Anasayfa Ekoloji Nükleer Enerji Sonu Olmayan Bir Yoldur

Nükleer Enerji Sonu Olmayan Bir Yoldur

Paylaş
Nükleer Enerji Sonu Olmayan Bir Yoldur
Uranyum kısa bir süre sonra tükenecek, peki ya sonra?

Kaynağı sınırlı olan fosil yakıtlar gibi Nükleer enerji de sonu olmayan bir yoldur. Çünkü nükleer santrallerde kullanılan uranyum doğada çok az miktarda bulunan bir maddedir. Bu problemi çözmek için ortaya atılan, nükleer atıklardan tekrar hammadde kazanmayı öngören teknolojik projeler ise teknik ve ekonomik nedenlerden dolayı uygulanır duruma getirilemiyor. Birkaç on yıl içinde atom endüstrisinin yakıtı tükenecek. Belli bir süre sonra uranyumunla beraber petrol ve doğalgaz da tükeneceği için insanlık, enerji ihtiyacını uzun vadede ancak yenilenebilir enerjilerle ve enerji kullanımında gereksiz kayıpları önleyerek karşılayabilecek.

Nükleer Enerji Yalanları
Enerji ihtaycının karşılanması için Nükleer santrallere muhtaç değiliz.

Nükleer enerjinin önemini vurgulamak için atom endüstrisi, nükleer enerjinin elektrik üretimindeki payına dikkat çekiyor. Oysa nükleer enerjinin, dünya genelinde enerji tüketimindeki payına bakıldığında, insanlığın enerji ihtiyacının karşılanmasında hemen hemen hiç öneminin olmadığı ortaya çıkıyor. 2011 yılında, nükleer elektrik, dünya enerji gereksiniminin % 6 kadarını karşıladı. Yenilenebilir enerjinin dünya genelindeki ihtiyacın karşılanmasına katkısı halihazırda daha fazla. İnsanlık, nükleer enerjinin sahip olduğu küçük bir paydan rahatlıkla vazgeçebilir. Nükleer kaza riskleri, yüksek radyoaktivite yayan nükleer atıklar ve bunların güvenli bir şekilde saklanmasının getirdiği masraflarda göz önünde tutulursa, nükleer enerjinin kısa bir süre için sürebilecek olan küçücük getirisi hiç de ekonomik olmayacaktır. Nükleer enerji tehlikeli ve gereksizdir.

Nükleer Enerji Hayatlarımızla Kumar Oynamaktadır
Avrupa reaktör kazası riski: % 16

Nükleer santrallerde, teknik eksiklikler ve insan hatalarından dolayı çevreye büyük ölçüde radyoaktif maddelerin yayılmasına yol açabilecek çok ciddi, felaket düzeyinde kazalar olabilir. Resmi “Alman Nükleer Enerji Santaralleri Risk Araştırması –Aşama B’ye göre, 40 yıldır faaliyet gösteren bir Alman nükleer santralinde reaktör patlaması riski oranı %0,1. Avrupa Birliği ülkerinde, toplam 150’yi aşkın nükleer enerji santrali faaliyet gösteriyor ve dolayısıyla Avrupa’da bir reaktör patlama riski % 16’yı buluyor. Bu ihtimal, zarla ilk atışta 6 atma ihtimaline eşittir. Dünya genelinde 440 (güncel rakam 435) nükleer santral faaliyette, bu da 40 yıllık bir süre içinde reaktör patlaması riskinin % 40’a çıkması anlamına geliyor. Çernobil faciasınındaki reaktör patlamasının gösterdiği gibi böyle bir kaza neticesinde onbinlerce insanın ölebileceğini hesaplamak gerekiyor.

Nükleer Santraller Nükleer Atık Üretiyor
Kim ister böyle bir mirası?

Nükleer santraller uranyumu işlerken bunu çekirdek parçalanması yoluyla yüksek radyoaktivite taşıyan nükleer atıklar haline dönüştürüyor. Nükleer atıklar, yaydıkları yüksek dozdaki radyoaktif ışınlar nedeniyle insanlar için hayati tehlike taşıyor. Bu nedenle nükleer atıkların yüzbinlerce yıl boyunca insanlara, tüm canlılara ve bitkilere ulaşamayacak şekilde saklanması gerekiyor. Nükleer santraller, yaklaşık 50 yıldır faaliyet gösteriyor. Ancak bu güne kadar kimse nükleer atıkların nasıl ve nerede nihai olarak saklanabileceğini bilmiyor. Nükleer santrallerin ürettiği yüksek radyoaktivite taşıyan atıkların güvenilir bir şekilde bertaraf edilmesi için dünya çapında bulunmuş tek bir yöntem bile yok. İnsanlık tarihinin çok küçük bir döneminde kullanılabilecek olan nükleer enerji, yarattığı nükleer atıklarla dünya tarihinin çok uzun bir dönemine bela olacak bir miras bırakıyor. Dünya yüzündeki ilk insanlar nükleer santraller kurmuş olsalardı, o santrallerin yüksek radyoaktivite taşıyan atıklarının bugün hâlâ bekçiliğini yapıyor olacaktık.

