Anasayfa Forum Mehmet Çiçek yazdı: İslamcı Kürt hareketlerinin İttifak Tavırları

Mehmet Çiçek yazdı: İslamcı Kürt hareketlerinin İttifak Tavırları

Paylaş

İslamcı Kürt hareketlerinin İttifak Tavırları;

Gerek Türkiye’deki İslami hareketlerin olsun gerekse de Kürt coğrafyasındaki İslami hareketlerin kanımca en büyük yanlışı ve handikapı, KSH’ni gayri islami gördükleri için, sadece mesafeli davranması değil, aynı zamanda düşmanca yaklaşımları, Kürt halkının demokratik haklarını kazanmasına engel olduğu gibi bölgedeki zalim rejimlerin zulmünü de meşrulaştırmıştır.

Sırf ideolojik karşıtlığı yüzünden Türkiye’deki bütün İslami hareketlerin Kürtlere yaptıkları en büyük haksızlık, bu halkın meşru haklarını savunan KSH’nin verdiği mücadeleyi gayrimeşru görmesine, dolayısıyla Kürtlerin kendi demokratik siyasal mücadelesine, onları ezen bölgedeki rejimlerin gözüyle bakmasına meşrutiyet sağlamasıdır.

Özellikle Fetullah Gülen hareketinin, KSH’nin verdiği mücadeleyi Büyük İsrail projesi gibi görüp tabanına bu şekilde aktarması ve propagandası, Kürt İslami çevrelerde fazla bir karşılığı olmasa da, bu hareketlerin, KSH’ye bakış açılarını olumsuz bir şekilde etkilemesine sebep olmaktadır.

Türkiye’deki İslami hareketlerin bu yaklaşımı bölgedeki İslami hareketleri de derinden etkilemiş, bunun sonucunda birçok Kürt gençlerini KSH karşıtlığı üzerinden, yıllardır enerjilerinin farkında olmadan sistemin ekmeğine yağ sürecek şekilde oluşmasına sebep olmuştur.

Bugün dünyanın en vahşi örgütü olan DAİŞ’in katliamlarına ne yazık ki ülkenin hiçbir yerinde İslami cemaatlerin açıktan güçlü bir tepki vermemeleri, ortak ideolojik bağla doğru orantılı olmasındandır. İşin ironik tarafı Kürt İslami çevrelerde de benzer durumun görülmesidir.

KSH’ye batı menşeyli islami cemaatlerin ve HÜDA-PAR’ın, yukarda belirttiğimiz gibi sistemin bakış açısına benzer bir tutuma sahip olan hastalığındandır.

Bundan dolayıdır ki bugün İslam coğrafyasının hiçbir camisinde Kürtlere yapılan zulümden bahsedilmesi söz konusu bile olmamıştır.

İslami hareketlerin, dünyanın herhangi bir yerinde bir Müslümanın burnu kanasa gösterdiği tepkinin binde birini bile Kürt halkının çocuklarına göstermemiştir maalesef.

90’lı yıllarda Kürt coğrafyasında, İHD’nin ve birçok insan hakları kuruluşlarının verilerine göre; 4 binin üzerinde köy yakılmış, 17 bin insanın faili belli bir şekilde ortadan kaldırılmış olmasına rağmen, Mazlum-Der gibi birkaç kurum dışında, hiçbir İslami cemaat ciddi anlamda bu sorunları gündemine almadığı gibi, devletin ve sistemin buradaki ırkçı uygulamalarının adeta propagandasını yaptığını görmekteyiz. Sadece Akit gazetesinin yayınlarına baktığımızda bile bunu rahatlıkla görebilmekteyiz.

KSH’ne sırf bu ideololik karşıtlığı yüzünden yaptığı antipropaganda ve düşmanca yaklaşımın, aynı zamanda KSH içinde de bir karşılığının olduğunu unutmamak lazım.

Yine 1990’lı yıllarda Hizbullah ve PKK hareketi arasındaki çatışma, kanımca KSH’nin sistem karşısında güç dengeleri açısından en az 30 yıl gerilemesine sebep olmuştur.

Bölgede tekrardan böyle bir çatışma zemininin olmaması için bu ittifak görüşmeleri, tarihi bir önem arz etmektedir.

Hizbullahın bu yıllarda, sadece KSH’ye değil bütün islami cemaatlerine olan düşmanca yaklaşımı bölgede sistemin ömrünün belki de bir 20 yıl daha uzamasına sebep olmuştur.

