Anasayfa Haber Köyde hayata geçen bir düş: Sanat Yazokulu

Köyde hayata geçen bir düş: Sanat Yazokulu

Paylaş

Sanat Yaz Okulu’nun ilk yılı nasıl geçti?

Bu konuda birkaç yıldır çalışıyorduk. İki yıl önce, Felsefe Yaz Okulu’nun öğrencileriyle küçük bir çalışma yaparak başlamıştık işe. Geçen yıl, iki haftalık ilk programımızı yaptık. Bu süreç çok verimli geçti. Her gün sabah 8’den geceyarısına kadar çalıştık. Çok çalışmamıza rağmen, iki haftalık sürenin sonunda her birimizin isteği devam etmek, yeniden yapmak yönündeydi. Geri dönüşler de olumluydu. Bize mutluluk, direnç ve umut veren bir çalışma oldu. Bu yüzden, ülkedeki tüm zorluklara karşın, bu yıl aynı enerjiyle çalışmalarımızı sürdürüyor ve Ağustos ayında yeniden bir araya geliyoruz.

Katılımcılar ağırlıklı olarak nerelerden?

İstanbul’dan, Ankara’dan, İzmir’den, Adana’dan, Mardin’den, Diyarbakır’dan, Kars’tan; özel okullardan, devlet okullarından, güzel sanatlar lise ve üniversitelerinden, başka liselerden ve üniversite programlarından… Birbirinden çok farklı donanım ve altyapılarla geliyorlar. Yaş grupları da çok çeşitli; 15-16 yaşında lise öğrencilerinden doktora öğrencilerine kadar, 32 genç sanatçıyla birlikte çalışacağız bu yaz.

Ders programını oluştururken neleri göz önünde bulunduruyorsunuz?

En çok, ders verecek hocaların önerilerini… Faydası olabileceğini ve böyle bir çalışmaya destek verebileceğini düşündüğüm, aklıma gelen herkese okul hakkında bilgi verdim. “Ben de destek vermek isterim” diyen birçok hoca oldu. Şimdilik kapasitemiz kısıtlı olduğu için hoca sayısını da, öğrenci sayısını da sınırlı tutmak durumunda kaldık. Ancak, hem öğrencilerden, hem de eğitimcilerden, çok yoğun talep geliyor. Bu yüzden önümüzdeki yıl, art arda birden fazla programa yer vermeyi planlıyoruz.

Işın Önol. Fotoğraf: Berge ArabianIşın Önol. Fotoğraf: Berge Arabian

Öğrencilerin buradan nasıl kazanımlar ve deneyimlerle ayrılması hedefleniyor?

En çok, eleştirel düşünce ve soru sorma üzerine çalışıyoruz. Türkiye’deki mevcut eğitim sisteminde en çok eksikliğini duyduğumuz şey bu. Bu alışkanlığı kazanmak için iki hafta elbette çok kısa bir süre, ancak yine de bu yoğun birlikte düşünme, tartışma, üretme sürecinin sonunda, öğrenciler, kafalarında üretkenliklerini ve çalışmalarını olumlu etkileyecek birçok soruyla ayrılıyor köyden

Hem teorik, hem de pratiğe yönelik dersleriniz var. Öğrenciler ilgi alanları doğrultusunda ders seçimi mi yapıyor?

Öğrenciler bu yıl, bazı derslerde ikiye ayrılıp, bazı derslerde yeniden bir araya gelecek. Önümüzdeki dönemde seçmeli sisteme doğru gitmek doğru olacak sanırım. Ancak şimdilik, hepimiz bir laboratuvar içinde deney yapıyor gibiyiz. Tüm hocalar ve tüm öğrenciler, heyecanla tüm derslere katılıyor.

Bu çalışmayı Nesin Vakfı’nın çatısı altında, Şirince’de yapmanızın nedeni nedir?

