Anasayfa Demokratik Emek Meclisi “OHAL Dönemi KHK Uygulamaları ve Eğitim-Sen”

“OHAL Dönemi KHK Uygulamaları ve Eğitim-Sen”

Paylaş

Demokratik Emek Meclisi, yaptığı yazılı açıklamayla Eğitim Sen MYK’sına “makas değişikliği” uyarısında bulundu. Bir süre önce Bylock kullanıcısı oldukları iddiasıyla cezalandırılan bazı Eğitim Sen üyelerine sendika tarafından hukuk desteği verilmeyeceği yönündeki MYK Kararı sendikal kamu oyunda tepkiyle karşılanmıştı. DEM, yaptığı yazılı açıklamayla bu kararı Eğitim Sen’in ilkelerinden sapma olarak değerlendirdi ve Eğitim Sen MYK’sındaki bu “makas değişikliğinin” sonuçları konusunda uyarıda bulundu. Bylock kullanıcısı olduğu iddiasıyla tutuklanan Eğitim Sen üyesi, geçtiğimiz günlerde beraat etmişti.

Demokratik Emek Meclisi’nin açıklamasının tam metni şu şekilde:

Eğitim Sen, çeşitli gerekçelerle soruşturmaya uğrayan, açığa alınan veya KHK ile ihraç edilen üyeleriyle ilgili nasıl tutum alacağı tartışmasız belli olan bir örgüttür. Haklar ve özgürlükler konusunda bilinci ve tutumu nettir. KESK ve Eğitim Sen’in, 15 Temmuz’dan bu yana OHAL ve KHK’lar eliyle sürdürülen hukuksuzluklar karşısında“kime yapıldığına bakılmaksızın” aldığı ikirciksiz tutum, tarihimizden devraldığımız mirasın gereği ve doğru olandır. Olağanüstü dönemlerin kararlarını olağanlaştırıp meşrulaştırmak en büyük adaletsizliğin yanında yer alma demektir. Unutmamak gerekir ki KHK yaptırımları, hukuksuzluğun icrasıdır. Siyasi iktidar,15 Temmuz sonrası dönemde rejimi yeniden inşa ederken, “hizaya gelmeyenleri” hayali kokteyl örgütlerle ilişkilendirmeye çalışmakta ve amacına böyle ulaşmak istemektedir.

Saray ve Erdoğan şahsında cisimleşen yeni dönemin ittifak bloğu, 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişiminin rüzgârı ve Yenikapı ruhu ile sağlamlaştırdığı milli mutabakatla yeni rejimin inşasında önemli ölçüde yol aldı. İlan edilen OHAL’le birlikte demokrasi tümden askıya alınırken, yeni dönemin sopası olarak kullanılan KHK’lar eliyle de hukuksuzlukta sınır tanımayan uygulamalar ardı ardına geldi.

Bu süreçte, “darbeyle mücadele” adı altında sürdürülen cadı avında binlerce insanın sorgusuz sualsiz FETÖ torbasına konularak işten atılmasına, seçilmiş başkanların görevden alınarak HDP’li belediyelere kayyum atanmasına, Kürt milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılarak, eş genel başkanların ve milletvekillerinin tutuklanmasına, ruhunu Yenikapı’ya teslim etmeyen emek, barış, demokrasi güçleri dışında ses çıkaran olmadı.

Referandumda ortaya çıkan sonuçlar ve sonrasındaki gelişmeler üzerine biraz da zorunlu olarak gelinen “Hak, Hukuk, Adalet” çizgisi elbette önemliydi. Bu çıkış toplumun tüm kesimlerinde bir heyecan yarattı ve destek gördü. Ancak siyasi iktidarın bilinçli olarak sürdürdüğü “Kimin için adalet” sorusuyla manipüle etmeye çalıştığı sürecin karşısına “Herkes İçin Adalet” karalılığıyla dikilemediği için maalesef geri çekilerek sönümlendi.

Saray, milliyetçi kesimleri kendi etrafında toplamayı esas alan, Amerikan karşıtı söylemle ulusalcılara da göz kırpan, kavga ettiği “cemaati” Amerikan iş birlikçisi, kendini “yerli ve milli” olarak ayrıştıran, Kemalizm’le sorunu olmadığı mesajları veren, sıkışmışlığının çıkışını burada gören bir çizgiyi hayata geçirirken; sözünü ve eylemini sürekli olarak muktedir olanın kodlamaları üzerinden balans ayarına çeken, müesses nizamın bekası uğruna gerektiğinde evrensel olanı, milli olana kurban etmekten çekinmeyen bir muhalefet çizgisi sürekli savrulup duruyor ve bir odak oluşturamıyor.

