Anasayfa Forum Mehmet çiçek yazdı:Kürtlerin birlik ruhu ve sistemin kırılma anı

Mehmet çiçek yazdı:Kürtlerin birlik ruhu ve sistemin kırılma anı

Paylaş

Haziran seçimleri ve HDP Kürtlerin birlik ruhu ve sistemin kırılma anı

Haziran seçimleri ve HDP - 5  Kürtlerin birlik ruhu ve sistemin kırılma anı

Kürtlerin birlik ruhu ve sistemin kırılma anı;

Geçen yazılarımızda; Türkiye’de genelde iki algının oluştuğunu, herhangi bir toplumsal olayda, Kürt coğrafyasındaki olaya bakış açısı ile ülkenin batı yakasında oluşan algıların bir olmadığını, aynı şekilde Kürt coğrafyasında da farklı iki algının ve bakış açısının olduğunu, bunların dışında iktidar kim olursa olsun ekonomik çıkarları gereği sürekli iktidardan nemalanan kesimlerin de olduğunu yazmıştık. Bunları sıralarsak;

1-      “Demokratik ekolojik kadın özgürlükçü toplum” paradigması olarak kendini ifade eden, ideolojik paradigması gereği bütün Türkiye’deki sol kesimlerle doğal bir ilişki içinde olan, 68 kuşağı döneminden etkilenen birçok sol siyasal Kürt hareketleri arasından sıyrılıp, Kürt coğrafyasında temel hegemonik güç olan Kürt siyasal hareketi,

2-      Bölgede etkili olan dağınık İslami çevreleri sıralarsak;

a-      Bölgede 1800 yılların başından beri varlıkları devam eden, 1950’den bu yana Demokrat parti geleneğinden gelen sürekli sağ partileri besleyen Nakşi tarikatları,

b-      1990’lı yıllarda bölgede etkili olan siyasal İslamcı hareketler olan, ilk başlarda İlim ve menzil Kitapevi çevresinde örgütlenen, en son ilimciler ve menzilciler olarak kendilerini ifade eden, daha sonra özellikle PKK’yle savaş konusunda ayrışan, bu hareketler dışında, Vahdet grubu, Nubıhar çevresi ve AZADİ hareketidir.

3-      İktidar kim olursa olsun ekonomik çıkarları gereği devletin kurumlarından ihaleler alarak nemalanan üst sınıf ve bölgede savaşın bir şekilde tarafı olan KSH’ye, karşı cepheden yaklaşan Korucu Aşiretleridir.

Bir Yunan atasözü derki “gücünüz ne kadarsa hakkınız da o kadardır.” Yani gücünüz oranında söz sahibi olur, o oranda da inisiyatifli olursunuz.

Çıkar çevrelerini saymazsak bu farklı siyasal çizgiler arasından, bölgede temel iki ana akım olan, KSH ve dağınık İslami çevrelerin ayrık noktaları, bölgede sistemi besleyen temel sebeptir.

Kürt sorununun çözümü ve Kürtlerin sistem karşısında bir statü elde etmesi bu iki Kürt siyasal hareketinin ortak gücüyle doğru orantılı olacaktır.

Dolayısıyla aslında hem demokratik ulusun inşasında olsun, hem de sistem karşısında irade sahibi olup statü elde etmede temel belirleyici olan, kanımca bölgedeki dağınık İslami çevrelerin alacağı tavırdır. Bu tavır anahtar konumundadır.

Bir bakıma Kürt sorununda çözümün anahtarı, bütün Kürtlerin alacağı ortak bir tavra bağlı olduğu için, ironik bir durumdur ki, KSH’nin ağır bedel ödeyerek verdiği mücadeleye rağmen,  bu dağınık İslamcı Kürt çevreler, Kürtlerin statü kazanmasında temel belirleyici güç olacaktır.

Ya KSH ile birlikte hareket edip hep birlikte statü kazanacak, yada sistemin bölgede kendini var etmesinin temel sebebi olacaktır.

KSH’nin en büyük başarısı, sanırım sol gelenekten gelen bir geçmişi, ve en son demokratik ekolojik kadın özgürlükçü olan güçlü evrensel paradigması sonucu kendi içinde bütün farklılıklarda olduğu gibi, bunları aynı mücadele ekseninde bir araya getirme başarısıdır.

Bu hareketin, ulusal mücadele vermesi, taban bulmasında ne kadar belirleyici ise toplumun dinamiklerini dikkate alacak şekilde kendini güncellemesi de paradigmasının başarısıdır.

KSH bölgede bu başarıyı sağlarken, batıdaki Türk sol grupların, tabanla bu derecede iletişim kurdukları söylenemez. Özellikle bu grupların farklı inanç kesimlerine sorunlu yaklaşımı bu iletişime en büyük engeldir.

