Anasayfa Haber Naci Sönmez :Tarihsel buluşmanın 1 Kasım sınavı!

Naci Sönmez :Tarihsel buluşmanın 1 Kasım sınavı!

Paylaş

 

Eşitlik, adalet ve demokrasi mücadelesi açısından “tarihsel bir buluşmanın” birçok virajında, farklı gerekçeler ve politik iddialar etrafında politik hamleler yaptık. Öngördüğümüz bütün politik açılımların ve ortaya konulan süreçlerin elbette tek tek değerlendirmesini yapabilir, nerede yanlış yaptık ki, amaçlanan sonuçlara ulaşamadık sorusunun yanıtlarını arayabiliriz.

Geride bıraktığımız yılların kapsamlı bir değerlendirmesini yapmak bir siyasal hareket için olmazsa olmaz bir iştir ve sağlıklı geçmiş değerlendirmeleri bir politik hareketin yol almasında önemli bir işlev görür. Son yıllarda daha özgürlükçü, eşitlikçi, ekolojik ve demokratik bir sol siyaset için bütün politik yığınağını “tarihsel bir buluşma” olarak öngörmüş ve bunun siyasetini yapmış olanlar için, son iki üç yıl içinde HDP etrafında somutlaşan gelişmeler bu fikri takibin en önemli olanaklarını açığa çıkarmıştır.

Siyaseten her zaman öngörülen politik hedeflerin, öngörüldüğü gibi hayat içinde karşılık görmediğine tanık olunmuştur. Önemli olan ihtiyacı duyulan siyasetin kim yada kimler tarafından gerçekleştirildiği değil, nasıl gerçekleştirildiği ve toplumda karşılık bulup bulmadığıdır. HDP aslında, emek, kimlik ve demokrasi mücadelesinin somutlaştığı bir birleşik mücadele zemini olarak, bütün tartışmalı yanlarına ve bir pratik süreç olarak ilk kez deneyimlenmesine rağmen, kısa zamanda önemli pratikler biriktirerek yol almaya devam etmektedir.

Evet, HDP bir barış dönemi ve demokratik siyasetin el güçlendirdiği sürecin siyasi gerçeğidir. HDP barış söyleminin, kardeşlik hedefinin ve genel olarak geçmiş pratiği sicilli bir ülkenin demokratik hayatını inşa etme iddiası taşıyan halkların ortak kaderidir. İçinde barındırdığı politik dinamiklerin, farklı hedeflerini, farklı mücadele motivasyonlarını ve gelecek öngörülerini sadeleştiren, ortak bir program etrafında günün pratiğine somutlayan bir ortak örgütlenme ve sonuç üretme aracıdır.

O nedenledir ki; siyasal kutuplaşma şiddete dönüştüğünde, barış dili silikleşip, savaşın ve çatışmanın dili ile konuşuldukça, HDP’yi vareden birey ve siyasal gruplar arasında süreç değerlendirmeleri farklılaşmakta, çabaların ortaklaştırılması zayıflamakta ve süreç üzerine görüşler, analizler tartışma ve müzakere ile birlikte sürdürülmeye çalışılmaktadır.

Bizim açımızdan, daha eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojik ve demokratik bir sol siyaset iddiası ile hareket eden ve “tarihsel bir buluşmayı” geliştirmeye ve büyütmeye çalışanlar açısından HDP, son yıllardaki en önemli ve stratejik bir birleşik mücadeledir ve asla vazgeçilmemesi gereken, bütün olumsuzluklara rağmen ısrar edilmesi gereken bir gerçeğimizdir. Dolayısıyla, HDP etrafında yaşanmakta olan olumluolumsuz  gelişmelere hem katkılarımızla hemde eleştirilerimizle etki etmeye ve emek vermeye devam edeceğiz.

Özellikle 7 Haziran seçimleri ile ortaya çıkan siyasi tablonun, ülkenin egemen iktidar bloğunu ne kadar rahatsız etmiş olduğunu gördük. Haziran seçimlerinden sonra hızla iktidar bloğu saldırının yoğunluğunu HDP’ye yöneltmiştir. Bu yaşanan yeni süreci, bu ülkede öteden beri Kürt halkına yönelik tekçi ve baskıcı yaklaşımlarını sürdürmüş olan devletin, sadece yine Kürt halkına yada Kürt siyasal hareketine yeni bir saldırısı olarak okursak yanılmış oluruz.

Bugünkü saldırının esas hedefi ve öncelikli hedefi Kürt hareketi ile Türkiye’nin toplumsal muhalefet güçlerin, dahası Türkiye’nin batısının vicdanı ile kurulmuş olan tarihsel ittifaktır. Çünkü bu tarihsel ittifak, kurulu düzenin fay hatlarını harekete geçirmiş durumdadır. Bu fay hatlarındaki kırılmalar üzerinden kendisini vareden bir yönetim biçiminin bu yeni durumu kabullenmesi kolay değildir. O nedenle 7 Haziran’dan bu yana yaşananları doğru analiz etmek ve bu saldırıları boşa düşürecek doğru politikalarla yol almak acil görevimizdir.

