Anasayfa Haber KESK ve ÇHD’de operasyonlarında Devletin”Gizli” eli

KESK ve ÇHD’de operasyonlarında Devletin”Gizli” eli

Paylaş

Yakın dönemdeki tüm operasyonlarda etkin biçimde kullanılan ve verdikleri ifadelerle çok sayıda kişinin özgürlüğünü kaybetmesine yol açan gizli tanıklarla ilgili skandallara yenisi eklendi.Milliyetten Gökçer Tahincioğlu’nun haberine göre ,Çağdaş Hukukçular Derneği dosyası başta olmak üzere Türkiye’nin farklı kentlerindeki örgüt operasyonlarında verdiği ifadelerle onlarca kişinin tutuklanmasına yol açan gizli tanığın, koruma altındayken askere gittiği, buradan firar ederek bilinmeyen kişilerce YPG ile irtibatlandırıldığı,Suriye’ye geçerek burada örgüt adına faaliyet yürüttüğü, Suriye dönüşünde ise PKK/KCK üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklandığı ortaya çıktı.
İstihbarat örgütlerince önce DHKP_C’nin, sonra PKK’nın içine sokulduğu değerlendirilen gizli tanıkla ilgili olarak 2013’te, polisin raporu doğrultusunda “gizli tanık” kararı çıkartıldığı anlaşıldı. Ancak polis, DHKP-C operasyonlarında kullandığı gizli tanıkla ilgili olarak PKK adına faaliyette bulunduğu gerekçesiyle mahkemeye başvurdu. Mahkeme de gizli tanıkla ilgili fiziki takip koruma tedbirlerini geçen ay kaldırdı. Karar, gizli tanığın beyanda bulunduğu diğer mahkemelere ise henüz yollanmadı.

ÇHD Başkan Yardımcısı Münip Ermiş: “Antalya Ağır Ceza’nın verdiği kararın hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum. Gizli tanıklıkla ilgili kararı kim verdiyse onun kaldırılması lazım. İstanbul ve Ankara’da bu tanık ÇHD, Grup Yorum, Yürüyüş Dergisi, KESK davası gibi davalarda tanıklık yaptı bu kişi. Gizli tanık ifadeleri bu davaların en önemli yanı. Ama oralardan bu kararı almayarak gizlemeye çalışıyorlar. Bilinçli olarak koruma kararının kaldırıldığı saklanıyor. Koruma kararı kaldırılınca gizli tanığın kimliğinin gizlenmesine ilişkin hükümlerin de kaldırılması gerekiyor. Yani kimliğinin açıklanması gerekiyor. Bu tanığı sorguya çekme hakkımız da var. Artık normal tanık durumunda ve gizli tanık olarak beyanları ele alınamaz. Bütün mahkemelerde açık biçimde tanık olarak dinlenmesi ve sorgulanması gerekir. Bir de ilginç yanı, askerdeyken ne zaman firar ettiği, ne zaman yakalandığı da belirtilmiyor kararda. İstihbarat örgütlerinin maşası olduğu açığa çıkıyor. Halen de kullanıldığı gözüküyor. Bu nedenle Tanık Koruma Kanunu’nun mutlaka kaldırılması gerekiyor. Biz bütün dosyalarda da ifadesinin geçersiz sayılmasını ve yeniden sorgulanmasını talep edeceğiz.”

Avukat Hüseyin Ersöz: “Türkiye’de gizli tanık müessesi, Avrupa’daki ve ABD’deki uygulamalara nazaran birçok eksiklik barındırıyor. Öyle ki gizli tanığın güvenilirliği sorgulanmaksızın birtakım koruma kararları alınmakta ve bu kişilerin suçlarında indirimlere gidilmektedir. Bu uygulamanın her yönüyle yanlış olduğu açıktır. Olması gereken prensip, gizli tanığın kimliğinin açık olarak beyanlarının alınması ve savunmanın bu gizli tanığın güvenilirliği konusunda bir değerlendirmede bulunulmasına imkan tanınmasıdır. Aksi halde, bu kişinin kimliği bilinmeksizin birçok kişiye suç ithamında bulunmasının önü açılır ki bu durumun hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır. Bu olayda da gizli tanığın beyanlarının başka davalarda delil olarak kabulü fakat sonrasında bu kişinin suç işlemesi, koruma tedbirinin kaldırılmasının yanında bu davalarda verdiği beyanların da geçerliliği ve samimiyetinin de sorgulanması sonucunu doğuracaktır.”

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here