Anasayfa Köşe Yazıları musa ertürk : kutlamıyorum, çünkü yaralarım kanıyor

musa ertürk : kutlamıyorum, çünkü yaralarım kanıyor

Paylaş

meslektaşlarım, mesleğin kutsallığından mıdır hamasetin damardan olmasından mıdır bilinmez ama kıvanç içindeler. yine bir 24 kasımda.

mesleki sorunlardan mı bahis açmalı öğretmen yetiştirme politikasından mı bu özel günde ?

eğitimin sorunlarından mı söze girmeli, eğitimcilerin yaşamsal sorunlarından mı mesela.

ya da atanamayan öğretmenlerden mi bilemedim doğrusu.

Ve ya 3.854 öğretmenin görevine son verip sonrasında ise güya öğretmene değer veren askeri yönetiminin “hediyesini” kabul edip etmemeyi mi konuşalım.

ama bu yılın bu gününde yine yemekler, kutlamaları izleyecek. hediyeler kaybolan itibarı getirmeyecek ama olsun mutluyuz çünkü 24 kasım. 80 darbesinden sonra, 15 temmuz darbe girişimi bertaraf edildi sevincinin akabinde en çok öğretmen kıyımını yaşamışız, yargısız infazlı. ama  kimin umrunda değil mi ? (KHK’lerle 33.955 öğretmen ihraç edilmiş. 12 eylülde, darbede işten atılanların sayısı toplamda 30 bin. sürgün ve açığa almaları araştırmadım ki sürgünlerden biri de benim. )

15 yıllık istikrar abidesi hükümet 6 defa eğitim bakanını değiştirmiş. Milli eğitim bakanlığının üst yönetim kadrosu bakan, bakan yardımcısı, müsteşar ve yedi kişilik müsteşar yardımcılarından oluşuyor. eğitim kökenli 3 kişi var onlarda müsteşar yardımcısı. akademisyenler var ama takdir edersiniz onları tam bir eğitimci sayamayız üstelik onların alanları da siyasal, kamu yönetimi, işletme gibi alanlar. insan merak ediyor acaba danışmanlarında bari fen bilimlerinden, matematik alanından, eğitim bilimlerinden bilim insanı, uzman var mıdır diye.

7 den 70’e herkesçe  “bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.”  sözünün bilindiği ülkemde, yıllarca hiç bir şey olamazsan öğretmen olursun denildi.olundu da. tam da buraki sorundan  öğretmen strateji belgesini yayınladı hükümet.ciddi sorunlara karşı tedbir çözüm üretme için yapıldığı görünse de işe alımda ki mülakat ilk olumsuzluktur. mülakatlarda ki sorulan sorulardan bu işin ne kadar “hassas”yapıldığına şahit olduk bile.
sözleşmeli, iş güvencesiz çalıştırma yine strateji belgesindeki olumsuzluklardan.
hele performans değerlendirme var ki evlere şenlik. geçen yıllarda denemesi yapılmıştı, yılın öğretmenini seçmek için. onlarca kritere rağmen öznel, keyfe göre değerlendirmelerin yapıldığı bir performans belirleme yaşamıştık.

6 defa bakan değiştiren, 6 defa en başta bakanları tarafından itilip kakıldı öğetmenler. neyseki 24 kasımların cilalı yaldızlı cümleleri  “unutturdu” yaşananları.

2016-17 eğitim öğretim yılında örgün eğitimde 1.005.380 öğretmen görevliymiş. bunların 420.149 u eğitim bir-sen’e üye imiş. 201.282’si türk eğitim-sen’e üye ve 93.143’ü de eğitim-sen’e üye. hükümete yakın sendika üyesini arttırmış. hem de en çok ihraç verip ve hiç bir üyesine sahip çıkmamış, hakkını aramamışken. sendikanın varlık nedeni olan  üyesinin haklarını koruma görevini bile yapmadığı halde üye arttırmış. “aksi ispat olunmadıkça kimse suçlu değildir” ilkesi göz ardı edilerek, hatta yok sayılarak. etliye sütlüye karışmayan, bolca vatan millet, bayrak sloganı atan sendika da hatırı sayılır miktarda üye kaybetmiş.
asıl hedefteki, üzerinden baskının eksik olmadığı eğitim-sen de bu süreçten nasibini almış; tabi azalarak. bu da öğretmen camiasına yönelik hatta siyasete yönelik bir 24 kasımın anı fotosu olsun.
aç parantez öğretmenler kömür makarna için sendikalı mı oluyor ? diye sorulabilir örneğin. siyaseti hep buradan kuranlar için. ahlak, vicdan, demokrasi, doğruluk, adalet öğretmesi, kazandırması beklenen eğitimcilerin kendi açmazlarının da afişidir aynı zamanda yukarıdaki tablo. kapa parantez.

veli-öğrenci tarafından sövülen, dövülen, tehdit edilen öğretmenler bir yana bir de öldürülen öğretmenler var. bir de bu döven, öldüren öğrencinin, velinin not vereceği ona göre aylık alacağımız öğretmen performans sistemi var yakın gelecekte. şimdi pilotta.

“sen belli ki muhalifsin, hükümeti eleştirmek için ne varsa sıralamışsın.” da diyebilirsiniz. diyebilirsiniz de dersine girdiğim öğrencilerin başarısı benim sorumluluğumsa, girdiğim sınıfın başarıları, başarısızlıkları benim sorumluluğumdaysa -tüm olumsuz,plansız yürütülen eğitim politikalarına karşın- tüm bu eğitim sürecini, “öğretmen problemi”ni de yöneten aslında yönetemeyen olarak elbette hükümete ve eğitim bakanlığına demokrasinin bir gereği olarak eleştirim/iz olacaktır.

24 kasımda illada bişey yapılacaksa ben anma yapmak istiyorum. görevi başında öldürülen meslektaşlarımı, hakları yıllarca gasp edilen öğretmenleri, sürgünde, cezada ömür tüketenleri, bir valinin densizliği ile yaşamını yitiren güzel insanı, ihraca dayanamayıp intahar eden genç öğretmeni, yine yüreği dayanamayıp daha dün kalp krizi geçirip aramızdan ayrılan ihraç edilmiş öğretmeni, iltica için kaçak teknede çocukları ile boğulan öğretmen aileyi anmak istiyorum.

değil mi ki “komşusu açken, tok yatan bizden değil.”  değil mi ki “komşuda cenaze varsa televizyon açmayan bir toplumuz.” kutlamıyorum öğretmenlerin  gününü. kutlamıyorum yalan mesajlarla daha çok acıtan günü. kutlamıyorum, çünkü yaralarım kanıyor.

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here