Anasayfa Köşe Yazıları Naci Sönmez Yazdı:Fatsa “Demokratik Özerklik’’ deneyimiydi.

Naci Sönmez Yazdı:Fatsa “Demokratik Özerklik’’ deneyimiydi.

Paylaş

 

O büyük insanlık mücadelesinin, “ben ne yaptıysam, halkım için, halkımla birlikte yaptım” diyen ve sözün, yetkinin, kararın halkta olması gerektiğinin bilinciyle mücadele etmiş olan, Terzi Fikri’nin ölümünün üzerinden tam 30 yıl geçti.

Onun öldüğü günü ve o anda ve sonrasında yaşadıklarımızı asla unutmam mümkün değil. 21 yaşında bir genç için, babasını 12 Eylül zindanlarında 5 yıllık tutukluluğunun sonunda kaybetmiş olan bir evlat için, yaşadıklarımı unutarak yaşayamazdım ve bugünün gerçekliğini ise, yaşananları unutarak yakalayamazdım.

Fikri Sönmez ve yol arkadaşları Fatsa’da, bugünlerde çokça konuşulan bir demokrasi anlayışını hayata geçirmişlerdi. Kitaptan değil hayattan beslenerek, o güne değin denenmişlerden ve sınanmışlardan farklı olarak, yaşadıkları coğrafyada yerel demokrasiyi uygulamak  istemişlerdi. Bugün bizler Kobani’ye baktığımızda Fatsa’yı hissedebiliyoruz.

 

Kendi zamanlarında ve kendi yollarını yürürken, yaşadıkları toplumun bağrından yeni bir hayat inşa etmişlerdi. Şansları olsaydı, yolları nereye çıkardı, solun, sosyalizmin mücadele tarihine daha ne kadar birikim katarlardı bilinmez, ama yarattıkları kısa süreli deneyle, ülkenin egemenlerini ürkütmeyi başarmışlardı.

Egemenleri ürkütmekle kalmamışlar, aradan geçen 35 yıla rağmen, özgürlük ve demokrasi mücadelesi içinde olanlara işaret fişeği olacak büyüklükte bir miras bırakmayı başarmışlardır. Fatsa ve Terzi Fikri o yüzden hala hafızalarda ve yaşatılabilmektedir

Bugün yeniden bir Devrimci Yol arayanların, sadece geçmiş güzellemesine yönelmeden, aynı zamanda yeni zamanın ruhunu ve fikrini yakalayarak Fatsa’ya bakmaları ve onu anlamaları çok öğretici olacaktır. Bunu yapabilenler, bugünün dünyasında siyaseten var olmakta ve bulundukları her yerde ana akım siyasetin gündemi olmayı başarabilmektedirler.

Bugün 7 Haziran seçimlerine doğru giderken, hala solun dünyasındaki kafa karışıklığını yada bulanıklığı aşmak isteyenlere, Fatsa’ya bakmalarını, Fikri Sönmez’in şahsında ve kişiliğinde cisimleşen toplumsal dayanışmayı anlamalarını tavsiye etmek isterim. Fatsa’nın çağrısını da, Devrimci Yol’unuda güncellemek gerektiğini yine en iyi bize Fatsa anlatabilir.

Çünkü Fatsa Kızıldere’nin yolundan giderek, aynı zamanda kendi zamanının ruhunu okuyarak Fatsa olmuştur. Nasıl o zaman Kızılderenin yolundan gidenlerin içinde Fatsa bir işaret fişeği olmayı başarmışsa, bugünde Fatsa’nın yolundan gidenler için yeni bir işaret fişeğine ihtiyaç olduğunu anlamak ve yeni bir yol bulmak zorunludur.

Evet, Fatsa aslında radikal bir demokrasi denemesiydi ve bugünden bakılınca, birçok konuda olduğu gibi bizlere demokrasi mücadelesi konusunda da yıllar öncesinden çok şey anlatmayı başarmış bir deneydir. Bugün ülkemizde özellikle Kürt özgürlük mücadelesinin kazanılmış birçok deneyimin içinde, Fatsa’nın yolunu görmek mümkündür. Bugünkü siyasal mücadele bize, Fatsa’nın anlattıklarına yakınlaşanların başarı hikayesi yazabildiğini, uzaklaşanların ise başarısızlıklarının gerekçelerini yazmak zorunda kaldıklarını göstermektedir.

O yüzden Fatsa, pratik olanı yazanların yoludur demek kısaca doğrudur diye düşünüyorum. Bugün 35 yıl sonra yazarak Fatsa’yı kendimizin bugünkü haline benzeterek değil, bugünkü mücadele deneyimlerinin içinde Fatsa’nın rengini yakalayarak yol almak doğrusudur.

Kısacası, geçmişin hayaliyle değil öğrettikleriyle, geleceğinde gerçekleşmesi imkansız olmayan hayalleriyle yol almalı ve yön bulabilmeliyiz. Karadenizde bir atasözü vardır; “kılavuzu karga olanın, dönüp dolaşıp konacağı yer kazık başıdır” diye. Bugün kılavuzu Fatsa olanın dönüp dolaşmadan varacağı yer, varmak istediğimiz yerdir.

Paylaş

1 Yorum

  1. Bu yazı hem teorik hem pratik yanlışlar içeriyor.Amacım kimseyle polemik yapmak değil. Fakat farklı tarihsel döneme tekabül eden devrimci pratikler arasında zorlama benzerlikler kurulmamalıdır.Yerel yönetimlerin tartışılmasında:yerel yönetimlerin demokratikleştirilmesi ve özerkleştirilmesi bağlamında Fatsa’dan Diyarbakır’a bir eğri çizilebilir. Bu zeminde bir tartışma ve esin kaynakları oluşturması kabul edilebilir. Ama unutulmamalıdır ki her tarihsel pratiklerin deneyimleri, ait olduğu dönemin siyasi ve örgütsel ihtiyaçlarına göre şekillenir. Fatsa’daki anti-faşist mücadele sınıflar mücadelesine bağlı olarak mütevazi bir sosyalist deneyimiydi. Bağlaşıkları İtalya’da Bologna, Fransa’da Lyon ve daha sonra Porto Allegre ile birlikte anılıyordu. Bugün kimlik üzerinden süren mücadelenin bir parçası olarak sunulan “demokratik özerklik”tartışması bir pratik üzerinden değil politik bir önerme şeklinde ortaya çıktı. Nasıl şekilleneceği mücadeleye bağlı olarak biçimleneceği sonu belirsiz bir süreç olarak devam ediyor. İçeriği,teorik,toplumsal siyasal olarak dolu olduğu ileri sürülmekten uzaktır. Eğer bu özerklik anlayışı sistemin üretim ilişkileri bağlamında doldurulacaksa bir şeylerin karşılığı olabilir ama Fatsa’daki Deneyimle bir benzerliği kurulamaz. Bugün Avrupa’da demokratik özerk yönetimler var ancak Fatsa ile bir bağlaşığı kurulamıyor. Çünkü yukarıda belirtilenlerin dışında özgün deneyimler değil.
    Bugün öne Sürülen “demokratik özerklik”talebinin Fatsa’daki deneyimle bağdaştırmaya çalışma çabası en azından kendimize haksızlıktır. Kürt illerindeki belediyelerin bazı başarılarından söz edilse de neo-liberal yerel yönetim anlayışının dairesi dışına çıkıp özgün bir deneyime sahip olamadıkları da bir gerçektir. Fatsa’yı, devrim ve sosyalizm mücadelesinin birikimlerinde ve deneyimlerinde aramak en doğru yoldur.

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here