Anasayfa Köşe Yazıları   ÖĞLE ARASI SOYKIRIM -Kemal Sağlam

  ÖĞLE ARASI SOYKIRIM -Kemal Sağlam

Paylaş

                                                                   

Bundan bir hafta önceye kadar ,insanları barıştırmanın yolunu bulduğumu düşünüyordum. Arkadaş toplantılarında, konu açıldığında eğer diyordum tarih dersini yüz yıl yasaklarsak dünyaya barış gelir.Tabii bunları söylerken düşüncede çok ciddi olmama rağmen tepki çekmeme adına yumuşatarak ,gülümseyerek söylüyordum. Bu yumuşatma ve gülümseme durumumu yeni anladım.Bütün bunlar yüzleşmekten kaçtığım içinmiş yeni gördüm.

anma_fott0

Dedim ya bir hafta önce bir öğle arasında arkadaşlarla sigara içme töreni yapıyorduk.Bu sırada kadromuza bu sene dönem başında katılan bir arkadaş yanıma kadar gelip ”Hocam” dedi;”Sizinle bir şey konuşabilir miyim?”Tamam dedim ama kafamın içinden binlerce düşünce yuvarlanarak geçti.Az ileride etrafına tabureler konulmuş küçük bir masaya oturduk.”Sizi daha yeni tanıyorum konuşmalarınıza bakaraktan ,bunu sadece sizinle paylaşabileceğimi düşündüm.”Çantasında çıkardığı bir kitabın ortasına yerleştirilmiş ayraç gibi duran bir davetiye uzattı.”Bu Yüzleşme Atölyesi diye bir atölye var ,onların çalışmaları “dedi.”Yaptıkları çalışma soykırımın 100.yılıyla ilgili”. Bunları söylerken biraz bana doğru eğilip kulağıma fısıldar gibi konuşması ve çekinmesi beni bir an geçmişe götürdü.Bir kız arkadaşım vardı ,nereli olduğunu öğrenir öğrenmez sen alevi misin? Diye sormuştum.O da evet aleviyim ama sınıfta kimse bilmiyor demişti kulağıma fısıldayarak ve çekinerek.

Çalışma FransızKültür Derneğindeydi iki üç gün sürüyordu.Her gün olayın farklı boyutları işleniyordu.Davetiyeyi aldım ve benim için böyle düşünmesine çok sevindiğimi belirttim.Aklıma bir arkadaş geldi ,onun içinde alabilir miyim?dedim.O da bana bir davetiye daha  verdi.Sonra kalkıp gitti.O gittikten sonra elimdeki davetiyeleri gayri ihtiyari incelemeye başladım.Ben böyle uğraşırken hiç tanımadığım biri ,yer olmadığı için yanıma oturdu.Bende elimdeki davetiyeyi ona doğru uzatıp,bak böyle bir etkinlik var gelir misin ?dedim.Hemen aldı ve biraz baktıktan sonra ”akşam bizde evde babamla bu konuyu konuştuk.Onun anlattığına göre nerden kimden duydu bilmiyorum,bu soykırım zamanlarında bizim orda Ermenileri bir yardan aşağı atmışlar, çoğu ölmüş tabii ama sağ kalanlarda olmuş ,onlar için arada oraya ekmek atarlarmış,gelen olursa da taşlarlarmış” dedi.Ben bundan sonra daha neler dedi çok duymadım.Kafamın içinden bunları birilerine anlatmak düşüncesi geçiyordu.Fısıldar gibi ve çekinerek.

Biz Neden Başkalarını Sevemiyoruz

 

Gümüşün ustalarını bitirdik
Ahşap konakların oymalı dolapların
Üzümün camın kesme taşın ustalarını…
Akik kehribar yakut ve lal
İşleyip incecik dünyayı parmaklarıyla
Hantal düzlüğümüze köpük köpük
Pencereler açan ustalarını
Işığın, sevginin ve iyiliğin
Bitirdik bir bir hünerleriyle boğarak…

yetimhane Uçurumların türküsünde şimdi sıra

Dorukların karında, çimenlerin sütünde…

Fırat’ı yasaklayıp Dicle’yi susturarak

Tütün peynir yün ve pirinci
Gömerek ağır toplarla toprağa;
Kıl cecim savatlı düş rüzgârlı poşu
Bin yıldır kendi yurdunda konuk
Bin yıldır göçer iki zulüm arasında
Akıl almaz bir yaşama ustası
Koca bir halkta şimdi sıra…

Narcissusun aynasında yalnız kendi suretimiz
Biz neden başkalarını sevemiyoruz…

Şükrü Erbaş

 

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here