Özellikle son 15 yılda KSH ile Hizbullah arasındaki çatışmasızlık ortamı, bölge insanına bariz ferah ortamı sağlamakla kalmamış, aynı zamanda Ortadoğu ‘da ki gelişmelere paralel olarak, bütün Kürt hareketlerinin de mevcut durumun koşullarına göre pozisyon almasına katkısı olmuştur.  Bu da Ortadoğu’da en belirleyen güç olmalarını sağlamış ve en güçlü dönemlerini yaşamalarında belirleyici sebeplerden biri olmuştur.

Büyük Ortadoğu projesi kapsamında Ortadoğu’ya yapılan müdahale, 90 yıldır iliklerine kadar demokratik hakları gasp edilmiş olan Kürtlerin, savunma refleksiyle sistem karşıtı örgütlenen yapısı Kürt enerjisini açığa çıkarmıştır.

Özellikle Suriye’ye karşı geliştirilen müdahale,  İŞİD vahşeti, bütün Kürtlerin ortak bir ulusal perspektifte düşünmelerini sağlamış, aradaki ideolojik yarılmaları kırma anlamında büyük bir mesafe katetmiştir.

HDP’nin son dönemlerde bölgedeki siyasal İslamcılarla kurduğu iletişim bu anlamda çok önemlidir.

Bölgede yıllardır Kürt siyasal hareketiyle ciddi bir ideolojik karşıtlık yaşadığı bu kesim, bu yüzdendir ki yine yıllardır sağcı siyasal partilerinin oy deposuna dönüşmüştür.

Ortadoğu’da Kürtlerin bir statü elde etme şansının, bölgede daha önceki yazılarımızda belirttiğimiz bu iki çizginin bir araya gelmesinde ve iletişim kurmalarında çok önemli bir eşik olduğunu düşünüyorum.

Kürt coğrafyasında belirleyici iki güç olan Kürt İslami çevreleri ile KSH arasındaki iletişim kanımca bir sinerji yaratacaktır. Ancak gördüğüm kadarıyla önemli İslami hareketlerden, öze dönüş hareketine teklifle gidilmesine rağmen bu hareketten şimdilik olumlu bir karşılık bulmuş değildir.

Öze Dönüş hareketi eski ismiyle menzilciler kanımca bölgedeki İslami siyasal aktörlerden en bağımsızı, en Kürdistan’i, bütün ötekilere en samimi bakış açısına sahip olmasına rağmen bu hareketin kararsızlığı doğrusu üzüntü vericidir. Bildiğim kadarıyla her ne kadar olumsuz cevap vermeseler bile kendi kurullarında istişare edeceği söylemi umut vericidir.

Müzakere sürecine baktığımızda hükümetin müzakereye bakış açısı ile KSH’nin bakış açısı arasında derin farkların olduğunu görüyoruz.

Hükümetin bakış açısı PKK’nin silahsızlanması üzerine kurulu iken, KSH’nin bakış açısı ise Kürtlerin bütün demokratik haklarının elde edilmesi için verilen mücadele süreci olarak görülür.

Bundan dolayıdır ki, bölgedeki bütün İslami Kürt cemaatlerin görevi,  sadece Kürtleri zayıflatmayı düşünen Ankara merkezli milliyetçi partilerin yanında yer almak değildir. Onların görevi bütün ideolojik farklılıklarını bir kenara bırakıp Kürt halkının demokratik haklarını elde edecek tarafta yer almalarıdır.

Bir taraftan bölgede Kürdistani cepheyi kurmayı beceren, diğer taraftan da batıda, Türkiye halklarının bütün ötekileriyle köprü kurabilen cephenin yanında yer almak herkese kazandıracaktır.

Bölgedeki İslami cemaatlerin, KSH ile Ankara merkezli milliyetçi AKP arasında tarafsız kalma lüksü yoktur. Tarafsızlık sistemin ömrünü uzatmaktır.

Bugün KSH’nin iletişime geçemediği bütün bu siyasal hareketler maalesef yıllarca, Ankara merkezli sağ partilerin çiftliğine dönüşmüştür.

İletişim kuramadığın her gücü, sistem alıp rahatlıkla başına bela edebilmektedir.

Bu anlamda bölgedeki bu ittifak arayışı kanımca Kürtlerin sistem karşısında elini güçlendirecektir.

Kürtlerin sistem karşısında güçlenmesi çözüm sürecini hızlandıracağı gibi Türkiye’deki bütün halkların bir arada yaşayacağı demokratik bir ülkenin oluşmasına da katkı sunacaktır.

Yani çözümün gücü Kürt İslami hareketlerin alacağı tavra bağlıdır.

Kürt İslami çevrelerin tercihi bu anlamda çok önemlidir. Umarım bir daha kaybetmeye götürecek bir tercihte bulunmazlar.

 

Mehmet ÇİÇEK

rohat30@hotmail.com

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here