Özellikle belirtmek gerekir ki Türk solunun farklı inanç kesimlerine yaklaşımının Kemalizm’in yasakçı bakış açısından fazla da bir farkı yoktur. Özgürlükçü laiklik anlayışından ziyade, yasakçı laiklik zihniyeti güçlü bir yaklaşım olarak ortada durmaktadır.

Yasakçı laiklik anlayışı Kemalizm’in Türk soluna bulaştırdığı bir hastalıktır.

Bu bakış açısı asıl Türkiye’de muhafazakar mantığı geliştirip güçlendiren en büyük sebeptir.

Asıl sorun olan KSH’nin, gerek İslami hareketlerin sola sakat bakış açısı, gerekse de, Türk solunun farklı inanç gruplarına olan olumsuz tutumları arasında nasıl bir denge kuracağıdır.

Hangi tarafla iletişim kurarsa kursun, diğer tarafta kırılma olma ihtimali temel bir sıkıntıdır.

Bir bakıma Kemalizm’in yasakçı laiklik anlayışından, özgürlükçü laik bakış açısına terfisi, Türk solunun tabanla iletişimini kolaylaştıracağı gibi, KSH’nin bölgede geliştireceği bu ittifak çalışmalarında da elini kolaylaştıracaktır.

Bunun çözümü kapsayıcı paradigmasıdır. Bütün mesele bunun ne kadar karşılık bulacağıdır.

Bir taraftan batıda Türkiye’deki sosyalistleri, demokratları, liberalleri ve sistem karşıtı Müslümanları bir araya getirmeye çalışırken, diğer taraftan da bölgedeki bütün Kürtler ve İslami çevrelerle iletişime geçmesi, ittifaklar için arayışa girmesi sadece seçime yönelik bir çalışma değildir. Aynı zamanda ideolojik paradigması gereğidir.

KSH’nin paradigması gereği, bütün ötekileri bir araya getiren ortak bir savunmayla ortak vatanda demokratik ulus mantığını geliştirirken, diğer taraftan da Hizbullah ve HUDA-PAR’ı saymazsak, dağınık Kürt siyasal hareketlerinin de kendilerini bir bakıma Şeyh Said’in ve Said’i Kürdi’nin devamı olduklarını ifade ederek, bir bakıma SaidiKürdi’nin yaşamında ve paradigmasında kendini ifade imkanı bulan, benzer paradigmanın İslami versiyonu olarak kendini ifade ettiğini söylemektedirler. Elbette ki bu tartışılacak bir konudur.

Bütün mesele bu iki ana Kürt akımını bir araya getirirken, KSH’nin batıdaki sol çevrelerle bunların doku uyuşmazlığını yukarda telaffuz ettiğimiz gibi, nasıl tolere edeceğidir.

Bu ittifakların başarısı, Haziran seçimlerinde önemli bir kırılmanın başlangıcı olacaktır.

Şüphesiz iktidarın Kürt coğrafyasındaki oy oranı, sadece siyasal İslami grupların verdiği oylar değildir. Bu oyların en az yarısının 3. seçenekte belirtiğimiz oyların olduğu tahmin edilmektedir.

Burada DBP Eş genel başkanı Kamuran YÜKSEL’in belirttiğine göre bölgede HAK-PAR ve HÜDA-PAR dışında bütün siyasal gruplar ve özellikle İslami çevrelerle iletişime geçtikleri, ortak bir mütakabat çevresinde birleştikleri ve bunu kamuoyuna bir iki günde açıklayacağını belirtmesi bu anlamda önemli bir gelişme olduğu gibi, AKP için de hiç iyi olmayan bir sonuç olacaktır.

Onun için DBP Eş genel başkanının İMC’de verdiği bilgi çok önemli olduğu gibi, sanırım ilerde Kürtlerin sadece kendi içindeki birlik ruhunu değil, buradan yaratacağı ortak ruhla Türkiye’deki bütün ötekilerin halaya duracakları eşik nokta olacaktır.

Bütün siyasal programı KSH karşıtlığı üzerinden şekillendirdiği için, Kürt siyasal İslami  hareketleri içerisinde HÜDA-PAR ve Hizbullah’ın bugün kanımca KSH’yle bir iletişime geçmesi çok zordur.

Bu anlayışların KSH’ye bakışını  göz önüne aldığımızda ilk etapta HİZBULLAH- HUDA-PAR’ ve Kürt siyasal hareketi arasındaki çatışmadan kaynaklı durumu şimdilik gündem dışı bırakırsak, geri kalan diğer siyasal İslami Kürt hareketlerini değerlendirmek çok önemli olsa gerek.

Artık bunu da bir dahaki yazımıza bırakalım.

Mehmet ÇİÇEK       rohat30@hotmail.com

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here