Anasayfa Forum Mehmet Emin Kırşanlıoğlu: Birgün Gazetesi KESK’in 20. kuruluş döneminde hazırladığı...

Mehmet Emin Kırşanlıoğlu: Birgün Gazetesi KESK’in 20. kuruluş döneminde hazırladığı yazı dizisinde bir tarihsel dönemini yok saydı.

Paylaş

Birgün Gazetesi , KESK’in 20.  kuruluş yıl dönümü nedeniyle yayınladığı yazı dizisinde KESK’in tarihsel bir dönemini yok saydı.   Mutlu Arslan ve Ahmet Acar’ın hazırladığı bu yazı “20. Yılında KESK: Dün, Bugün, Yarın” başlığıyla 8-11 Aralık tarihleri arasında yayınlandı.

Yazı, konfederasyon kurulmadan önceki dönem  olan ve KESK tarihi açısından önemli olan 1989 -1995 arası yıllar ile KESK kurulduktan sonraki 2. ve  4.dönem sanki hiç yaşanmamış gibi hazırlanmış. Uzun yıllara tekabül eden bu dönemin yok sayılması bir maddi hatanın ötesinde  solun meselelere yaklaşımıyla ilgili sorunlu ruh halini yansıtan somut bir belge niteliğindedir.

Bu yazı dizisinde değerlendirme yapanların görüş ve düşüncelerine elbette saygı duymaktayız. Onların görüşleri kendilerini bağlar. Kaldı ki yazı dizisi, eleştirilecek yanları olduğu gibi elbette doğru tespitleri de içermektedir.

Aslında bilinen şey şudur ki;   KESK’in tarihi 89‘lu yıllarda başlar. Konfederasyonun kuruluş sürecine kadar olan dönem ve o dönemin mücadelesi anlaşılmadan KESK’i anlamak ve onu doğru anlatmak da mümkün değildir.

KESK’in tarihi Türkiye’deki siyasal ve sosyal olaylardan bağımsız da değerlendirilemez. Toplumsal muhalefet mücadelesi içinde emekten yana olan sol siyaset ne kadar etkili olmuşsa emek mücadelesinin etkisi de o kadar fazla olacaktır. Son 20 yıldan beri sosyalist hareketin içinde bulunduğu zayıf durum ve solun etkisizliği sendikal hareketi de olumsuz etkilemiştir. Aynı zamanda solun genelini etkileyen tartışmalar ve bu tartışmaların ortaya çıkardığı ayrışmaların da emek mücadelesi üzerinde doğal olarak yansıması olmuştur. Bu bağlamda Türkiye siyasal atmosferinde Kürt sorunu etrafında yaşanan tartışmalar, siyasal yapıları ardı ardına ayrışmalara götürmüştür. Bu ayrışmaların KESK’İ etkilememesi mümkün değildir ve kaldı ki etkilemiştir de.

KESK değerlendirmesini siyasal gelişmelerden kopararak KESK’in yönetiminde bulunan kişi  ya da grupların durumuna göre  yazı dizisi hazırlanması sonucunda ortaya çıkan şeyin, içinde taşıdığı eksiklik ve içerdiği değerlendirmelerin yetersizliği dikkate alındığında bunun KESK’in Tarihi olması mümkün değildir.Bu eksikliğin bir gözden kaçma olması düşünülemeyeceğine göre bilinçli bir gözden kaçırma durumuyla karşı karşıyayız ki bu da yıllardan beri devlet aygıtının dayattığı ‘Resmi Tarih’ anlayışının bile gerisinde benzer bir durum oluşturmaktadır.

Böyle eksik ve iyi niyetten uzak bir tarihsel süreç değerlendirmesinde göz ardı etmek istediğiniz dönem yok sayılırsa KESK’in önemli katkılarıyla engellenmiş olan 1 Mart tezkeresine karşı yapılan mücadele de hiç yaşanmamış gibi olacaktır. 1 Mart tezkeresi, buna karşı yürütülen toplumsal muhalefet mücadelesi ve bu mücadele içinde KESK’in yeri yokmuş gibi bakılırsa, bu mücadele sürecinin siyasal sonuçları görülemezse, sağlıklı bir orta doğu değerlendirmesi yapmak da mümkün olmayacaktır.

Türkiye’de uzun süren engellemeler ve yasaklardan 35 yıl sonra 2010 yılında 1 Mayıs Taksim’de kutlanmıştır. Ancak söz konusu yazı dizisinde KESK’in bu dönemi bilinçli bir tercihle yok sayıldığından, emek mücadelesi açısından tarihsel bir önemi olan bu süreç de yaşanmamış gibi görünmektedir. Aynı dönemde bu ve buna benzer yüzlerce eylem ve etkinlik de hiç yaşanmamış gibi es geçilmiştir. Bu dönemde gerçekleşen bu tarihsel mücadele ve elde edilen bu kazanımların emek mücadelesi açısından yok sayılması kabul edilir bir şey midir? Eğer diziyi hazırlayanlar  bu konuda eksik bilgilere sahiplerse bunu gidermenin yolu da mümkündü. KESK’in arşivi herkese açıktır, bu eksikliği oradan tamamlamak zor değildi. Basın haberleri üzerinden yapılacak bir araştırma bile bu eksikliğin oluşmasını engelleyebilirdi.

Demokrat  olmak  o kadar kolay değil. Medyanın  içinden geçmekte olduğu böylesi bir süreçte, gazetecilerin tutuklandığı böyle bir dönemde, belli dönemleri yok saymak, bu konuda algı oluşturmaya çalışmak yerine   AKP iktidarının tek yanlı manipülasyonlarına karşı mücadele etmek esas alınmalıdır.

Yok, sayma, küçümseme maniple etme  gibi hastalıkları aşmanın zamanı çoktan gelmiş ve geçmiştir. Küçük hesaplarla siyaset yapma dönemi çoktan kapanmıştır.  Gün, %49 la iktidara gelen, sendikaları tamamen susturan, Kürtleri her gün katleden,neo liberal politikaları  acımasızca uygulayan  AKP’ye karşı  ortak mücadele günüdür. Birgün gazetesinin  her türlü baskıya  karşı sol muhalif bir gazete olarak yayın yapması ,Türkiye sol hareketinin önemli bir kazanımıdır.KESK gibi bir emek örgütünün tarihinde mücadele ve kazanımlarla dolu belli bir dönemi yok saymak Birgün gibi sol muhalif bir gazeteye hiç yakışmamıştır. Bunca devlet baskısına karşın Birgün’ün yayın hayatına devam etmesi gibi bir kazanımı sol içi “niyetlere”kurban etme hakkı kimseye ait değildir.

Mehmet Emin Kırşanlıoğlu

Eğitim-Sen  İST . 7 No’lu Şube

 


 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here