Anasayfa Haber Konda yönetim kurulu başkanı Tarhan Erdem : HDP bence barajı...

Konda yönetim kurulu başkanı Tarhan Erdem : HDP bence barajı geçecek, Ak Parti cezalandırılacak’

Paylaş

Konda Araştırma şirketinin yönetim kurulu başkanı Tarhan Erdem Bidebunuizle.com’a konuştu.

Ak Parti Değerlendirmesi
2010 yılına kadar başlangıçta söylediğini destekleyen ve onları gerçekleştirmek isteyen bir yolda yürüdü. 2010 yılından sonrada çok farklı, Türkiye’de çok alışılmış, iktidarını bırakmak istemeyen bir parti havasıyla ifade özgürlüğü demokraside gerilemeler başladı maalesef. Benim yorumlayabildiğim Ak Partinin 2010’dan sonra kendisine çok haksızlık ettiğidir. Ak Parti eğer söylediğimi yapabilmiş olsaydı bugün 330 falan sözkonusu değildi hepsini geçmişti. Çok ileri bir noktadaydı. Ama bugün çok ciddi bir ders verilmek üzeredir Ak Parti’ye
Neden bu değişiklik?
İktidarını bırakmak istemiyor. Türkiyede 1908 meşrutiyetinden sonra, bir meclise dayalı ilk hükümet denebilir buna, halk değişim istiyor, heyecanlı, ama maalesef İttihat ve Terakki iki yıl sonra Türkiye’yi kendilerinin aldıkları dönemden daha bir korkunç hükümet terörü yapan bir duruma getirdiler. Harpler nedeniyle gördüler ki iktidarı seçimle devam ettiremeyecekler, başka bir yol buldular. Maalesef meşrutiyetten sonraki bütün iktidarlarda iktidarlarını muhafaza etmek için benzer bazı tedbirler almıştır.
2012’den itirabern Türkiye bir siyasi tıkanıklığa girdi ve bunun şimdiki idarecilerin umdukları tasarladıkları gibi bitmeyeceğinden eminim, bu hepimiz için çok ağır bir durumdur. Düşününüz ki, 12 sene bir memleketi idare etmiş, milli gelirini çok iyi halletmiş, ekonomisini pek çok olaya karşı büyütmeye devam etmiş, fiziki ve demokratik olarak çok iyi şeyler başlatmış bir siyasi partinin bu hale gelmesi, yalnız kendileri için değil hepimizin de kusuru olan bir şeydi. Biz bunu beceremiyoruz, demokrasiyi ve o hale geliyoruz.
Bu hale gelmemizin nedeni netice itibariyle üç beş kişinin iktidarını muhafaza etme endişesidir.

Neden iktidarlar bu hale geliyor?
Önemli olan ilk geldiklerinde iyi idare ediyorlar, sonraki dönemlerde çok farklı nedenlerle yollarını şaşırıyorlar. Şu mu oldu bu mu oldu değil, mesele çok basit. Ben o adam değilim, ben verdiğim sözü tutarım, üç dönem kuralını muhafaza edeceğim dedi, dedi ama sanıyorum ki sonradan biz ne yaptık da dedi. Bu kuralı muhafaza etmek demek milletvekilliğinden ve dolayısı ile başbakanlıktan ayrılmak demektir. Ne yapacak o zaman, 2011 seçimleri geliyor, 2015’de milletvekilliği bitecek. 2015’te iktidarını muhafaza etmek için birşey düşünmek lazım. İki şey yapabilirdi; üçüncü dönemi kaldırırdı kural olarak ve çok da yanlış bir kural bana göre ya da Cumhurbaşkanı olabilirdi, o ikincisini seçti. İşte delikanlıklık psikolojisi ile üç dönem kuralını değiştirmemeye karar verdi, sonra bütün hareketleri, kararları, düşünceleri 2015 sonrası iktidarı nasıl muhafaza edeceğine yöneliktir.
Bütün hesaplar köşk için mi yapıldı o tarihten sonra?
Hergün sabah kalktığında ne olacak bu 2015 diye düşünüyordu artık. O kendi psikolojisini esir aldı. Bizim için hepimiz için hüsran. Kendisi için ne olduğunu bilemiyorum. Ben rahatsız oluyorum bu konudan. Çok önemli bir siyaset adamı olmak üzereyken kendi kararının neticesinde bu hale gelmiş bir insandan bahsediyoruz. Onun için kendisine yazık, kendisine karşı diye söylüyorum. Çok acı birşey.

