Kemal Sağlam Arkadaşımız Babasını Kaybetti

Paylaş

Kemal Sağlam Arkadaşımız Babasını Kaybetti, yazarımız sevgili arkadaşımıza sevenlerine baş sağlığı diliyoruz .

Bir süre önce Kemal Sağlam babası ile ilgili duygularını  köşesinde yazmıştı  yeniden yayınlıyoruz.

KEMAL SAĞLAM :BABAM BANA BENZİYOR

Geçenlerde “Seçmeli Dil Anlatım ”başlığıyla bir yazı yazmıştım. Yazıda zaman, aşk, sevgi gibi konulara değinip, Turgut Uyar’ın bir şiiriyle bitirmiştim. Yazıyı okuyup altına yorum yapansamilsirin arkadaş “B.Necatigil’in ‘Sevgilerde’şiiri de bu yazıya çok güzel olur.” diye fikir vermişti. Çok da haklıydı. Güzel sözleri ve önerisi için çok  teşekkür ediyorum.

“Sevgilerde” şiiri bende çok farklı bir yerdedir. Bunun hikâyesini veya bendeki yerini yazıp yazmama konusunda çok tereddüt yaşadım. Eşe dostta anlatırken bile gözlerim yaşarıyor, hüzünleniyorum. Ekranlarda insanlar ağlama üzerine bir yarışa sokulurken bunları anlatmam doğru mu bilmiyorum?

Konuya geçmeden en başından söyleyeyim, babam hala yaşıyor. Köyde traktörle her gün zeytinliklere çapa çekip duruyor.

Malum köyde büyüdük. Çocukken anne babamın ekmek mücadelesine bakıp, onların güçleri karşısında şaşırırdım. Babam gözümde dev gibi bir adamdı. Yılmaz Güney gibi bıyıkları vardı.(O yaşlarda Yılmaz Güney’i nereden biliyorsun diye soruyorsanız, o başka bir öykü )İşte o yaşlarda benim merak ettiğim şey babamın bıyıksız haliydi.Acaba derdim bıyıksız bana benziyor mudur? Geleneksel köy yapısı içerisinde geçen baba – oğul ilişkisinde sevgi gösterilmez, ayıp sayılır. Ben hiç babama o yaşlarda “Seni seviyorum” demedim.Buna ne engel oldu o da kimsenin bilmediği gizdir.

Yatılı okuldayken babam yanıma geldiğinde, şöyle sarılıp kulağına ”Seni seviyorum baba ”diye fısıldamak isterdim. Ama yapamazdım, elini öper geçerdim.Yıllar hızlıca geçip 2003 ‘e vardığında babam akciğer kanseri oldu.Doktorlar üçay kadar kemoterapi uyguladıktan sonra ameliyat kararı aldılar.Eylül ayının ortası gibi bir tarih verdiler.Bir de dediler ki ”Babana söyle ameliyata gelirken bıyıklarını kessin”. Bunu nasıl söylerim diye çok düşünmedim.Çünkü üç ay önce kanser olduğunu da ben söylemiştim.Hatta çocukluk merakım cevap bulacak diye küçük bir tebessüm bile ettim. Bunları düşünürken birden aklıma babama “seni seviyorum” sözünü artık söylemem gerektiğini –dar vakit- anladım.

Ameliyat günü gelip çattığında, babam ben kalkmadan tıraş olmuş, bıyıklarını kesmiş.Karşımda birden o şekilde görünce içimde ağlama isteği engellenemez biçimde kabardı.Bu sevinç ağlaması gibi ta çocukluktan kalan bir şeydi.Babam gerçekten bana benziyordu.

Hızlıca hastaneye doğru yola koyulduk. Varır varmaz babama ameliyat elbiselerini giydirdiler. Onu böyle görmek korkunçtu ya neyse. Bu sefer ne olursa olsun sarılmam gerektiğini ve “seni seviyorum”dememin şart olduğunu hatta bu şansı bir daha yakalayamayabileceğimi fark ettim. Tam gitmek üzereyken hızlıca koşup o elbisenin içinde titreyen babama sarıldım ve kulağına “seni seviyorum ”dedim. Hiç cevap vermedi. İlk başlarda duymadığını düşünüyordum. Şimdilerde belki de duymuştur diyorum. Ama hala tam olarak söyleyemediğimi biliyorum. Belki de bu yazıyı ondan yazdım. İnsan sevgiyi söylemeli mi, yazmalı mı? En iyisi mi ben önce bir yazayım.-SENİ SEVİYORUM BABA!-

 

SEVGİLERDE

Sevgileri yarınlara bıraktınız

Çekingen, tutuk, saygılı.

Bütün yakınlarınız

Sizi yanlış tanıdı.

Bitmeyen işler yüzünden

(Siz böyle olsun istemezdiniz)

Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi

Kalbinizi dolduran duygular

Kalbinizde kaldı.

Siz geniş zamanlar umuyordunuz

Çirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi söylemek.

Yılların telâşlarda bu kadar çabuk

Geçeceği aklınıza gelmezdi.

Gizli bahçenizde

Açan çiçekler vardı,

Gecelerde ve yalnız.

Vermeye az buldunuz

Yahut vaktiniz olmadı.

Behçet NECATİGİL

 

DSC00965

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here