Anasayfa Forum Mehmet ÇİÇEK- HDP PROJESİ VE SELOCAN

Mehmet ÇİÇEK- HDP PROJESİ VE SELOCAN

Paylaş

                                                

“HDP mantığı tutar mı” eleştirisi sanırım 7 Haziran seçimleri sonuçları açısından çok önemli bir dönüm noktası olacaktır.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki HDP projesi, kanımca cumhuriyet tarihinin, belkide Türkiye halkının demokratik yaşantısının inşası veya Selahattin Demirtaş’ın deyimiyle yeni bir yaşam kurmak için, onun kişiliğine indirgenmeyecek kadar önemli ve değerli bir projedir. Kürt siyasal hareketinin Türkiye halkına sunmuş olduğu ve bunun içinde yıllardır bedeller ödeyerek, fedakarlıklar yaparak güncelliğini koruyup gelişen bir projedir.

Bu projenin yaşam bulması, ortak vatanda demokratik yaşamın inşası için önemli bir şanstır.

Bu projenin, bir taraftan Türkiye halkları içinde taban bulma şansı çok zayıfken, diğer taraftan da, açık bir şekilde ifade edilmese de KSH ’de ve onun dışındaki Kürt bahçesinde bu paradigmaya karşı oluşan direnç, etkili olmasa da, varlığını korumaktadır.

Bu dirençlerin kırılması, HDP’nin barajı aşıp aşmamasında belirleyici olacaktır.

O yüzden 7 Haziran seçimleri sadece Türkiye toplumu içinde değil, Kürt bahçesinde de ciddi kırılmaların yaşanmasına sebep olacak güçlü bir potansiyeldir.

HDP’nin barajı geçememe ihtimali umarım kopuşun başlangıcı olmaz. Ortadoğudaki gelişmeler bu anlamda hiç de iç açıcı bir durumda değil.

Tarihin eşiğinde olduğumuz bir dönemde KSH’nin, Türkiye halklarını buluşturmak için sisteme ve bütün ötekilere uzatılan bu dost eli yarım kalırsa kimsenin belki de altından çıkamayacağı bir sonucunda başlangıcı olacaktır.

Bu anlamda KSH’nin elini taşın altına koyup, iki halkı bir arada tutma projesi HDP projesidir.

Bu paradigma tutar mı tutmaz mı bilemem. Ama tabanda oluşan algıda, cumhurbaşkanlığı seçimleri dönüm noktası olmuştur.

Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar, bu projenin tutma ihtimali çok zayıf görünmesine rağmen, bu süreçte 3 adayın seçime girip Selahattin Demirtaş’ın parti programını kendi programı olarak, iyi ve yapıcı bir şekilde  seçmen bazında sunması, karşılığını yetersizde olsa bulmuştur.

Cumhurbaşkanı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ın kendine aşrı güveninden dolayı TV’lere çıkma ya tenezzül etmemesi, Ekmeleddin İhsanoğlu’nunda varlığının fazla hissedilmemesi, meydanların ve medyanın bütün alanlarının Selahattin Demirtaş’a kalması, KSH açısından ilk defa, kitlelere kendi diliyle hitap etmesi ve kendini anlatma şansını yaratmıştır.

Dolayısıyla cumhurbaşkanlığı seçimlerinde ilk defa Türkiye toplumu Kürt siyasal hareketinin dünyaya bakış açışını ve iki halk için önerdiği HDP projesini, başkalarının dilinden değil, Selahattin Demirtaşın dilinden öğrenmiş oldu.

Selahattin Demirtaş’ın dile getirdiği bu proje seçmen bazında karşılığını bulsa da, 30 yıllık savaşın tahribatı, kabullenme konusunda sıkıntıların çok olduğu bir gerçektir. Dolayısıyla destek sınırlıda olsa oluşan olumsuz algıyı yıkmada önemli bir seçim olmuştur.

Türkiye toplumu; demokratik ekolojik kadın eksenli ideolojisini , yeni yaşam projesi olarak sunan Kürt siyasal hareketinin paradigmasını, Selocan’ın bakış açısı şeklinde algıladı.

Oysa bu Selocan’ın bakış açısı değildi, bu bakış KSH’nin Türkiye toplumu ve bütün Ortadoğuya sunduğu özellikle Kürt ve Türk halkının ortak vatanda demokratik bir ülke kurma ve yeni yaşam projesiydi.

İşte bu yeni yaşama uygun olarak, Kürt siyasal hareketi(KSH) kendini 3. Çizgi olarak ifade ettiği demokratik ekolojik kadın özgürlükçü toplum paradigmasına uygun bir siyasal anlayış çizgisinde, ifadesini bulan HDP adaylarını belirledi. Aday profillerine baktığımızda istenilen çizgi çerçevesinde bütün farklı inanç, etnik,  ve kadın eksenli aday profillerini görmekteyiz.

Türkiye siyasal tarihinde, bu kadar kendini farklı olarak ifade eden aday profillerini aday gösterme, Türkiye’ de ilktir. Bütün ötekileri bir kenara bıraksak bile, HDP’nin diğer üç partinin toplamından daha fazla olan 268 kadın adayının gösterilmesi bile başlı başına olay olması gerekirken, basının bunu çok sıradan dikkate alması, vurgulamaması ideolojik bir tercihtir.

Bugün KSH’nin bu bakış açısı Türiye’nin temel paradigmasını değiştirirken, mevcut partileri de değişime zorlamaktadır. Adayları seçerken, Kadınları, LGBT’li adayları, farklı etnik ve dinsel gupları, sosyalistleri bir araya getiren paradigma, çok da dillendirilen ama söylemden öteye gitmeyen zihniyeti pratiğe dönüştürmüştür.

Herşeyden önce özgürlükten yana olan İslami grupları ve ve sosyalistleri aynı projede yan yana getirmesi bile, hem islamcılar hem de sosyalistler için yüzyıllık tabuların kırılması açısından bir eşik noktasıdır.

Bütün bu adımlar diğer siyasal partileri bile bu konuda zorlamış. 90 yıldır tekçiliğin kalesi gibi görünen CHP nin bile demokratikleşme anlamında bir çok adım atmasına vesile olmuştur.

Tabi konumuz Türk siyasal partilerinin değişip dönüşmesinden ziyade HDP nin barajı geçip bir taraftan ülkenin tek parti tahakkümünden çıkıp mecliste siyasal bir dengenin oluşup demokratik mücadelenin önünü açarken, diğer taraftan da 30 yıllık savaşın tahribatlarını ortadan kaldıracak, iki halkı buluşturacak sadece iki halkı barıştırmayan aynı zamanda bütün Ortadoğu’ya model olacak yeni yaşamın inşa edilmesidir.

Dolayısıyla HDP sıradan bir parti değildir. Halkları, farklı inançları ve etnik grupları ortak vatanve  demokratik yaşamda  birleştirme  projesidir. Bu zihniyet Selocan’ın bakış açısı değil HDP ‘nin kapsayıcı projesidir. Selocan da bu paradigmanın bir neferidir.

Mehmet ÇİÇEK                                                                                                                                                                    rohat30@hotmail.com

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here