KEMAL SAĞLAM YAZDI :BULUPÇU

Paylaş

Geçen yıl  Ayvalık Tiyatro festivaline, ilk oyun olarak katılmıştık.Ekip olarak uzun uğraşlar sonucu sahneyi hazırlayıp, açılış kokteyline geçmiştik. İyice yorulduğumdan tam ne yapmak gerektiğini kestiremeden o malum uzun kokteyl masalarından birinin yanına varmış, küçük atıştırmalıkları inceliyordum. Ben onları gözümle süzerken masaya benim boylarımda ama benden biraz daha kilolu biri geldi. Giyinişinden emekli olabileceğini sezinliyordum. Hani şu bildiğimiz memur emeklilerinden. Yazlıklarının etraflarına çit yaptırıp, oğlunun ya da kızının evlenmesini bekleyenlerden.

Kravatını iyice gevşetmiş çok rahat görünüyordu. Bu rahatlık konuşmasında da vardı. Masadaki yiyeceklerden başlayıp tiyatroya kadar pek çok konudan konuştu. Oyunumuzun yazarı olan Lorca’dan bir iki dize bile okudu. Her konuya hâkim insan hüviyeti onda da seziliyordu. Ben bu tip insanlardan oldum bittim çekinmişimdir. Bu tiplerin yanında konuşmaz olurum. Hatta bir an önce bir şey olsa da yok olsam diye beklerim. Buna benzeyen ve her şeyden konuşan bir arkadaşım vardı. Bize gelir herhangi bir konudan saatlerce konuşurdu. Tam gitmek için ayağa kalktığında salondan kapıya kadar bir buçuk sayfa daha konuşurdu. Hele ayakkabılarını giyip gidecek diye düşünürken orda da susmaz anlatır dururdu. Apartmanda sesi yankılanır, birileri bir şey diyecek diye ödüm kopardı. Esnememi saklamaya çalışır gittiğine emin oluncaya kadar arkasından bakardım. Bu şahıs da ona benziyordu. Türkiye’deki gelişen olayları uzun uzun anlatıp ,bunları yabancı haber servislerinden duyduğunu, bu yaşanan olayları dış mihrakların tezgâhladığını vurgulayarak söyledi. Bu haber servislerinden birinin adını bana bir kâğıda yazıp verdi. Aklımdan kaldığı kadarıyla strofer miydi neydi. Oradan OECD ülkelerine geçti. Onların kim olduğunu bana sınav yapan bir hoca edasıyla sordu. Ben gülümseyerek bilmediğimi anlatmaya çalıştım. O cevap bekler bir tarzdan sonra ülkeleri sayıp NASA’nın yeni bir yıldız keşfettiğini yakında Mars’a yolcuğun başlayabileceğini anlattı. Doğuda yaşanan olayları, Esad’ı bir konferansçı edasıyla anlatıp Musul Kerkük türkülerini çok sevdiğini söylemeyi de unutmadı. Paranın gücünden bahsedip aldığı bir hisseden, dolar ve euronun yükselişinden dem vurdu.

Ben artık tiyatroyu unutmuş durumdaydım. Oyun saatinin yaklaştığını onu kırmadan söylemenin yollarını arıyordum. Konuyu değiştirmeye çalışıyor, gözlerimi başka yerlere dikiyordum. Bu tavırlar eşliğinde birden ağzımdan ne iş yaptığını soran bir cümle çıktı. ‘’Ben’’ dedi gururlanarak, ‘’Bulupçuyum.’’ O ne demeye gerek kalmadan açıkladı: ‘’Her gün denizin kenarına varır denize taş atarım. Taş ‘bulup’ diye ses çıkarır ya işte ben o işi yapıyorum.“

KEMAL SAĞLAM

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here