Bu projenin benim için en önemli yanı bu aslında. Diğer eğitimciler ve hatta öğrenciler için de bunun önemli olduğunu düşünüyorum. Ben Nesin Vakfı’yla 1999 yılında, depreminin hemen akabinde taşınıp Ali Nesin’le komşu olduğumda tanıştım. O dönem eğitim fakültesinden, resim-heykel bölümünden henüz mezun oluyordum ve bir okul kurma düşüm vardı. Vakfı tanıdığımda, Aziz Nesin’in hâlihazırda bu düşü hayata geçirmiş olduğuna yakından tanık oldum ve enerjimi Nesin Vakfı’na ayırmaya karar verdim. Bu süreçte Ali Nesin’in Bilgi Üniversitesi Matematik Bölüm Başkanı’yken, hiç zorunlu olmadığı halde, yaz aylarında tatil yapmak yerine öğrencileriyle, ısrarla matematik yaz okulunda çalışmasına tanık oldum. Ali Nesin’in tatilden anladığı da buydu: Matematik yapmak. Yaz okullarında yürütülen bu çalışmaların büyüyüp, şimdi böyle yoğun çalışmaların sürdürüldüğü Matematik Köyü’ne dönüşeceğini belki o zaman kendisi de tahmin edemezdi. Eğitimdeki eksikliğin ve bu işin gerekliliğinin hep farkındaydı ama eğitime ayırdığı zaman içinde, matematik yapmaktan çok fazla ödün vermesi gerekiyordu. Ama o, büyük bir özveriyle, bu projeyi bugüne getirdi. Geçmişte de, Türkiye’de eğitimin en büyük probleminin soyut düşünme eksikliği olduğunu, bu yüzden ülkeden kolay kolay matematikçi, sanatçı ve felsefeci çıkmadığını söylerdi. Bu sürecin tanığı olarak ve Şirince için harcanan emeğe, özene sonsuz önem vererek böyle bir çalışmanın içine girdim. Bu herhangi bir yaz okulu değil, çok değerli ve biricik idealler etrafında toplanmış bir emeğin ürünü.

Sanat Yaz Okulu yoluna nasıl devam edecek?

Bu yıl en çok zorlandığımız şey seçimi yapmaktı. Sadece 30 kişilik kontenjanımız olduğundan, çok üzülerek, birçok öğrenciyi geri çevirmek durumunda kaldık. Önümüzdeki yıllarda programı genişletip daha fazla öğrenciye açılabilmeyi umuyoruz. Bunun için desteğe ihtiyacımız var, çünkü atölye sayısını artırmamız gerekiyor. Bu yıl savaş bölgelerinden öğrencileri getirmeyi de önemsedik. Bu konuda İKSV ile SAHA Derneği’nin önemli girişimleri ve bireylerin desteği oldu. Ayrıca atölye inşaatlarını destekleyen kişiler ve vakıflar vardı. Bu sayede önümüzdeki yıl kapılarımızı çok daha fazla öğrenciye açabileceğimizi düşünüyorum ve kontenjan kısıtlılığı yüzünden kabul edemediğimiz öğrencilerin, önümüzdeki yıllarda yeniden başvuru yapmasını diliyorum.

  • Sanat Yaz Okulu, güncel sanat pratikleri ve kuramları üzerine çalışan uzmanlarla beraber bir üretim, analiz ve tartışma sürecine girmek, sanatın neden, nasıl ve kim için üretildiğini tartışmak; üretilen işi en etkili biçimde sunma yöntemlerini aramak gibi noktaları temel alıyor. Sanatçı olarak hayatı sürdürebilmenin koşullarının da tartışıldığı yaz okulunun, aralarında lise üçüncü ve dördüncü sınıf öğrencileri, üniversite ve yüksek lisans öğrencileri ile sanatçı adaylarının yer aldığı, 30 kişilik bir kontenjanı var. Öğrenciler, bir portföyle başvuru yapabiliyor. Eğitmen kadrosu, Almıla Akdağ Sala, Burçak Bingöl, Gülçin Aksoy, Evrim Kavcar, Erden Kosova, Işıl Eğrikavuk, Işın Önol, Raziye Kubat, Seher Uysal, Seçil Yersel ve Tuğçe Tuna’dan oluşuyor.
  • agos
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here