Seçim sonucu ne olacak?
2015 seçiminde önemli bir krize gidiyor Türkiye. İktidar çoğunluğunu almış olsalar dahi az bir ekseriyetle alacaklar. 276, 290, 300 de olsa aynı şey. Düşününüz ki yüce divan oylamasında en az 45 fire vardı. Bu demekki gelecek aritmetik zor bir aritmetiktir. Onun için her türlü şeyi yapabilir diyor arkadaşlar. Ama ben aynı kanaatte değilim, sonuçta Türkiye bir kanun devletidir.
Ağrı da bu bağlamda mı değerlendirilmeli?
Ağrıdaki olay basit bir olay değil, yapılmaması gereken birşeydi. Bu her yıl yapılan bir hareket orada, gidip onlarla ilgili, aileleriyle buluşmması, bunu orada oturan herkes biliyor, siz oraya onbeş tim gönderiyorsunuz asker, jandarma, niçin, efendim? Oraya gelirlerde şunları yaparlar diye. Geçen sene yaptılar mı? Dolayısıyla bu hani eskiden böyleydi şimdi niçin böyle sorusuna yanıt da veriyor, yanıt net, iktidarını muhafaza etmek istiyor…
Ağustos’ta seçim oldu yüzde 52 oy aldı Erdoğan, ne değişti?
Bana göre sayın Erdoğan yüzde 52 oy aldığı zamanki kamuoyu değerlendirmesinin dışına çıkmıştır: Yani kendisi değil değerlendirmeyi yapanlar bir hüküm vermişlerdir. Bu hüküm kendisini ve arkadaşlarının iktidardan düşürmek değil, iktidarlarına çok önemli bir ders vermektir. Bana göre, bunu siz dersiniz ki 300 idare eder, ben derim ki 310 idare eder, arkadaşınız derki 280 idare eder ama seçim akşamı hepimiz göreceğiz ki toplum Ak Partiye önemli bir uyarda bulunacak, bu görülecek.
Bu düşüş ne zaman başladı?
Bana göre geçtiğimiz kasım ayında bu karar verilmişti. O karar nedir; HDP. Halk ne yapacak, bu kararı bir partiye oy vererek gösterecek, mesaj taşıyıcı oy verilen bir parti olacak. O parti hangi parti olacak? Halk şunu gördü, CHP veya MHP’nin oyunu yüzde iki üç arttırarak bu dersi veremez, ama HDP’yi barajı geçirirse 50 milletvekili farkeder ve barajı geçirmek için de dört puan kafidir. Bunu halk gördü ve Kasım Aralık ayında bu karar verildi, karar verilmiştir, karar temyiz edilmiştir ve her birinin bir safhası vardır.
Araştırmalara bakarak mı veriyorsunuz bu bilgiyi?
Siyasi olarak bakıyorum ve şuradan yola çıkıyorum, 10 Ağustosta halk yüzde 52 verdi. Bir iki ay bakayım dedi, baktı. Adamda herhangi bir değişiklik olmadı. Sen Cumhurbaşkanısın artık, bütün insanları aynı şekilde değerlendirmek zorundasın, hatalı görsen bile onları itham etmeden uyarması lazımken taraf oldu. Bu çok bariz bence. Halkın tamamı tabi aynı düşünmüyor ama, zaten öyle düşünmediği için yüzde 4’ü kafi gördüğü bir karar verdi. Eğer Erdoğan ve Davutoğlu, Ak Parti teşkilatı, bizler onlar söylemine devam ederlerse bizim bütün bu düşüncelerimiz daha da yanlış olur, daha da büyük kayıplar olabilir.
Her gün konuşuyor ama Cumhurbaşkanı, bu durumu o göremiyor mu?
