‘Nasıl zalim oldunuz’ sorusunu Machiavelli 500 yıl önce cevapladı

Paylaş

 Son dönemlerde AKP hükümetinin yönetim biçimine yönelik getirilen, “Nasıl bu kadar zalim oldunuz” sorusunu, “Amaca giden her yol mubahtır” sözüyle kodlanan Niccolò Machiavelli bundan yaklaşık 500 yıl önce yazdığı, “Prens/Hükümdar” kitabında açık bir şekilde yanıtlıyor. Tarif ettiği yöntemle aslında günümüz ulus devlet yönetimlerinin temelini atan ve yönetilmesi gereken insanları kötü birer varlık olarak nitelendiren Machiavelli, hükümdar ve prensin iyi olmamayı ve kötülük yapmayı öğrenmesini öğütler.

Son dönemlerde AKP hükümetinin Kürdistan’da yürüttüğü savaş ve katliamlar toplum üzerinde bir baskı, sindirme ve korku psikolojisi yaratmış olsa da buna karşı tepkiler de gelişiyor. Daha önce birçok yazarın ve düşünürün başta Cumhurbaşkanı olmak üzere AKP hükümetinin yöntemlerine ilişkin dile getirdiği zalimlik eleştirisi ve buna bağlı sorular aslında yüzyıllar öncesinde ortaya konulan yönetim modeliyle cevabını buluyor.

Yönetim zalimliği nereden başlar?

Daha önce Ece Temelkuran’ın hükümete yönelik dile getirdiği “Ne zamandan beri bu kadar zalim oldunuz” sorusunu en son sanatçı Mahsum Kırmızıgül, Kürdistan kentlerine yönelik yapılan kuşatmalar bağlamında, “Yaralı olan çocukları ve yaşlı insanları ölüme terk etmek hangi dinde yazar. Bu kadar zalim, bu kadar merhametsiz nasıl oldunuz ey başbakan?” sorusuyla gündeme getirmişti.

Aristo devleti, Machiavelli hükümdarı yazdı

Bu soruya, Başbakan Ahmet Davutoğlu, “Bizim merhametimize herkes şahittir, ama zalimlik yaptığımızı kimse söyleyemez” sözleriyle yanıt verdi. “Zalimlik” diye tanımlanan yöntemler artarak devam ederken, sorunun cevabı oluşturulan ve değişik zamanlarda değişik coğrafyalarda kendisini dışa vuran yönetim modellerinde gizli. Esas olarak elitlerin yönetimini tarif eden “Devlet” kitabıyla Platon, günümüze kadar ulaşan yönetim modellerinin temelini atarken, bu devleti yönetecek kişinin meziyetlerini kendisinden yüzlerce yıl sonra Niccolò Machiavelli, orjinali “Prens” olan ve Türkçe’ye “Hükümdar” olarak çevrilen kitapta daha “sarih” bir şekilde dile getiriyor.

Kötülenen Makyavelizm uygulanıyor

Türkçe’ye “Makyavel” diye tercüme edilen ve 1469-1527 yılları arasında yaşamış olan Machiavelli, ülkelerin kurtuluşunun kuvvete dayanan ulusal devlette olduğuna olan inancını dile getirdiği kaynakla ulusal devlet ya da ulus devlet düşüncesinin ilk temsilcisi olarak kabul ediliyor. Ulusun devletin üzerinde yükseldiği ve Makyavelizm olarak tanımlanan düşünce günümüzde “kötülense” de aslında birçok devlet ve yönetim uygulamasında Makyavel’in hükümdar için dile getirdiği öğütlerinin izlerini bulmak mümkün. Hatta diktatörlük, baskıcı rejimler esas olarak Makyavel’i uygular.

Hükümdar iyi olmamayı öğrenmelidir

Makyavel’in bu fikirlerine bakıldığı zaman, yönetilmesi gereken insanların kötü, nankör, ikiyüzlü, tehlike karşısında korkak, kazanç karşısında çıkarcı olarak tanımlanır. Makyavel, bunun üzerinden hükümdara, “Bu insanları bunu bilerek” yönetmesini salık verir ve “İyi olmayan insanlar arasında iyi kalmak isteyen bir insan er geç ortadan silinir. Şu halde hükümdar iyi olmayı öğrenmelidir (Hükümdar, XV. bölüm)” önerilerinde bulunur. Yine aynı kaynakta, hükümdarın sözünde durmayacağı açık bir şekilde ifade edilerek, “Sözünde durmak büyük bir erdemdir, ama bütün büyük başarıları sözünde durmayanlar gerçekleştirmiştir. Hükümdar ancak kendisine yararlı olduğu halde sözünde durabilir. Hükümdarın sözüne güvenerek boyun eğenlerin boynu, gerekiyorsa hemen vurulmalıdır” deniliyor.

Verilen sözlerin tamamı tersinden işlenmeye başlandı

Özellikle Makyavel’in hükümdarların sözünde durmayacağı yönündeki tespiti günümüzdeki birçok uygulamada da görmek mümkün. Örneğin “özgürlük ve demokrasi” sözüyle Irak’a yapılan saldırılar büyük yıkımlara neden oldu. Türkiye’de de çözüm süreci için, “Gerekirse baldıran zehri içeriz” diyen AKP hükümeti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan, şimdi çözümden ve müzakereden bahsedenleri hain ilan ediyor. 28 Şubat süreci ve öncesinde Kürt hareketine ve Türkiye toplumuna verilen sözlerin tamamı ters yönde işletilmeye başlandı. Toplumdan “Türkiye’yi demokratikleştireceği” sözüyle olur alan AKP hükümeti Türkiye’yi 12 darbesinden daha beter hale getirdi.

Bugün pek çok uygulaması görülen Makyavel’in hükümdarlar için kimi öğütleri şöyle:

* İnsanlar genel olarak kötüdürler, bu nedenle de her türlü kötülüğü hak ederler. (Günümüzde devletlerin kendi vatandaşlarına karşı savaş açması bu düşüncenin eseridir)

* Kötü olan amaca ulaşmak için yapılması gereken kötülük değil, kötülüğü becerememektir ve kınanması gereken de budur. (Diktatörlerin başarısızlığına rağmen bu yolda ilerleyenler geçmiştekilerin yeterince kötülük yapamadıklarına inanır)

* Amaca ulaşmak için her araç yasal ve ahlakidir. (Makyavelizmin kökeni)

* Devletin yüksek menfaatleri için islenen suçlar, cinayetler, yapılan işkenceler yasal ve ahlakidir. Kısacası devlet gücünün kötüye kullanılmasını önleyecek ne yasal, ne ahlaki, ne de dini bir sınır vardır. (Günümüzdeki birçok devletin ortak pratiği)

* Bir yer işgal edildiğinde, insanlar ya elde edilmeli ya da onların kökü kazınmalıdır. (Kürtlere karşı uygulanan yöntemler)

* İnsanlar hafif baskılara karşı intikam almaya kalkarlar, fakat ağır baskılara karşı direnemezler. Bir insana baskı yaparken öyle davranmalıdır ki, intikam almaya olanak bulamasın. (Kürdistan kentlerinin kuşatılarak katliamların yapılması bunun göstergesidir)

* Fetih isteği normal ve doğaldır. İnsanlara bunu becerebiliyorlarsa kınanmamalı, övülmelidirler.

* Akıllı hükümdar, yurttaşlarını her zaman ve her durumda kendisine muhtaç bırakmalıdır. Onların sürekli olarak bağlılığını sağlayacak tek yol budur.diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here