Anasayfa Haber KESK:Taksim 1 Mayıs Alanıdır! Taksim Meydanı’nı Yasaklamak, Suçtur!

KESK:Taksim 1 Mayıs Alanıdır! Taksim Meydanı’nı Yasaklamak, Suçtur!

Paylaş

AKP Hükümetinin yasakçı, baskıcı ve saldırgan politikaları her alanda devam ediyor. 1 Mayıs’a bir ayı aşkın bir süre olmasına rağmen şimdiden yapılan açıklamalarla ortam gerilmeye, alanlar emekçilere kapatılmaya çalışılıyor.

İstanbul Valisi Vasip ŞAHİN, 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasına ilişkin tutumlarının ne olacağına ilişkin soruya “Toplantı ve gösteri yapılabilecek yerler belli. Taksim bunlardan biri değil.” diyerek AKP’nin son yıllardaki yasakçı tavrının devam edeceğinin işaretini vermiştir. Anlaşılan İstanbul’un yeni valisi de kendisinden önceki vali gibi suç işlemeye devam etme eğilimindedir.

Hatırlanacağı üzere aynı tavır nedeniyle 2014 1 Mayıs’ında 39 bin polis ve 50 TOMA’yla Taksim abluka altına alındı, emekçilere barikatlar kurulup, gaz bombaları, plastik mermiler, coplar ve basınçlı kimyasal sularla saldırıldı. Onlarca emekçi bu saldırılar sonucu yaralandı, yüzlercesi gözaltına alındı. Gözaltında işkenceler yapıldı, hukuksuz şekilde gözaltında tutma olayları yaşandı. Nüfusu yirmi milyona dayanan mega kent İstanbul’da milyonlar eve hapsedildi, hastanelere gidişlere izin verilmedi, hasta yakınlarına plastik mermiler sıkıldı, şehrin üstünü gaz bulutu kapladı.

Tüm bu saldırıları iki argüman üzerine geliştirdiler. Bunlardan birincisi; “1 Mayıs Taksim’de kutlanırsa, provokasyon olur, kamu düzeni bozulur!” İkincisi ise “Toplantı ve gösteri yapılabilecek yerler bellidir, Taksim bunlardan biri değildir”

Hatırlanacağı üzere bu her iki gerekçeyi de 2008 1 Mayıs’ında da öne sürmüşlerdi. Ancak 2012 yılında açıklanan, 2008 1 Mayıs’ıyla ilgili kararında Avrupa İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi barışıl bir gösterinin engellenmesi için bu gerekçeleri yetersiz ve “farazi” bulmuş, Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs kutlamasının düzenleyici kurumlar açısından bir hak ve sorumluluk olduğunu ifade etmişti. Yine AİHM, ifade özgürlüğünün kullanılacağı yeri seçmenin de hak kapsamında olduğunu tespit etmiş, hükümetin görevinin bu hakkın kullanımını güvence altına almak olduğuna hükmetmiştir. Ayrıca Hükümet yetkililerinin, valilik ve emniyet müdürlüğünce 1 Mayıs anmasını engellemek için gerekçe olarak ileri sürdükleri grubun içinde marjinal grupların olduğu ve provokasyon olacağı şeklindeki istihbarat bilgilerinin gerçeği yansıtmadığı da karar metninde açıkça tespit edilmiştir.

Dolaysıyla Hükümetin her yıl ısıtıp ısıtıp karşımıza çıkardığı her iki yasaklama gerekçesinin ne siyasi ne de hukuki bir karşılığı yoktur.

Mahkemenin bu kararının Anayasa’nın 90. Maddesine göre bağlayıcı olup gereği yerine getirilmek zorundadır. Yapılmaması suçtur, yöneticilerin altına imza attıkları sözleşmelerin gereğini yerine getirmemeleri ise suçta ısrar etmektir ve bu ancak dikta yönetimlerde görülebilir. Ancak ülkeyi ve kenti yönetenler tüm uyarılarımıza rağmen suç işlemekteki ısrarlarıyla nasıl bir rejimi uyguladıklarını teyit etmektedirler.

Kaldı ki, 2001 yılında yapılan değişiklikle güzergâhı belirleme yetkisi, mülki idare amirlerinden alınmıştır. Mülki amirlerin “ben şurayı belirledim, ora dışında kutlama, etkinlik yapamazsınız” gibi bir yetkisi anayasada yoktur. Üstelik 1 Mayıs,  zaman zaman yapılan bir gösteri ve yürüyüş etkinliği olmayıp, Birlik, Mücadele Ve Dayanışma Günü’dür! Ve böylesi günlerde kutlama yerleri için izin alma zorunluluğu yoktur! 1 Mayıs resmi tatil günü olduğundan sokak ve caddelerin geliş-gidişi olumsuz etkileme olasılığı da oldukça azdır. Nitekim 2010, 2011 ve 2012’de yine bu meydanda sorunsuz bir biçimde yüz binlerce insanla 1 Mayıs’lar en coşkulu şekilde kutlanmış, bir insanımızın bile burnu kanamamıştır.

Ancak sonrasında Taksim alanının yalan ve çarpıtmalarla emekçilere yasaklanması AKP’nin gerginlik politikası üzerinden toplumu kutuplaştırma ve buradan kendi rejimini kurumsallaştırma politikasından, yine emek karşıtı ekonomik programlarından bağımsız değildir.  Taksim’i senenin her günü sermayeye açarken, emekçilerin 1 Mayıslarda iktidara ve kamuoyuna seslerini duyurdukları, özellikle 1977 yılında kitleye yapılan saldırı ve 34 emekçinin hayatını kaybetmesi sonucunda, toplum hafızasında önemli bir yer edinen Taksim Meydanı’nı emekçilere kapatmak, yasaklamak AKP’nin gerçek yüzünü açığa çıkaran en önemli göstergelerden biridir.

Şimdiden Taksim Meydanı’nı emekçilere yasaklayacağını ifade eden AKP ve valilerine biz de şimdiden bunun açıkça bunun bir suç olacağını, uluslararası sözleşmeleri ve AİHM kararlarını açıkça ve gayet bilinçli olarak çiğnemek olacağını belirtiyoruz.

Emekçiler şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da yasakçı zihniyete teslim olmayacak, mücadele tarihine sahip çıkacak, 1 Mayıs’ı Birlik, Mücadele Ve Dayanışma Günü olarak kutlamaya devam edecektir. Dolaysıyla AKP’yi bu politikalardan ve anayasa suçu işlemekten vazgeçmeye çağırıyoruz. 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here