Anasayfa Forum Linç kararnamesi

Linç kararnamesi

Paylaş

Yeni kanun hükmündeki kararnameler ile 15 Temmuz’da darbe girişimine karşı sokağa çıkan herkese doğrudan af getirildi. KHK’de “Terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması” ifadeleriyle muhalefetin her türlü direnişine saldırı meşrulaştırıldı.

[Haber görseli]

Hükümet, olağanüstü hal kapsamında çıkardığı 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile, yeni antidemokratik uygumaları yürürlüğe koydu. Kararnameyle, “15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında” hareket eden kişiler, “hukuki, idari, mali ve cezai” sorumluluktan kurtarıldı. Bu kapsamda 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Boğaziçi Köprüsü’nde bazı askerleri linç eden, boğazını kesenlere doğrudan af yolu açılarak mutlak dokunulmazlık getirildi. Ucu açık şekilde “terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması” denilerek, bundan sonra olabilecek Gezi Direnişi tarzı eylemlere yönelik “paramiliter” güçlerin saldırıları meşrulaştırıldı.

Terörle Mücadele Yasası kapsamında cezaevinde bulunan tutuklu ve hükümlüler, artık duruşmalara tek tip kıyafetle çıkacak. “Anayasayı ihlal ve hükümeti devirmeye teşebbüs”ten tutuklu olanlar “badem kurusu”, TMY kapsamına giren diğer suçlardan yatanlar ise gri tulum giyecek. Tek tip kıyafeti reddedenlere ise ziyaretçi yasağı cezası verilecek. Tecavüz, uyuşturucu, adam öldürme gibi adi suçlar ise kapsam dışında tutuldu. KHK ile istinaf mahkemeleri artık “savunma hakkının kısıtlanması” durumunda bozma kararı veremeyecek. Mahkemeler, avukatların duruşmaya gelmemesi durumunda da yargılama yapabilecek ve hüküm kuracak.

Tek tip kıyafet

Resmi Gazete’de dün yayımlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile dava ve soruşturmaları doğrudan etkileyecek düzenlemeler yapıldı.

KHK ile “3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar nedeniyle tutuklu veya hükümlü bulunanlar, duruşmaya sevk nedeniyle ceza infaz kurumu dışına çıkarılmaları durumunda, ceza infaz kurumu idaresince verilen giysileri giymek zorundalar” düzenlemesi getirildi. Bu kapsamda 5237 sayılı Türk Ceza Yasası’nın anayasal düzeni ortadan kaldırmaya yönelik suçlara ilişkin 309. madde ile hükümeti devirmeye teşebbüs suçunu düzenleyen 312. maddeden tutuklu ve hükümlü olanlar, “badem kurusu” renginde tulum giyecek. Yani bu durum, 15 Temmuz darbe girişiminden tutuklu ve hükümlü olanları kapsayacak. Anayasayı ihlalden yargılanan gazeteciler Ahmet Altan, Mehmet Altan, Nazlı Ilıcak da badem kurusu tulum giymek zorunda kalacak.

Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren diğer suçlardan tutuklu ve hükümlü olanlar ise duruşmalara “gri” renkli, göğüs ve pantolon bölümü bitişik tulum giyecek. Düzenleme, adi suçlardan yatanları ise kapsamayacak.

Gri renkli tulumu, yalnızca FETÖ üyeliğinden yargılananlar giymeyecek. Tek tip kıyafet, Cumhuriyet davasında tutuklu olan Akın Atalay, Murat Sabuncu ve Ahmet Şık başta olmak üzere tutuklu bazı gazeteciler, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın arasında bulunduğu tutuklu vekilleri de kapsayacak.

Bir ay sonra uygulamada

Ancak kadın tutuklu ve hükümlülerin giysileri bitişik şekilde tulum olmayabilecek. Çocuklar ve hamile kadınlar ise tek tip kıyafet uygulamasının dışında tutulacak. Tek tip kıyafet uygulaması, bir ay içinde çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Bu madde hükümleri, söz konusu yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulanacak. Duruşmalara getirilirken tek tip kıyafet giymeyen veya verilen kıyafete zarar verenlere, cezaevinde “ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma” cezası verilecek. Bu ceza, bir aydan üç aya kadar ziyaretçi görüşüne çıkarılmamasını kapsıyor.

