Anasayfa Haber  Kemal Sağlam Yazdı: SEÇMELİ DİL ANLATIM

 Kemal Sağlam Yazdı: SEÇMELİ DİL ANLATIM

Paylaş

İsteklerimin ne olduğunu çoğu kere kestiremiyorum. Bence bu durum bütün insanların ortak sorunu. Yaşadığımız hayatın tadına bir türlü varamıyoruz. Bu durum bekli de isteklerimizin sonsuz olmasından kaynaklanıyor. Böylelikle kendi içimizde monotonlaşıyoruz. Bu da bizim sadece geçmişte yaşamamıza neden oluyor. Ne yaparsak yapalım şimdiyi değil geçmişi yaşıyoruz. Sevgilimizin elini şu an tutuyor olmak ilgilendirmiyor bizi, ilk ne zaman tuttuğumuz ilgilendiriyor.

Buna göre belirliyoruz hayatımızı. Dinlediğimiz şarkılara, izlediğimiz filmlere bile böyle bakıyor, anılar yüklüyoruz onlara. Tabii böyle olunca geçmişimiz güzelleşiveriyor. İçimizde hızlıca yükselen bir özlem oluyor ve aynısını yaşamaya gayret ediyoruz. Sonuç ne oluyor? Şimdiyi tekrarlardan kuruyor ve sıradanlaştırıyoruz.

Aslında bu durumun tam tersini bir filmde görmüştüm. Ne filmdi o be (Bakın şimdiyi geçmişe götürdüm)Herkes bilir ”Ve Tanrı Kadını Yarattı” o filmde meşhur kadın aktris bizim konuma paralel mi ters mi desem şöyle diyordu: ”Gelecek mi? Gelecek dediğimiz şey şimdiyi mahvetmek için uydurulmuş bir şey.”  Gerçekten de öyle gelecek kaygısıyla birçok güzel anı yitiriyoruz. Şimdi buradan güncel konuları falan girmemi beklemeyin, eğer bu konulara girersek işin içinden çıkamayız(LYS, YGS, TEOG, KPSS bütün bunlar zaten bizim şimdilerimizi yedi.)

Neyse, bütün bu konuların nedeni yine insanların kendi uydurdukları zaman kavramı aslında. Yerine ne koyalım bilmiyorum. Ancak zamansızlık güzel olurdu hem de aşkta. Ne demiş şair:

“ömrümüz böyle olmamalıydı ela gözlüm

bir vakitsiz meyve dilemeliydik tanrıdan”

resim2

BİTMEMİŞ ŞİİRLER VIII

vapur gürültüsüz ayrılır limandan

cümle hatıralar beraberimdedir.

feriköy’de bir tramvay durağı,
bir kış günü pastacıda, unutulmaz
bir sandal gezintisi ki; sarıyer’de
fotoğrafları hala iç cebimdedir…

ömrümüz böyle olmamalıydı, elagözlüm
bir vakitsiz meyve dilemeliydik tanrı’dan
uzun hasretlerin arifesinde
ellerim böğrümde kalmamalıydı.

şimdi akşam olur, sular buruşur
bir yastığa baş koyarım güvertede.
hangi dilden olursa, bir şarkı isterim
içimde kırık dökük besteler dolaşır.
kalbim avucumdadır artık,
bir sahilden sesler gelir, kaybolur
uzun uzun nefes alır sular
uzun uzun ağlamak isterim.

gözlerimde bir yağmurlu gün başlar;
vakit ikindidir eyüp sırtlarında
bulutlar vardır, pembeden, beyazdan
mevsim sonbahardır sessiz ve taze.
nemli otlar, çekirgeler, solgun yüzün.
bir gülüş, bir mahzun bukle saçlarında
bir eski çiçeği andırırsın yazdan.
ve bir şarkı başlar kahvelerin birinde
bizi ömrümüzden alır götürür,
bir şarkı, faslı hicazdan.

vapurlar gelir geçer haliç’ten.
sonra yağmur hafifler, elagözlüm
sonra yağmur hafifler,
sonra hisarlar, yollar, ikimiz
sonra…

hasret bir şey değil elagözlüm
ömrümüz böyle olmamalıydı
hep aşkta durmalıydı çağımız.
sevdayı mısra mısra değil
ömrümle yaşamalıydım.
sonra, sonra gene böyle olmalıydı
tadına varmadan çiçeklerin
şehirde bir sen, bir de ben, yalınız.
yeşil yaprak, alaca gölge, düşen yıldız
bir gün en büyüğü karşısında gerçeklerin
maceramız yarıda kalmalıydı…

TURGUT UYAR

Not:Bu yazı seçmeli dil ve anlatım dersinde öğrenciler kompozisyon yazarken oluşturulmuştur.(Biz eskiden ne kompozisyonlar yazardık dimi!)

Paylaş

1 Yorum

  1. Çok güzel yazmışsınız, benim de bolca kullandığım ‘insanların kendi uydurdukları zaman’ ifadesini sizin yazınızda görünce de bir garip hissettim açıkçası, tek benim fark ettiğim bir gerçek sanıyordum bunu herhalde. Bu konuyla ilgili sizin paylaştığınız Turgut Uyar’ın şiirinin yanına ben Behçet Necatigil’in ‘Sevgileri (hiçbir zaman gelmeyecek) yarınlara bıraktınız’ şiirini de koymak isterim:
    Sevgileri yarınlara bıraktınız

    Bitmeyen işler/dersler yüzünden

    Yılların telaşlarda bu kadar çabuk
    Geçeceği aklınıza gelmezdi

    Gizli bahçenizde
    Açan çiçekler vardı,
    Gecelerde ve yalnız.
    Vermeye az buldunuz
    Yahut vaktiniz olmadı.

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here