Hergün konuşuyor, bunların olumlu etkisi yok.Yani siz cumhurbaşkanı olmuşsunuz, biz onlar diye başlarsanız konuşmalarınıza bunu halkın kabul etmesi mümkün değil, olamaz böyle birşey. 1954 seçimlerinden beri bu hikayelerin içinde yaşadım doğru çıktı. Halk genel bir karar verir ve o kararını uygular, ben konuştum, onlar bana destek olacak diye birşey yok.
8 Haziran sabahı nasıl bir tablo olacak?
Türkiye’deki insanlar kararlarını sanki birtek insan karar veriyormuş gibi verir. Zaten Pazar sabahı bir makul adam gelseydi Türkiye’yi inceleseydi, gerçekten vatanını seven bir insan, ne karar verecektiyse o kararı 53 milyon insanın vereceğini göreceğiz. 1953ten beri söylüyorum, halk doğru karar verir, sizin gibi düşünmeyebilir ama bakarsınız ki adamlar doğru karar verdi, ne yapsaydı dersiniz.
HDP’nin barajı geçmesi kendi başarısı olmayacak mı?
HDP bence barajı geçecek ama burada hdp seçilmeyecek, Ak parti cezalandırılacak. Çünkü bunun başka yolu yok. Diyelim ki size verecek olsaydı oyu, siz o mesajı tam olarak taşıyabilecek miydiniz , taşıyamazdınız. Bu mesajı vermenin en kolay yolu. Halkın öyle bir kararı olabilirdi ki bir iki müessese yıkılabilirdi, o olmayacak. Derli toplu bir karar verecek ve Türkiye rahatlayacak göreceğiz.
Halkın elinin ayarı kaçar mı?
Olabilir ama koalisyona kadar gideceğini sanmıyorum, son günlerde biraz toparlanmış görünüyor, eğer o ilk günlerdeki gibi biz onlar diye başlayan cümleleri sıralarsa bu da olabilir. En çok etkinin oradan olduğunu düşünüyorum.
CHP ve MHP ne durumda?
CHP’nin ve Mhp’nin geçen seçimde fonksiyonları neyse devam ediyor, iktidar olma şansları çok az, olamaz demiyorum ama çok az. Halk işin kolayına gidiyor. Ne demek HDP’ye verilecek yüzde dört, 2 milyon seçmen, adam belki yine 17 milyon oy alacak ama bu tarafta 2 milyon oy verdiği zaman anayasayı yapamayacak hale geleceksin. Yani anayasanın yapılmasına karşı değil halk, anayasayı beraber yapın diyecek bir mesaj olacak bu. Dolayısıyla müthiş bir formül. CHP yüzde 30 alsa, HDP baraj altında kalsa halk anlattığım bu mesajı verir mi, veremez, HDP oy aldı diye de değil mesaj, sizin sandalye sayınızı anayasayı düşünemeyecek hale getiriyor.
HDP riske girmiyor mu?
2011 seçimlerine HDP seçime parti olarak girmeliydi, bana göre barajı da geçecekti. Ayrıca bugün olduğu gibi o gün de HDP’ye oy verecektim.
Davutoğlu nasıl bir Başbakan?
Bence dışişleri bakanlığı daha başarılıydı. Bazı meselelere heyecan duyuyor, ama haklı olarak Cumhurbaşkanının çok önemli etkisi altında, onu halledemedi. Asıl mesele seçimden sonra. Seçim oldu, diyelim ki anayasada büyük bir değişiklik olması için bir iki sene uğraşmak lazım. Bu birbuçuk sene içinde ne olacak? Yani Erdoğan kabul edecek mi Cumhurbaşkanlığını, etmeyecek gibi görünüyor. Doğrusunu isterseniz böyle başbakanlık da yapılmaz. Orada bir kriz çıkar. Başbakan olarak Sümeyye Erdoğanı da koysan sorun çıkar. Önümüzdeki bir sene böyle bir problem yaşayacak Türkiye

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here