Nurullah Tunç : Türkiye Siyaseti Vicdanını Kaybetmiştir.

Paylaş

Ortadoğu ve dünyanın en qadim halklarından olan Kürtlerin, resmi ideoloji tarafından yok sayılmasının faturası çok ağır olmuştur.

Cumhuriyetin asli unsuru, Ortadoğu Halkları’nın gerçek dostu, birçok medeniyetin beşiği olan Kürdistan’ın yeniden tarih sahnesine çıktığı bir süreci derinden yaşıyoruz.

Yüzyıldır yok sayılan bir Halk, bugün Ortadoğu’da yeni bir tarihin başat aktörü haline gelmiştir.

*Dört devletin en acımasız zulmüne maruz kalmış bir halk gerçekliğinden bahsediyoruz.

*Uluslararası tüm güçler tarafından “kaderiyle oynanmış” bir halk gerçekliğinden bahsediyoruz.

*Emperyalist sistemlerin sömürü ve talan alanına çevrilmiş Qadim bir coğrafyadan söz ediyoruz.

*Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından inkar edilmiş hümanist bir halktan bahsediyoruz.

**Değerlerimiz; Şeyh Saidlerin, Seyid Rızaların, Qazî Muhammedlerin, Melle Mustafa Barzanilerin, Mazlum Doğanların, Sakine Cansızların ,Arîn Mîrxanların “ONURLU DİRENİŞLERİNİ” kendisine rehber edinmiş bir halk gerçekliğinden bahsediyoruz.

Evet, bu halkın onurlu evlatları bugün de büyük bedeller ödeyerek yeni bir tarih yazmaktadırlar.

Kürt Halkını yok sayan, inkar eden tüm devlet paradigmaları iflas etmektedir.

Irak ve Suriye bunun en açık örnekleridir.

Irak’ta devletleşmeye doğru gidilmekte, Suriye’de ise Kantonlaşmayla beraber daha ileri statülerin elde edileceği yeni bir süreç yaşanmaktadır.

Kürt Halkı, Rojava’da tüm dünya siyasetini derinden etkileyen yeni bir “stratejik güç potansiyelini” açığa çıkarmıştır.

Bu potansiyel tüm mazlum halkların için kuşkusuz esin kaynağıdır..

ABD ve RUSYA’yı aynı potada bir araya getirip, onları “koalisyonel güç haline getiren”, Kürt Halkının kendisi değil midir ?

DAİŞ barbarlığına karşı direnebilen, çetelerle mücadele eden en önemli güç ise yine Kürt Halkı olmuştur.

Rojava’da Kürt Halkı’nın başarısı tüm insanlığın da onurunu kurtarmamış mıdır ?

Türkiye Halkları da dahil…

Rojava’da, “Ortadoğu ve dünya dengelerini” değiştiren Kürt Halkı, kuşkusuz tüm dünya halklarının sempatisini kazanmış, önemli bir Prestij elde etmiştir.

Rojava’daki gelişmeler ile Kuzey Kürdistan sahasındaki son yüzyıllık mücadelenin geldiği nokta birbirini tamamlamıştır.

Kobanê’de açığa çıkan zaferle beraber Rojava’daki Kürtlerin kazanımları başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, resmi ideolojonin tüm sistematiğini derinden etkilemiştir.

7 Haziran’da açığa çıkan ruhun KOBANÊ RUHU olduğunu kim inkar edebilir ?

AKP ve Cumhurbaşkanı Erdoğan politikalarının çöküşü, KOBANÊ ZAFERÎ’nin kendisi değil midir ?

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmi paradigmasını krize iten bu gelişmeler karşısında “Çözüm süreci” bitirilmiş, Kürt Sorunu yoktur noktasına gelinmiştir.

Kürt Halkı’nın statüsüzlüğü üzerinden kendini var eden bir rejim, “var olma, yok olma” krizlerini yaşamaktadır.

Kürt Halkını tanımayı değil, yok etmek üzerinden bildik alışkanlıklarına başvuran devlet, DAÎŞ’le, El Nusra’yla daha ciddi ittifak kurma politikalarına sarılmış, Kuzeyde de tüm Kürtleri sindirebilecek kirli yöntem ve yönelimlere başvurmuştur.

Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de, Sur’da ve daha birçok yerde en ahlaksız katliamların zeminini yaratmaya çalışmış, yüzlerce sivil Kürdü yakarak katletmiştir.

Dünya tarihinin en ahlaksız ve kuralsız savaş politikalarını Cizre’de uygulayan bir devlet meşru olabilir mi ?

Kobanî’de DAİŞ barbarlığının yaptığıyla, Cizre’de AKP Hükümetinin yaptıkları benzeş değil mi ?

İç ve dış politikasını “Kürt Halkı’nın STATÜSÜZLÜĞÜ” üzerine temellendirmiş bir devletin gemisi su almaya başlamıştır.

Geminin kabarasındaki Erdoğan ve Davutoğlu su alan geminin kendileriyle beraber batacağını hesaba katmıyorlarsa ,bunun kaçınılmaz olduğunu zamanla göreceklerdir.

Kürt Halkı’nın iradesine ve haklarına saygı duymayanların başında gelen Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP Hükümeti bu yanılgılı durumdan bir an önce vazgeçmezse hazin bir son yaşayacakları kesindir.

Bin yıllardır Kürdistan Coğrafyasını onuruyla koruyan bir halk, tarihin hiçbir döneminde işgalci ve istila eden olmamıştır.

Bin yıllardır Kürdistan Coğrafyasını kanıyla, mücadelesiyle koruyan bir halkın tek hedefi; “Onuru ve kimliğiyle” yaşamak olmuştur.

*Bunu tarih boyunca dört parçada engellediler.

*Kürt Halkını “statüsüz” bırakmak için uluslararası kirli birçok ittifakı gerçekleştirdiler.

Bu kirli ittifakları bugün de yapmaya çalışanlara; “DEVRAN DÖNDÜ” demezler mi ?

HDP’yi hedef seçerek, Sur’da katliamlara davetiye çıkararak, DAİŞ’le ittifak kurarak, tüm cenazelere işkence yaparak, binlerce insanı tutuklayarak bir sonuç alacağınızı düşünüyorsanız, “AKLINIZI EK PEYNİRLE YEMİŞSİNİZ” demektir..

Rojava Kürtleriyle değil de DAİŞ’le komşu olmayı tercih eden bir devlet VİCDANINI,RASYONELLİĞİNİ ve gücünü kaybetmiştir.

Ekonomide,dış politikada,turizmde,eğitimde,sağlıkta,bilimde ve yaşamın her alanında gerileyen bir devletin, sarıldığı tek enstrümantal güvenlikçi politikalar olmuştur.

Bu da felaketin habercisi olmaktadır.

***Ortadoğudaki tüm halkların ve devletlerin tek çıkış ve kurtuluş noktası ise KÜRTLERLE ittifaktan geçer.

***Bunu kavrayan, anlayan ve öngörenler kazanacaktır, anlamayanlar ise büyük kaybedecektir.

“”Umarız ve dileriz ki, herkes büyük kaybetmeyi değil, “BÜYÜK KAZANMAYI” seçer…””

Selam ve saygılarımızla…

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here