Nükleer Enerji Bir Atom Bombası Fabrikasıdır
Nükleer enerji, nükleer silahların yayılmasına zemin sağlıyor.

Son yıllarda, atom bombası geliştiren ve imal eden ülkeler, başlangıçta sivil amaçlar taşıyan atom programı yürütüyorlardı. Fakat bu sivil programlar, çoğunlukla askeri amaçları gizlemeye yarıyordu. Sivil programlar yoluyla bu devletler, gerekli teknolojilere ve atom bombası yapmak için gerekli bilgi birikimine ulaştılar. Sonuç: Nükleer teknoloji ihracı ve nükleer teknolojinin yaygınlık kazanması nükleer silahların yayılması riskini de önemli ölçüde arttırıyor.

Nükleer Enerjinin İklimi Koruma Palavrası
Nükleer enerji dünyadaki iklim değişikliklerini durduramaz.

Nükleer enerji sektörü, nükleer santrallerin kömür, petrol ve doğalgazın yerine geçemeyeceğini kabul ediyor. 2050 yılı itibarıyla, fosil kökenli enerjinin sadece % 10’unun nükleer enerjiden sağlanması planlansa bile, yaklaşık 1000 tane yeni Nükleer santralin kurulması gerekir (şu an dünya genelinde 435 tane mevcut). 1000 yeni santralin kurulması mümkün olsa dahi inşa edilmesi onlarca yıl sürer. Bu kadar çok santral kurulunca da uranyum rezervleri çok kısa sürede biter. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın da (IAEA) itiraf ettiği gibi, iklim değişikliğini durdurmak için hızla müdahele etmek gerekiyor ama nükleer enerjinin bu hızla yaygınlaştırılmasının imkânı yok. Dünya iklimindeki olumsuz gelişmeleri durdurmanın çaresi başka: Dünya iklimini korumak sadece yenilenebilir enerji ve bununla bağlantılı olarak enerjinin etkin kullanımı ve enerji tasarrufu ile mümkündür.

Nükleer Enerji Daha Az İş Demek
Rüzgâr enerjisi istihdam yaratmakta,nükleer enerjiyi geçti.

Nükleer enerji yüksek sermaye, yenilenebilir enerjiler ise yoğun insan emeği gerektiriyor. Almanya örneğinde de görüyoruz ki, 2002 yılında nükleer enerji sektöründe yaklaşık 30.000 insan çalışırken yalnızca rüzgâr enerjisinde çalışan insan sayısı 53.000’i geçiyordu. Genel enerji üretimindeki payı düşük olmasına rağmen, tüm yenilenebilir enerji dalında çalışan toplam insan sayısı 120.000 civarındaydı. Yenilenebilir enerji sektöründe çalışan insan sayısı her gün artıyor. Yenilenebilir enerji sektörü daha da gelişirse, dünya çapında milyonlarca insana iş imkânı sağlanabilir.

Nükleer Enerjiye Alternatifler
Güneş, rüzgâr, su ve organik atıklardan elde edilecek enerji tüm ihtiyacı karşılar.

2002 yılında parlamento, Almanya’nın enerji ihtiyacının 2050 yılında tümüyle yenilenebilir enerjiden sağlanabileceğini belirten bir plan sundu. Almanya gibi küçük yüz ölçümüne sahip fakat, yoğun nüfusu ve enerji kullanımı olan ve yüksek hayat standartına ulaşmış bir ülke için mümkün olan, her yerde mümkündür. Şu an, dünyada kullanılan toplam enerji miktarından daha fazlasının 2050 yılında sadece yenilenebilir enerjiden elde edilebileceğini enerji sektörü ilgilileri dahi kabul ediyorlar. Dünyanın enerji ihtiyacı, güneş enerjisiyle ısıtma ve elektirik üretme tesislerinden, rüzgâr santrallerinden, barajlardan ve organik atıklardan enerji üreten farklı teknolojilerden karşılanabilir. Aynı zamanda dünayanın enerji ihtiyacındaki artışı sınırlandırmak için enerji kullanımında tasarrufu sağlayan teknolojiler kullanılmalıdır. Güneş enerjisi sektörünün hızla gelişmesi, yeryüzünde sınırlı miktarda bulunan petrol, doğalgaz, ve uranyum gibi hammaddeler için savaşların çıkmasını engellemek yolunda önemli bir adım olacak. kaynak nükleersiz.org

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here