Gerek Türkiye merkezli gerekse bölge (Ortadoğu) merkezli politikalarda bu esas hedef alınan gerçeği pas geçerek siyaset oluşturulamaz. Türkiye’nin demokratik geleceğinden asla kopmadan, sistemin fay hatlarında sarsıntı yaratmış olan bu yeni siyaseti, “tarihsel buluşmayı” zaafa uğratmadan yürüne bilinirse işte o zaman, egemen iktidar bloğunun saldırıları geriletilebilir ve bu birleşik mücadelenin büyütülmesi, geliştirilmesi ve ortak umudumuz olmaya devam edebilmesi olanaklı kılınabilir.

1 Kasım’ın da bu anlamda tarihsel olarak önemi vardır. 1 Kasım’da sadece partilerimizi oylamakla kalmayacağız. Aynı zamanda Türkiye’nin demokratik geleceğini ve birleşik mücadelemizin hangi eksende ilerleyebileceğini oylayacağız. 1 Kasım seçimleri Türkiye’nin yeni siyaseti ve yeni vizyonu açısından tarihsel bir öneme sahiptir. O anlamda Türkiye’nin bütün muhalif kesimlerinin yegane adresi ve tercihi HDP olmalıdır.

Evet, geçmiş süreçlerimiz açısından hepimizin kimi tarihsel eşiklerde eksikliklerimiz ve hatalarımız olmuştur. Kritik eşiklerdeki politik tercihlerimiz ve siyasi öngörülerimiz etrafında sürdürdüğümüz tartışmaların, polemiklerin hatta ötekileştirici yaklaşımlarımızın bu tarihsel süreçte hiçbir önemi kalmamıştır. Solun ve demokrasi güçlerinin arasındaki bugüne dair ayrıştırma gayretlerini, bu geçmiş tartışmalarında aramanın bugün artık bir zorlama olacağını görmek zorundayız.

Geçmiş açısından da bugün açısındanda, fotoğrafın ayrıntı bir karesine bakarak farklılıklarımızı zorlamak yerine, fotoğrafın bütününe bakıp oradan asgari müştereklerimizi aramanın siyasal keyfine şans vermeliyiz. Ankara’nın orta yerinde barış için biraraya gelmiş olan yoldaşlarımıza bombayı atanlar fotoğrafın bütünündeki bir kareyi değil, fotoğrafın bütününü hedef aldılar. Acımızı ortaklaştırdılar. Şimdi bizler ortaklaşmış olan acılarımızı ortaklaşmış bir ortak mücadeleye çevirebilmeliyiz.

Bombalar, Kürdü Türkü ayırmadı. Bombalar bizi şucubucu diye ayırmadı. Bizleri katlederken ayırmayanlara karşı bizde ayrışmadan ortak bir duruş sergilemeliyiz. Cenazelerde yan yana geldiğimiz gibi politik tercihlerimizde de yan yana gelebilmeyi başarmalıyız.

Artık bu süreçte iki taraf vardır. Türkiye yeniden kurulurken, eski rejimin restore edilmesi yoluyla ve yine tekçi, yine otoriter, yine halkı dışlayan bir rejim inşa etmek isteyenlerle diğer tarafta, eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojik ve demokratik bir Türkiye inşa etmek isteyenler. Artık bunun ortasında, arasında bir yer kalmamıştır. Bugün taraf olamazsak, bertaraf olacağımızı görmemizi sağlayan herşey hemen yanıbaşımızda yaşanmaktadır. Başımızı kaldırıp bakmamız görmemizi kolaylaştıracaktır.

Dolayısıyla, “tarihsel bir buluşma için” 1 Kasım hepimiz için önemli bir sınavdır. Bu sınavı bütün demokratik muhalefet güçleriyle birlikte geçebilirsek, birlikte demokratik bir Türkiye için sonrasında da yürüyebiliriz. Geçmişin taşıdığı sorunları birbirimizin önüne koyarak değil, bunun üzerinden ayrışma üreterek değil, bugün bizi neyin bölebileceğini görerek ve tartışarak bu gerçekle buluşmalıyız.

Türkiye bu yeni durum üzerinden saflaşmakta iken bizde bu yeni durum üzerinden saflaşmaktayız. Artık eskinin değil yeninin fikri üzerinden toplumdaki saflaşmaya ve mücadeleye dahil olmalıyız.

1 Kasım sonrası kimlerle birlikte yürüyeceğime 1 Kasım’da ki tercihleri sonucunda karar vereceğim. “Tarihsel buluşmayı” 1 Kasım sonrası başka bir düzleme taşımayı umut ediyor, daha eşitlikçi, özgürlükçü, ekolojik ve barış içinde bir ülkeye olan inancımızla geleceğe yürümeliyiz diye düşünüyorum.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here