Anasayfa Köşe Yazıları Naci Sönmez: Yeni bir siyaset mayalanıyor!

Naci Sönmez: Yeni bir siyaset mayalanıyor!

Paylaş

 

7 Haziran seçimlerine doğru hızla ilerlediğimiz şu günler içinde, hepimizi endişelendiren, bir o kadar da umutlandıran gelişmeler iç içe yaşanıyor. Bu arada, 12 Eylül askeri darbesinin mimarı Kenan Evren’de bu dünyadan, hesapsız kitapsız gitti. 12 Eylül rejimi ile sürdürdüğümüz, hukuki, siyasi mücadelelerimiz, bu darbeci generalin hesap vermesini ve her düzeyde yargılanmasını ne yazık ki sağlayamadı.

12 Eylül öncesinin, sol ve sosyalist hareketlerinin yükselişi ve toplumsallaşarak büyümesi, o günün sosyal, ekonomik ve sistemden kaynaklı sorunlarına alternatif politikalar geliştirmesi ve örgütleyebilmesi ile mümkün olabilmişti. Devrimciler günün koşullarında, eşitsizlikler karşısında, sömürü ve yağma düzeni karşısında, topluma gerçekleşebilir ve uğruna mücadele edilebilir seçenekler koyabildikleri ölçüde, geniş halk kitleleri içinde karşılık bulabiliyorlardı.

Muhalif devrimci hareketlerin başarıları ve iktidarı hedefleyen yürüyüşleri o günkü koşullarda egemen siyasetin güçleri tarafından engellenmeye, saldırılarla püskürtülmeye çalışılmıştı. Bu engelleme ve saldırıların düzeyi o denli artmıştı ki, sokaklarda toplumsal muhalefetin üstüne, eli silahlı sivil faşist çeteler sürülmüş, toplumsal yaşamda can güvenliği temel sorun haline gelmişti.

Bu faşist saldırı ve yıldırmalara karşı devrimciler, anti faşist mücadeleyi öne çıkararak, toplumun can ve mal güvenliğini sağlamaya ve bu saldırıların hedefine ulaşmasına engel olmaya gayret etmişlerdi. Ne yazık ki, bu saldırılar durdurulamamış ve onlarca insan her gün yaşamını yitirmek zorunda kalmıştı. Geniş kitlelerde endişe artmaya başlamıştı. Sadece sokaklarda sıradan yurttaşlar değil, gazeteciler, bilim insanları, siyasetçilerde bu faşist saldırıların hedefi olmuştu. Kitlesel katliamlar, Kahramanmaraş ve Çorum’da en üst düzeyde yaşanmak zorunda kalınmıştı.

Zaten 12 Eylül darbesi de bu kaos ve korkunun toplumu teslim aldığı bir dönemin içinde mayalanmıştı. O günkü toplumsal çelişkiler ve bu çelişkiler karşısında geliştirilen politikalar solun mücadelesinin en temel belirleyeniydi. Günü okuyabilen ve buna uygun politikalar geliştirip örgütleyebilenler, daha kitlesel olabilmeyi ve hayat içinde karşılık gören hareketler olmayı başarabiliyorlardı. Zaten 12 Eylül sonrası tarihsel olarak varlıklarını sürdürebilen sol, sosyalist hareketler, 1980 öncesinin birikimleriyle ve yaygınlığıyla varolabildiler.

Ancak aradan geçen bunca yıl sonra, gerek 12 Eylül yenilgisi karşısında, gerekse genel olarak solun ideolojik hegomanyasını malum sebeplerden ötürü kaybetmiş olmasının doğurduğu zorluklar karşısında sol, yeni dönemi uzunca bir dönem okumakta güçlük çekince; bilindik, geçmişin tüketilmesi ve olduğu yerde patinaj yaparak üretimsizlik süreciyle beraber, tükenişe doğru hızla ilerledi. Tartışmalar ve yeniden örgütlenme süreçleri hep eski ilişkilerin bir arada tutulması ve korunmasının ötesine geçemedi. İstisnalar dışında geriden gelen yeni genç kuşakların dünyasından ve politik taleplerinden hızla uzaklaşarak, hayat içinde marjinalleşmekten kurtulmak mümkün olamadı.

Uzun yıllar sonra, öncesinde denenmiş ve başarılamamış olan bir sahici seçenek, HDP ile birlikte yeniden denenmekte ve başarısı için birçok hareket, grup büyük bir çaba ortaya koymaktadır. Daha öncesinde, solun dağınıklığını gidermek ve 12 Eylül sonrasında biriktirilmiş bütün deneyimleride kucaklamaya çalışan bir çaba ÖDP ile birlikte denenmiş ve yıllarca başarısı için büyük bir emek ortaya konulmuştu. Malum bilindik sebeplerden ötürü o süreç iyi değerlendirilememiş ve ÖDP bugünkü bilindik çizgisine kadar çekilmek durumunda kalmıştır.

HDP’nin ÖDP’den yada başkaca birlik girişimlerinden farkı, elbette bu birleşik mücadeleye, Kürt özgürlük hareketininde bütün gücüyle dahil olmuş olmasıdır. Bir arada yaşamı savunmuş ve özellikle Kürt hareketinin siyasi olarak yüzünü Türkiye’nin demokrasi mücadelesine dönmesini arzu etmiş bizler için, bu girişimin önemi özel olarak çok kıymetlidir. Bu ülkede Kürt mücadelesinin kaderi ile, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinin kaderi bize göre hep ortak olabilirdi.

