Anasayfa Forum Lice Katliamı sanığı hesap vermeden öldü

Lice Katliamı sanığı hesap vermeden öldü

Paylaş

 

 Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın ile 2 asker ve 13 sivilin hayatını kaybettiği Lice katliamına ilişkin İzmirde görülen davada sanıklarından biri Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın, geçtiğimiz 23 Ağustos’ta Singapur’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiği ortaya çıktı. Diğer sanık olan dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı Eşref Hatipoğlu’nun usulsüz olarak duruşma öncesinde ifadesi alınması üzerine ise mağdur avukatları “reddi hakim” talebinde bulundu.

Diyarbakır’ın Lice ilçesinde, 1993 yılında dönemin Jandarma Bölge Komutanı Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın da aralarında bulunduğu 16 kişinin öldüğü olayla ilgili 20 yıl sonra açılan ve “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır’dan önce Eskişehir’e sonra İzmir’e taşınan dava, İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya mağdur aileler ve avukatları ile öldürülen Tuğgeneral Bahtiyar Aydın’ın eşi Şahin Aydın’ın avukatı Necdet Solmazgül’ün yanı sıra sanıklardan dönemin Diyarbakır Jandarma Alay Komutanı emekli Albay Eşref Hatipoğlu’nun avukatı Mehmet Eren Turan katıldı.

Sanıklardan birinin hayatını kaybettiği anlaşıldı

Duruşmanın başlangıcında dikkat çekici bir durum açığa çıktı. O da Albay Eşref Hatipoğlu’nun avukatının müvekkili Hatip oğlu ile birlikte yargılanan sanık Üsteğmen Tünay Yanardağ’ın geçtiğimiz 23 Ağustos’ta Singapur’da geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybettiğini beyan etmesi oldu. Albay Eşref Hatipoğlu ile birlikte, ‘taammüden öldürme’, ‘halkı isyana ve birbirini öldürmeye teşvik’, ‘cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet ve 24 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılanan Tünay Yanardağ’ın yaşamını yitirmesi sonrası Konya’da toprağa verildiği ortaya çıktı.

Yapılan bu bildirimin ardından başlanan duruşmaya, sanıklardan Eşref Hatioğlu’nun mahkeme huzurunda ifadesinin alınması kararlaştırılmasına rağmen duruşma tarihinden önce müdahil avukatlar hazır bulunmadan ifadesinin alınması damga vurdu.

Duruşmada ilk sözü alan mağdur avukatlarından Suat Çetinkaya, mahkemenin “can güvenliği olmadığı” gerekçesiyle Eşref Hatipoğlu’nun ifadesini iki celse arasında hukuksuz şekilde almasını ve bundan sonraki duruşmalara SEGBİS yoluyla katılması yönünde karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu söyledi. Bu durumun “adil yargılama ilkesine” aykırılık teşkil ettiğini de söyleyen Çetinkaya, hukuka aykırı olan bu sorguyu reddederek, belgenin dosyadan çıkarılmasını talep etti.

Mahkeme Heyeti’ni Hatipoğlu’nun avukatlığını üstlenmekle suçlandı

Onun ardından söz alan mağdur avukatlarından Yunus Muratakan da mahkemenin Hatipoğlu’na uyguladığı bu yöntem ile mahkeme salonundaki herkesi “terörist” ilan ettiğini söyledi. Av. Muratakan, yaşanan durum itibariyle mahkeme başkanının, heyeti ile birlikte Hatipoğlu’nun avukatlığını üstlendiğini de belirtti.

Elçi: Mahkeme artık taraftır

Ailelerin avukatlarından biri olan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ise Hatipoğlu’na can güvenliği gerekçe gösterilerek uygulanan bu sorgu yöntemi ile mahkemeye olan güvenin kırıldığını kaydetti. Elçi, “Lice’deki maktul ailelerinin de size güvenmemeleri ve buraya gelmemeleri gerekiyordu. Yine de insanlar umudunu kesmiyor ve mücadele ediyorlar. Mahkemenizin bu davaya ön yargılı baktığını ve bir an önce kurtulmak istediğini düşündük. Biz mahkemenizin zerre kadar iyi niyetli olduğunu düşünmüyoruz. Mahkeme artık taraftır. Siz suç işlemişsiniz. Böyle bir duruşma yok, siz bu işleme duruşma diyemezsiniz” dedi.

