Anasayfa Köşe Yazıları KEMAL SAĞLAM : YAŞIM AYAKKABI NUMARAMI GEÇTİ

KEMAL SAĞLAM : YAŞIM AYAKKABI NUMARAMI GEÇTİ

Paylaş

Bütün pişmanlıkları, planları erteleye erteleyegeldim  buyaşa. Arkadaşlar diyor ki; “valla sen yaşlanmazsın”. Nasılyaşlanmam, yaşlandımişte. Öyle laf olsun diye değil gerçekten yaşlandım. Artık pişmanlıkları ve planları ertelemiyorum.

Benim yaşımda bir futbolcu bile kalmadı. Bir iki sene önceye kadar aynı yaşta olduğumuzu duyduğum bir futbolcu görsem ya da izlesem içime gizliden bir sevinç dolardı. Şimdi onlar da ya televizyona yorumcu ya da bir takıma  antrenöroldu. Yüzlerine bile bakamıyorum. Tesadüfen gördüğüm zamanlarda da kıyaslamalaryapıyorum. Her seferinde de kendimin daha genç göründüğüne dair kesin yargılara varıyorum.

Ama ne yaparsam yapayım bazen zınk diye geçmişten bir şeyler hatırlayıveriyorum. Hatta bunlardan bazılarını çok net hatırlayıp şaşıyorum.Bazıları ise sadece bir görüntü, tıpkı bir fotoğraf gibi öylece bana bakıyorlar. Ve bunlar aklıma geldiğinde içimden bir şeyler akıp gidiyor, uyumaya çalışıyorsam birden ayağa kalkıyorum. Bakın bu görüntülerden biri şöyle;

Fakültedeyken bir pideciye gitmiştik. Pidecinin duvarları masa hizasından yarım metre yukarıya doğru aynalarla kaplıydı. Yanımda üç kız arkadaş vardı. Rast gele bir yer bulup oturduğumuzda aynaları fark etmemiştim. Sonra beklerken hiçbir şeyle ilgilenmeyen –şimdi öğrenciler bunabad-boy diyorlarmış-tavırlar içerisinde birden aynada kendimi gördüm. Üzerimde enine kalın çizgileri olan- ki bu çizgilerin her biri farklı renkteydi- bir kazak vardı. Bu kazağı alalı çok olmuştu ama boyun kısmında dikiş yerinin olduğu yerde bir yumru vardı. Bundan dolayı çok giymiyordum. Giydiğim zamanlarda da o yeri elimle içeri doğru katlayıp görünmesine engel olmaya çalışıyordum. Fakat bu sefer bütün bunları yapmadığım halde aynadaki görüntüde kazak ve ben çok iyiydik. Kazağın renkleri beni katalog mankenleri gibi yapmıştı. Tabii bu durum çok hoşuma gitti. Bir yandan yanımdaki kızlarla sohbet ederken bir yandan da göz ucuyla kendime bakıyordum. İşte bu görüntü hala benimle…

Not 1:Yukarıdaki yazıyı yazdıktan sonra okudum ve yaşlandığıma kesin karar verdim. Özellikle ben eskiden şöyleydim bölümleri bu durumu tam destekliyor…

Not 2: Bu not iki yukarıdaki yazı yazıldıktan yaklaşık beş altı ay sonra oluşturuldu.Bunun sebebi bu altı ay içinde yaşadıklarımız.Yazıyı ilk yazdığım gün bir hafta içinde yayınlamayı düşünüyordum.Ama öyle şeyler yaşadık ki bir şey düşünemez olduk. Şimdilerde geçmişe ait görüntüleri hiç hatırlamıyorum. Hele yakın geçmişi aklıma bile getirmek istemiyorum (ki  hala geçmeye devam etmesine rağmen ben hatırlamıyorum.)

Beş altı ay önce yazımın başlığını ayakkabıyla ilgili koyarken durumun hiç buralara geleceğimi düşünmemiştim.İnsanların ayakkabılarıyla öldürülmeleri beni çok yaşlandırdı. Ne diyeyim düşman hala ayağa bakıyor…

 

 

 

 

BAĞIŞLA BENİ ŞİİR

 

Bağışla beni şiir,

Bu yıl da yeni yılın umut veren ilk şiirini yazamadım…

Bu ayazda, sokakta evsiz barksız insanları düşündüm…

Daha dün güneşe aldanıp da sürgün veren filizi;

Kursağı boş sığınağına varamayan kuşu,

Bir şiirde okyanusu üç yılda geçen serçeyi düşündüm…

Dünyanın dört bir yanında ölüm gibi büyüyen açlığı;

Bitmek bilmeyen savaşları,

Acılı anaların daha da artacağını,

Ölüm oruçlarını, acıyı, zulmü ve kan emicileri;

İşbirlikçileri, itirafçıları,

Yağlı urganlarıyla iftiracıları düşündüm…

Yeni Hiroşimalara gebe dünyayı;

İşkenceyi, kayıpları, katliamları,

Zevki sefa içinde tepinen

Kapitalizmin insan kanlarıyla besili hayvanlarını düşündüm…

Üzüldüm, ağladım, tiksindim…

Ve sıktım yumruğumu dağ gibi bir öfkeyle

Kavgayı güzel eyleyen emeğin önünde saygıyla eğildim…

Bağışla beni şiir,

Bu yıl da yeni yılın umut veren ilk şiirini yazamadım…

Bülent ÖZCAN

ken (1)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here