Bu gerçeği tehdit eden iki ana unsur vardı. Birincisi, devletin tekçi ve ulus devletçi, baskıcı yapısı, ikincisi ise, Türkiye solunun, Kürt mücadelesi ile solun devrim ve sosyalizm mücadelesini bir arada buluşturmaya yönelik ideolojik rezervleri. Ancak hayat devletin tekçi yaklaşımınıda, solun genel olarak koyduğu rezervleride artık zorlamaya başladı. Tamda böylesi bir süreçte, sadece tartışarak yol bulmak yerine, pratik olarakta yaparak ve sınayarak, ne olması gerektiğine ilişkin bir süreç başlatıldı. Bugün HDP ile yaşanan süreç tamda budur.

Gelgitleri bol olan, kimi zaman umutları çoğaltan, kimi zaman endişeleri artıran bir süreci birlikte yaşıyoruz. Öteden beri söylediğim gibi, bu siyasi girişimin esas başarısı, Karadeniz gibi bölgelerde test edilecektir. Karadeniz’de Kürtlerin yaşamaması, o bölgede HDP ile ilgili algıların değişmesi yada değişememesi açısından hepimize yol gösterici pratikler sergileyecektir. Geçmişte devrimci hareketlerin, en çok kitleselleştiği ve karşılık bulduğu bu bölgede, 12 Eylül sonrası devlet tarafından özel çalışma yapılmış ve devletin Kürtlerle sürdürdüğü savaş döneminde, bu bölge devletin resmi ideolojisinin özel çalışma alanı haline getirilmiştir.

Bugün Karadeniz’de HDP’ye yönelik saldırıların ve hazımsızlığın arkasında, aslında bu dönemin resmi çalışmalarını görüyoruz. Yıllarca bu bölgede devrimciler, sol, sosyalist parti ve gruplar, bu gerçeği ıskalayarak geçmiş ilişkileri korumanın, yada geçmiş arkadaş ilişkilerini şu yada bu düzeyde çevrelerinde tutma çabasının ötesine geçecek bir siyasi hedef ortaya koyamamışlardır. Yeni dönemi doğru okuyup ilişkileri yeni politikalar üzerine kurmak yerine, eski ideolojik çizgiyi korumaya ve onun gölgesinde serinleyerek, varlığını sürdürmeye çalışmışlardır.

Şimdi aslında tüm Türkiye’de ve özellikle Karadeniz’de yeni bir siyaset mayalanmaktadır. Sadece eski sözlükten konuşmayan, sadece eski arkadaş ilişkilerini muhafaza etmeye çalışmayan, topluma yeni şeyler söyleyen ve yeni insanları siyasete çağıran bir hareket yeniden sahaya çıkmaktadır. Evet, bu yeni siyaset yeni bir kavgaya ve mücadeleye neden olmaktadır. Bu yeni sözleri ve politikaları benimsemeyen sağcı ve milliyetçi hassasiyeti olanlar tepki göstermekte, hatta dahada ileri giderek saldırılar gerçekleştirip, bu yeni siyaseti ve kadrolarını yıldırmaya çalışmaktadırlar.

Nasıl, 12 Eylül öncesi devrimci hareketler, faşist saldırılar karşısında doğru ve haklı politikalarla mücadele ettikçe, saldırıları püskürtebilmiş ve Karadeniz’de kendilerine alan açmışlarsa, bugünde bu yeni saldırılar karşısında Karadeniz’de ki arkadaşlarımız doğru ve haklı bir mücadele ile bu saldırıları püskürterek, teslim olmayarak, yeni bir siyasete kapı aralamış olacaklar.

O yüzden bugün 7 Haziran seçimlerinde HDP’nin başarılı olması çok önemli. HDP ‘nin başarılı olması aslında hepimizin başarılı olması demek olacak. Bu başarıda herkesin bir payı olacak ve hepimiz kendimizi çok iyi hissedeceğiz. Zaten siyaset sadece hayal kurmak değil, hayallerimizi gerçekçi kılabilmek işi değilmidir.

Şimdi bu yeni siyasete şans verme zamanıdır. Şimdi neden Kürt hareketiyle birlikte olamayacağımız üzerine sık sık yazmaktan daha önemli bir görevimiz vardır. Şimdi, siyasette tuttuğumuz yola dair gerekçeler yayınlamaktan daha çok, neden bugün birleşik bir mücadelenin önemli olduğunu topluma anlatmak gibi büyük bir sorumlulukla karşı karşıyayız.

Paylaş

3 Yorumlar

  1. HDP yi solun yeniden ayağa kalkışı olarak görmek ve buna göre tavır alış, etnik siyasete yedeklenmektir. Kısaca işci sınıfının ideolojisi yerine etnik bir ideoloji koymaktır. Bunun adıda sosyalşzm olamaz.

  2. Naci Sonmez’in tespitlerine katilmamak mumkun degil.Kurtlere solun yaklaşimi aynen şunun gibi oldu yillardir;”Tuvalet ihtiyacim var” diyen birisine “Hele bir sodyalizm gelsin,o zaman ihtiyacin karşilanir” demekten farksizdi.Sosyalizm gelene kadar ortada kurt kalmayacak.Sinif mucadelesi,bir etnik grubun katledilmesine goz yummayi merdiven yaparak yukseltilemez.Mucadele,kurt ozgurluk mucadelesi ile ortaklaşa yukseltilebilir.HDP ile yeni yaşam yolu da dogru yoldur.

  3. İnsanda biraz utanma olur. Siz değil miydiniz aynı laflarla 3 sene önce parti kuran? Şimdi de bunu mayalıyorsunuz-muş. Esnafsınız işte. Vekil pazarlığı yapan esnafsınız.

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here