çözüm için muhatapların da netleştiğine işaret eden KCK, devamla şunları belirtti: “Bu seçimde Kürt halkı çözümün Mecliste aranması gerektiğini ortaya koyduğu gibi, Önder Apo’nun baş müzakereci olduğunu, HDP’nin de bu konuda Mecliste görevini yaparak kolaylaştırıcı olacağını, Özgürlük Hareketi’mizin de mücadeleyi kırk yıldır sürdüren, siyasal gelişmeleri bu noktaya getiren temel aktör olarak Kürt sorununun çözümünde taraf olduğunu kabul etmiş ve ortaya koymuştur.”

‘Silah bırakma çağrısını biz yaparız’

Silah bırakma tartışmalarına da cevap veren KCK devamla, “Şunu açıkça vurgulamalıyız ki, gerillanın Türkiye’ye karşı silahlı mücadeleyi bırakma konusu ve bunun iradesi tamamen Özgürlük Hareketimize aittir. Şunu herkes bilmelidir ki, HDP PKK’nin yasal partisi değildir. Zaten bileşimi bunu ortaya koymaktadır. Türkiye’nin demokratikleşmesini ve Kürt sorununun çözümünü isteyen çok farklı kesimler ve bireyler HDP içinde yer almaktadır. Dolayısıyla böyle bir çağrıyı HDP yapamayacağı gibi, mevcut İmralı koşullarında bulunan Önder Apo’nun da böyle bir çağrıyı yapması mümkün değildir. HDP’nin ve Önder Apo’nun “silah bırak” çağrısı yapmasını beklemek ve bu yönlü dayatmalarda bulunmak çözümsüzlükte ısrardır ve bunu da Özgürlük Hareketimizin kabul etmesi mümkün değildir. Bu tutumumuz ne Önder Apo’yu dinlememek, ne de HDP’nin politika yürütmesinin önünü almaktadır. Aksine Önder Apo ve HDP’ye bu dayatmalarda bulunmak Önder Apo’nun rolünü oynamasını ve HDP’nin demokratik siyaset yapmasını daha baştan ortadan kaldırmak anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.

Silah bırakmak için Öcalanın özgürlüğü ve çözüm iradesi

“Kürt Özgürlük Hareketi’nin Önder Apo özgürleşmeden, çözüm iradesi ortaya çıkıp ciddi adımlar atılmadan silahları bırakması mümkün değildir” ifadeleriyle silah bırakmanın koşullarını ortaya koyan KCK, “Hiçbir gerilla ve gerilla komutanı Önderlik özgür olmadan ve Kürt sorununda çözüm iradesi ve adımı ortaya konulmadan ne gerilla güçlerini Türkiye dışına çıkaracaktır ne de silahlı mücadeleye son verdiğini ortaya koyacaktır. Dolayısıyla mevcut durumda ve Kürt sorununun çözülmediği ortamda hiç kimse gerilladan silahlı mücadelenin sonlandırıldığı ya da silahların bırakıldığı biçiminde bir tutum beklememelidir” diye kaydetti.

En son Diyarbakır’da gerçekleştirilen silahlı kontra saldırılarını da hatırlatan KCK, “Daha dün Amed sokaklarında ve başka yerlerde halkımıza silahla saldıranlar ve katledenler varken, Kürt halkının özgür ve demokratik yaşamı için hiçbir güvence yokken Özgürlük Hareketinden silahları bırakmasını beklemek, halkımızın yaşamının ve varlığının celladına teslim etmesini istemek anlamına gelecektir. Bunu da hiç kimse Özgürlük Hareketinden isteyemez ve bekleyemez” vurgusu yaptı.

‘HDP yapıcı rol oynayacaktır’

HDP’nin, Kürt sorununun çözümünde ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin bırakılmasını sağlayacak çözüm sürecinde ve atılacak adımlarda rolünü oynayacağını belirten KCK, “Özellikle Kürt sorununun çözümünde Meclise düşen rol sürecinde sorumlu ve yapıcı bir rol oynayacaktır. Ancak HDP’ye PKK’ye silah bırak çağrısı yap dayatması kesinlikle kötü niyetli bir yaklaşımdır ve HDP’nin demokratik çözümde oynayacağı rolün engellenmesi anlamına gelmektedir” diye kaydetti.
Gelinen aşamada toplumun çözüm istediğinin altını çizen KCK, “Hangi parti iktidarda olursa olsun, ister hükümeti tek başına kursun, ister koalisyon olsun, ortaya koyduğumuz gibi eskinin tekrarını dayatır; çözüm için ortaya koyduğumuz yaklaşımları göstermez ve adımları atmazsa bizim açımızdan yeni bir süreç başlamış olmayacaktır” uyarısı yaptı.

‘AKP ve Erdoğan savaş zihniyetini bırakmadı’

AKP Hükümetinin tek başına iktidar olması durumunda savaş başlatma planı yaptığını belirten KCK, “Erdoğan ve AKP Hükümeti hala kuracağı koalisyona içeride ve dışarıda savaşı dayatan bir zihniyeti bırakmamıştır. Çünkü Kürt sorununu çözmeyen AKP böyle bir savaş politikası yürütecektir. Hareket olarak buna fırsat vermek istemediğimiz için eskinin tekrarının aşılması ve yeni politika ve adımların devreye konulması önemli olmaktadır” diye kaydetti. KCK, çözüm ve müzakere için temel koşullar için de “Bunlar tahkim edilmiş ateşkes, baş müzakereci Önder Apo’nun özgürlüğü ve Meclisin devreye girerek üzerinde anlaşılan çözüm adımlarının yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmasıdır” vurgusu yaptı.

‘Yeni Türkiye’yi yaratalım’

Tüm sorunların çözümü açısından çoğulcu demokratik bir anayasaya ihtiyaç olduğuna dikkat çeken KCK, açıklamasını şu çağrılarla sonlardırdı: “Türkiye’nin temel sorunları eski anayasayla, bu anayasanın yamanmasıyla çözülemez. Ruhundan lafzına kadar köklü değişikliklere ve yeniden yapılmasına ihtiyaç vardır. Bunu da başta Kürtler, emekçiler, kadınlar, tüm etnik ve inanç toplulukların katılımıyla gerçekleştirmek gerekmektedir. Türkiye’nin iç sorunlarını çözüp Ortadoğu’da yükselen bir güç haline gelmesi ve demokratikleşmeyle yeni Ortadoğu’nun şekillenmesinde belirleyici rol oynaması ancak bu adımları atmakla sağlanacaktır. Bu temelde tüm siyasi partileri, demokratik kuruluşları, basını, aydınları, yazarları, sanatçıları, kadınları, gençleri, emekçileri, tüm etnik ve inanç topluluklarını sorumluklarını üstlenmeye, özgür ve demokratik Türkiye’yi yaratmaya, tüm sorunların çözümünü sağlamaya çağırıyoruz.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here