Anasayfa Köşe Yazıları Mustafa Göçeroğlu yazdı:Denizlerin Köprüsü

Mustafa Göçeroğlu yazdı:Denizlerin Köprüsü

Paylaş

     Sene 1969’u; 1965 yılında meclise giren TİP ile başlayan sol/sosyalist dalga, 68 kuşağı olarak nitelendirdiğimiz bir gençlik hareketinin siyasetin her alanında söz söyleyen bir hareket olmasıyla her yerde sesinin duyulmasını sağlamış, ‘öcü komunistler’ yaftasının halk nezdinde yıkılmaya başlatmıştı.
1969 yılında İstanbul’da yaşanan trafik, kıtalararası geçişteki zorlukların çözümü bir köprü yapımı ile gerçekleşebileceğini belirten Demirel bu konuda adımlar atarak; bir taraftan yoksulların gecekonduları üzerinden köprü inşasına başlamış, bir yandan da uygulanan merkezi sosyo-ekonomik politikalarla İstanbul’a zorunlu göçü hızlandırmıştır.Bu uygulamalara karşı alternatifi olan ancak sesini güzel bir eylem ile duyurmak isteyen 68’li gençler; o dönem filmlere kadar konu olmuş, Zap suyunun iki tarafını birbirine bağlayacak, aynı İstanbul’da yapılacak olan mimariye sahip bir köprü ile bunu başarabileceklerini düşünerek, Türkiye’nin her yerinden oluşturulan bir kampanya ile onlarca genç hiç hayatları boyunca ellerine hiç almadıkları kürekleri, malaları kullanmak üzere Hakkari’ye doğru bir bilinmeyene yolculuğa çıktılar…

t3-008

Oraya vardıklarında, ‘doğulu’ dedikleri insanlarla karşılaştılar, merak ettiler ama inşaat işleri onları çok yorduğundan araştırma yapma fırsatı pek bulamadılar, köprüyü tamamladılar geri dönüş yoluna, okullarına döndüler ama bu süreç içerisinde bile öğrendikleri onların gelecek siyasi hayatlarında mücadele alanları içerisine bir halkı, halk hareketini de almalarını belleklerine kazıyacak kadar yeterli argümanı sağladı.
Bugün Hakkari’de o köprüyü 1999’da devlet patlatana kadar her gün kullananlara gidip sorduğunuzda; bu köprüyü Denizler, Hüseyinler, Mahirler yaptı der.Hepside bilir hiç biri cismen buraya kadar gelip köprü yapımında bulunmamışlardı, bulunamamışlardı.Ama herkes de onları yad eder bu köprüyü anlatırken çünkü o dönem 68’li gençlik ruhunun cisimleşmiş halleriydiler, bulunmaları gerekmezdi; fiziksel bir köprü protestosunu, belki bilinçli belki bilinçsiz manevi bir köprü kurarak geleceğe, bizlere en büyük mirası bırakmışlardı, en anlamlı şekilde protesto etmişlerdi köprü yapımını.
Aradan yıllar geçti, İstanbul’a göç sürdü, çözüm olacak denen köprü yeni sorunlar yarattı, kendi trafiğini yarattı, 2.siyapıldı o da aynı şekilde devam etti, bir yandan da doğuda halka uygulanan baskı, zorunlu göçler, bir yandan başbakanımızın uzmanı olduğu ‘soft power’ uygulanarak; yani ekonomik sorunlar sebebiyle insanlar metropollere göç etti ve sonunda bu sefer 3.bir köprü ile karşı karşıyayız.
Solculara takılan bir lakap var ‘takoz’; merkez sağın attığı liberal-neoliberal veya militarist uygulamalara karşı bir duruş sergilemesine karşı üzerine takılmıştır.Yapılan işlerin, muhteşem gelişecek ülkenin önünde durmak, yıllardır aynı söylemleri kurduğumuz üzerinden kurulmuş bir söylem.Açık konuşmak gerekirse ülkeden önce insanların gelişim fırsatı arasındaki orantısızlığa dikkat çekip, bu çözümlerin alternatifini daha ilk köprü yapımında dile getirmiş bir geçmişimizvar.Siz ilk hatayı yaptığınızda biz doğruyu gösterdik siz üçüncü kez aynı hatayı tekrar ediyorken biz hala aynı doğruda inatediyoruz.Sizin yapacağınız yeni köprülere, yeni rezidanslara, çevre katliamına bizim verebileceğimiz en iyi ve anlamlı mesaj bundan 46 sene önce Denizlerin, Mahirlerin, Hüseyinlerin ilk harcını yapılan ‘Devrimci Gençlik Köprüsünde’ kardığı gibi, manevi bir köprü kurarak toplumlararası barışı, birliği tesis ederek olacaktır.
Bundan tam 43 yıl önce Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan ve daha birçok gencin idama gönderilişi de yine 68 kuşağının boynuna geçirilmesiydi o ipin, 68 kuşağı idam edilmişti; bugün hala aynı sorunlara aynı yanlışlarla çözüm bulunmaya çalışıldığı bir yerde onların bıraktığı miras, attığı cesur adımlar; bizlere bir yandan bu haklı mücadelenin onurunu ve gururunu yaşatırken bir yandan da bize bu misyonu tamamlamak gibi ulvi bir görev yüklemektedir.Denizleri yani 68’li gençleri en iyi anmak onları anlamak ve mücadelesini yaşatmakla olur, bir değil her gün anılarıyla beraber siyasette olmak için bu köprüleri sağlamlaştıralım.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here