Tahliyeye karşı önlem

Kararnameyle yargılamalara ilişkin kurallarda da değişlik yapıldı. Ceza Muhakemesi Yasası’nın 104. maddesinde düzenlenen, “Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine hâkim veya mahkemece karar verilir. Ret kararına itiraz edilebilir” ibaresindeki “Ret kararına” ifadesi, “Bu kararlara” şeklinde değiştirildi. Böylece tahliye çıkması üzerine yapılacak itirazın da önü açıldı.

Bakanlığa telekulak yetkisi

Danıştay, Adalet Bakanlığı’nın telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesi, gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin çıkardığı yönetmeliğin tümünü “yetkisi olmadığı” gerekçesiyle iptal etmişti. Telefon dinleme ve teknik araçlarla izleme tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin yönetmelik çıkarılması KHK ile CMK’ye konuldu. Böylece bakanlık, tekrar yönetmelik çıkaracak.

Avukatsız yargılama

Davalarda, avukatın “duruşmaya gelmemesi” halinde de duruşmaya devam edilebilecek ve hüküm kurabilecek. Dava dosyasına talimatla gelen sanık veya tanık ifadeleri, keşif tutanakları ile diğer yazıların mahkemede “okunması” kuralı yerine sadece “anlatılması” hükmü getirildi. Benzer durum, istinaf yargılamaları sırasında da geçerli olacak.

Bölge adliye mahkemeleri ile yerel mahkemeler arasında yaşanan “bozma” krizine ilişkin yeni düzenleme getirildi. Buna göre, istinaflar; “Hükmün 230’uncu madde gereğince gerekçeyi içermemesi” ve “Hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararı ile savunma hakkının sınırlandırılmış olması” durumlarında hükmün bozulmasına karar vererek dosyayı yeniden incelenmek üzere yerel mahkemeye gönderemeyecek.

10 yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay’ın, incelemelerini “sanığın veya katılanın temyiz başvurusundaki istemi üzerine” veya resen duruşma yoluyla yapması uygulaması değiştirildi. Artık Yargıtay’da 10 yıl ve üzeri hapis cezası içeren davaların duruşmalı yapılmasını sanık veya avukatı talep edemeyecek. Değişiklikle, bu durumlarda Yargıtay’ın “uygun görmesi halinde duruşma yoluyla yapabileceği” kuralı getirildi.

[Haber görseli]

‘Yandaş milislere’ cezai sorumsuzluk!

Kararnameyle, çok tartışmalı bir düzenleme getirildi. Buna göre, resmi bir sıfat taşıyıp taşımadıklarına veya resmi bir görevi yerine getirip getirmediklerine bakılmaksızın 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması kapsamında hareket eden kişilerin, bu nedenle ‘hukuki, idari, mali ve cezai sorumluluğu’ olmayacak. Daha önce çıkarılan kararname ile bu kapsamda görev alan kamu görevlileri sorumluluktan kurtulmuştu. Dünkü KHK ile de 15 Temmuz darbe girişimi sırasında sokağa inerek müdahale eden tüm sivillere dokunulmazlık getirdi. Ancak düzenlemenin ucunun açık olması tartışma yarattı. Bu düzenleme, 15 Temmuz gecesi ve devamında gerçekleşen her türlü öldürme ve yaralama olayına da mutlak cezasızlık sonucunu doğurdu.

Örneğin, Boğaziçi Köprüsü’nde bazı askerlerin kafasını kesen, linç eden siviller cezai soruşturmadan kurtuldu. Ayrıca “ devamı niteliğindeki eylemlerin bastırılması” denilerek bir sınır konulmaması, “bundan sonra oluşabilecek darbe teşebbüsü ve terör eylemleri ile bunların devamı niteliğindeki eylemlerin” bastırılması kapsamında hareket eden herkese peşinen yargı zırhı getirildi. Özellikle bu madde, hükümetin, darbe teşebbüsü dediği Gezi tarzı direnişlere yönelik saldırıların da soruşturma dışında tutulmasına neden olabilecek.

Askerlik muafiyeti

3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası’nın 21. maddesi uyarınca “Terör eyleminin ortaya çıkarılması, etkilerinin azaltılması veya bertaraf edilmesinin sağlanmasında yardımcı ve faydalı olanların bu faaliyetlerinden dolayı hayatını kaybedenlerin” çocukları ile kardeşlerinin tamamına askerlik muafiyeti getirildi. Bu kapsamda askerlik hizmetini yerine getiren yükümlüler de muaf tutuldu. Terörle mücadale kapsamında hayatını kaybeden korucular dahil, kamu görevlilerinin ise çocuk ve kardeşlerinden yalnızca biri askere gitmeyecek. Bu kapsamda 15 Temmuz darbe girişimi sırasında hayatını kaybeden 250 vatandaşın, tüm çocuk ve kardeşleri askere gitmeyecek.

