MURAT TÜRKER YAZDI : Alegorik Darbe Şiiri (Burgazada 2016)

Paylaş

Bahriye Binbaşısı Reşat adalıları tertiplemek için harekete geçmişti.

Burgazada’daki Rum çoğunluğa haddini bildirmenin vakti çoktan gelmişti.

Evinde yapılan gizli toplantıya davet edilenler adanın ileri gelen Türkleriydi.

Tam uygulanacak taktikler ortaya dökülecekken ilk tepkiler gelmekte gecikmedi.

Başını Muakkar Beyin çektiği grup, bu fikri esefle kınadıktan sonra girişimin içinde katiyen yer almayacaklarını, hatta engel olacaklarını belirtti.

Bu sayede patlamak üzere olan 6/7 Eylül olaylarında Burgazadalıların başına bir şey gelmeyecek gibiydi.

Nitekim ana karadan gelen çapulcu dolu motorun adaya yanaşmasına da izin verilmedi.

Rumların kılına bile dokunulmasına tahammül edilemezdi.

Bu cesur karşı çıkış Burgazada’nın mahzun tarihine çok özel bir anekdot olarak eklenecekti.

15 Temmuz’u 16’ya bağlayan gece ise, peş peşe okunmakta olan salalardan sonra adaya gerginlik hakim gibiydi.

Akabinde karşıdan gelen deniz motoru bize bir zamanlar adalı “gâvurlar”ın yaşadığı korkuyu hissettirdi.

Silah sesleri veya jetlerin duyulmadığı Burgaz’ın sakin gecesinde Heybeli’den süzülüp Kaşıkadası’nın yanından yaklaşan vasıta çok büyük değildi, ama Cumhurbaşkanı için yazılmış seçim şarkısına eşlik eden gürültülü motorun kesintisiz düdüğü uyuyabilenleri uykusundan etmişti.

Tüm ışıklarını yakmış “Mavi Marmaramsı” yolcu motorundan yayılan tehditkâr ve hınç dolu erkek sesleri de irkilticiydi.

“Oysa biz ne Rum’duk, ne de Ermeni, ne Yahudi’ydik ne de Alevi.

Ailemiz saf kan Türk, hem Sünni, hem de nesillerden beri CHP’li.

Dedelerimizden kalan yün Al Sancağı balkona assak mı, asmasak mı, korur mu bu defa bizi?

Cumhurbaşkanı ve eşi tarafından geçenlerde denize indirilen korvetin Burgazada adını taşıması nasıl da gururlandırmıştı hepimizi”.

Limana iyice sokulduğunda tepelerdeki evimizden motoru göremez olmuştuk ama duyulan sesler endişe vericiydi.

Gittikçe şiddetlenen bağrışmalar işitildi.

Bir süre sonra motor limandan çıktı, aynı gümbürtüyle Süryani ve Ermenilerin çoğunlukta olduğu Kınalıada’ya yöneldi.

Uzaktan yolcu sayısındaki olası azalma veya çoğalma belli belirsizdi.

Evimizin kapısı kilitlenip zincir takıldı, plastik panjurlar dibine kadar indirildi.

Hava nasıl da sıcak ve nemliydi.

Tüm geceyi huzursuzluk içinde geçirdikten sonra sabah olmuş, motordakilerin adaya çıkıp çıkmadığı, etrafa rahatsızlık verip vermediği gündemimizden düşüp önemini yitirmişti.

Ne de olsa şehirden gelen saldırı ve şiddet haberleri inanılmaz seviyedeydi.

Geçen altmış veya yüz sene nefreti, hiddeti veya şiddeti azaltmamış, sadece bahane değişmişti.

Devlet geçmişteki günahlarla yüzleşip barışmadığı sürece, canlı tutulan linç dürtüleri engellenemeyecekti.

Darbe 2016 adadan böyle gelip geçti…

bia
Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here