Türkiye yargısının bu tür davalarda tam bir başarısızlık örneği sergilediğini de dile getiren Elçi, bu mahkemenin de bunun hazin bir öyküsü olduğunu söyledi.

Elçi, ayrıca bu tür davalarda en önemli delilin sanıklar olduğunu da vurguladı. 20 yıl boyunca elde edilemeyen gerçeğin, sanıkların dinlenmesi sonucu bir kısmının elde edilebileceğinin altını çizen Elçi, mahkeme tarafından Hatipoğlu’na yapılan sorgu ve ifade işleminin iptal edilmesini ve sanıkların duruşmaya katılmasını istedi.

Yapılan sorgu usule uygunmuş

Avukatların taleplerinin ardından, Hatipoğlu’nun ifadesi konusunda usule aykırı bir durum olmadığını ileri süren iddia makamı ise çapraz sorgunun sağlıklı yapılabilmesi için Hatipoğlu’nun bir sonraki duruşmada SEGBİS sistemi aracılığıyla hazır bulundurulmasını talep etti.

Mağdur avukatları ve iddia makamının taleplerini alan mahkeme heyeti açıkladığı ara kararında, Hatipoğlu’nun 18 Eylül günü yapılan sorgusunun usule uygun olduğunu iddia ederek, savunmasının geçerli olduğuna karar verdi.
Mahkemenin bu kararının ardından yaşamını yitiren Bahtiyar Aydın ile birlikte yaşamını yitiren asker Yüksel Bayar’ın ağabeyi İlhami Bayar, mahkeme heyetine kardeşinin vurulduğu yerin krokisi ile kabir fotoğraflarını sunarak, olay günü inceleme yapan tüm görevlilerin ifadelerinin alınmasını istedi.

Avukatlar “reddi hakim” talep etti

Ardından söz alan Lice katliamının mağdurlarından Yusuf Polaskan ise olaydan dönemin Başbakanı Tansu Çiller başta olmak üzere Mehmet Ağar, Doğan Güneş, İbrahim Şahin ve Mehmet Akşener’in de bizzat sorunlu olduğunu belirterek, hepsinin yargılanmasını istedi. Yine mağdurlardan Şiyar Kaymaz ise olay günü Eşref Hatipoğlu’nun kendilerine ‘Sizi sinek gibi ezeceğiz’ şeklinde sözler sarf ettiğini anlattı. Kaymaz, bu davanın sonuçlanmasının hakikatlerle yüzleşme noktasında ön açacağını da söyledi.

Dosya 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi

Mağdurların ardından avukat Gül Kireçkaya, hukuk dışı ve taraflı davranması nedeniyle avukatlar olarak “reddi hakim” talebinde bulunduklarını açıkladı. Yapılan bu talebi kabul eden mahkemeyi heyeti, dosyasının 2. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine karar verilerek bir sonraki duruşmayı 24 Aralık tarihine erteledi.

‘Mahkeme tarafsız değildir’

Duruşma sonrası açıklama yapan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Lice davasının yine sanıksız bir şekilde görüldüğünü belirterek, 16 insanın ölümüyle sonuçlanan bu olayda da adaletin gerçekleşmediğini söyledi. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kendi hukukunu ve kararını tanımadığını söyleyen Elçi, “Üzüntülüyüz. Mahkemeyi reddettik. Bu mahkeme tarafsız değildir. Son kararıyla bunu açık bir şekilde ortaya koymuştur. Bu nedenle reddettik” dedi.

Elçi, sanıklardan Tünay Yanardağ’ın yurtdışında öldüğü konusundaki belgelere ise şüphe ile yaklaştıklarını söyledi.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here