Yüksek yargıya kadro

Yargıtay ve Danıştay’ın üye sayısı, yeniden arttırıldı. Bu kapsamda Yargıtay’a 100, Danıştay’a ise 16 yeni üyelik kadrosu açıldı ve buna HSK tarafından 6 ay içinde seçim yapılması kararlaştırıldı. 12 Eylül 2010’daki anayasa değişikliği sırasında cemaatle ittifak yapan hükümet, Yargıtay’ın üye sayısını 250’den 387’e, Danıştay’ın üye sayısını ise 95’ten 156’ya çıkarmıştı. O tarihte yapılan seçimde Danıştay ve Yargıtay’a blok halinde cemaatçi kadrolar getirilmişti.

Hükümet, süreç içinde Yargıtay’ın üye sayısını 387’den 516’ya çıkarmıştı. 15 Temmuz darbe girişiminden bir ay önce ise Yargıtay’ın üye sayısı, iş yükü gerekçe gösterilerek 516’dan 316’ya indirilmişti.

Aynı şekilde Danıştay’ın üye sayısı da 90’a düşürülmüştü. İş yükü gerekçe gösterilen bu düzenlemenin asıl amacı, cemaat iltisaklı üyeleri tasfiye etmekti. İki yüksek yargı organının üye sayısının şimdi tekrar yükseltilmesinin amacının, burada oluşan milliyetçi-sosyal demokrat ittifakını dağıtmak olduğu öğrenildi.

Kadrolar yeniden kurulacak

Yargıtay’da daire sayısının 3 yıl içinde 24’e düşürülmesi, 5 yıla çıkarıldı. 2022’ye kadar Hukuk Genel Kurulu ve Ceza Genel Kurulu, her hukuk ve ceza dairesinden en az bir üye olmak kaydıyla Birinci Başkanlık Kurulu tarafından görevlendirilen 20’şer üyeden oluşacak.

Kurullarda toplantı ve görüşme yeter sayısı 15 olacak. Toplantıda bulunanların üçte ikisinin oyu ile karar verilecek. Danıştay ve Yargıtay’a 6 ay içinde atanacak yeni üyelerin ardından Birinci Başkanlık Kurulu, yeni üyelerin hangi dairede görev yapacağını ve Hukuk ve Ceza Genel Kurul üyelerini belirleyecek.

17 yıl kıdem şartı kaldırıldı

ve Danıştay üyesi seçilebilmek için hâkimlik ve savcılık mesleğinde 17 yıl çalışmış olmak şartı kaldırıldı. Artık adli ve idari yargı hâkim/savcılarının Yargıtay ve Danıştay’a seçilebilmeleri için birinci sınıfa ayrıldıktan sonra en az üç yıl bu görevlerde başarı ile çalışmış olmaları ve birinci sınıfa ayrılma niteliğini kaybetmemeleri şartı yeterli olacak. Böylece, iktidar partisi son dönemde yargıya alınan kendisine yakın hâkim ve savcıların bir an önce Danıştay’a üye olmasının önünü açtı.

Yargıtay ve Danıştay başkanı, başsavcısı, başkanvekilleri, daire başkanları ve üyeler ile bunların emeklileri ve bakmakla yükümlü oldukları aile fertlerinin sağlık giderleri, milletvekillerinin tabi oldukları hükümler çerçevesinde Yargıtay ve Danıştay başkanlıklarınca ödenecek.

Hâkim devre dışı

Cezaevlerinde bulunan tutukluların, “İkinci derece dâhil kan veya kayın hısımlarından birinin ya da eşinin ölümü” ve “Ana, baba, eş, kardeş, çocuk ile eşin anne veya babasından birinin yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hâllerinin bulunması durumunda” verilecek izinlerde hâkimler devre dışı bırakıldı. Kovuşturma aşamasında hakim veya mahkeme değil, “ceza infaz kurumu en üst amirinin önerisi ve cumhuriyet başsavcılığının onayı ile” bu tür izinler verilecek. Terör suçları, örgütlü suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar hariç; kasıtlı suçlardan toplam üç yıl, taksirlilerde 5 yıl veya daha az hapis cezasına alanların doğrudan açık ceza infaz kurumlarına gönderilmesi uygulaması 2017’den 2022’ye olmak üzere 5 yıl daha uzatıldı.

 

 Kaynak :cumhuriyet
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here