OHAL sonrasında yüz binden fazla insanın işine son verildi. Bylock kullanıcı oldukları iddiasıyla çeşitli düzeylerde yaptırımlara çarptırılan onlarca Eğitim Sen üyesi olduğu, bunlardan bir kısmının tutuklandığı veya işlerinden çıkarıldıkları bilinmektedir. Bizim için bu insanların ortak yanı, onların Eğitim Sen üyesi kamu emekçisi olmaları ve siyasal iktidarın hukuksuz uygulamalarının hedefi haline getirilmeleridir. İlkesel olarak durulması gereken nokta ise, böylesi bir mağduriyet yaratan iktidara itiraz etmek, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde herkes için adalet talep etmek olmalıdır.

Eğitim Sen Genel Hukuk Sekreterinin evine yapılan polis baskını karşısında sendika genel merkezimizin“…Eğitim Sen olarak, muhalif tüm kesimlere yönelen keyfi ve hukuku yok sayan “yönetim aklına” karşı hukuku ve demokrasiyi inatla savunacağımız bilinmelidir. Başta yöneticimiz Ebru Yiğit olmak üzere tüm üye ve yöneticilerimiz üzerindeki baskı son bulana kadar mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz.” açıklaması yaparak bugün takındığı tutum, sadece belli kişiler için ortaya konan değil, amasız, fakatsız bütün üyeler için de geçerli olması beklenen ilkesel tutum olmalıdır. Çünkü eğer iktidarın insanlara yapıştırdığı etiketleri geçerli bir yafta olarak kabul eder, tutumumuzu buna göre belirlersek, devrimci muhalifler olarak bizim suç ve cezalar karşısındaki duruşumuzun bir anlamı kalmaz. Hak, hukuk, suç ve ceza kavramlarının tamamı için devletin dayattığı paradigmayı alt-üst edemez, bu alt üst edişle birlikte iktidarın topluma biçtiği çerçevenin dışına çıkamaz isek burjuva adaletinin sınırları içinde kıvranıp durmak zorunda kalırız. Çünkü unutmamak gerekir ki siyasal iktidar her dönemde kendine muhalif olanları belli etiketlerle kategorize ederek onları toplum nezdinde itibarsızlaştırmayıhedeflemiştir. Mücadele örgütlerimizin, iktidarın bu etiketlemelerini meşrulaştıracak zemine kaydırılması asla kabul edilir bir durum değildir.

Siyasal iktidarın yargısız infazına maruz kalarak Bylock kullanıcısı oldukları iddiasıylakimi açığa alınan, kimi ihraç edilen, kimi tutuklanan sözünü ettiğimiz onlarca Eğitim Sen üyesine karşı Eğitim Sen MYK’sı tarafından hukuk yardımı yapılmaması kararı alınması,örgütlü varlığımızı, ortak hukukumuzu, Eğitim Sen örgütlülüğünün tarihsel mücadele hattını zedeleyen bir karardır. Söz konusu karar, bu yönleri nedeniyle şahsi/hukuki değil, tamamen politik bir sorundur.Nitekim arkadaşlarımız “pardon” denilerek önce tahliye edilmiş, ardından haklarındaki suçlamalardan beraat etmişlerdir.Eğitim Sen MYK’sının aldığı bu karar, mücadele tarihimizden devraldığımız ve 15 Temmuz’dan bu yana, tüm OHAL uygulamalarına rağmen kararlılıkla sürdürdüğümüz mücadele hattına ve pratiğine aykırı bir karar olması nedeniyle de muhatapları tarafından açıklanmaya muhtaçtır.

Demokratik Emek Meclisi olarak konunun kişisel bir yanlışlık olduğunu veyabunun basit bir MYK hatasından kaynaklandığınıdüşünmüyoruz. Bu, Eğitim Sen’in tarihsel mücadele ilkelerinden sapmayı ifade eden politik bir savrulma, sendikanın mücadele ilkelerindensapan bir “makas değişikliği” anlamına gelmektedir. Kaygımız, politik olarak düşülen bu yanlışın örgütümüzü farklı saflarda durmaya zorlamasından kaynaklanmaktadır.Eğitim emekçilerinin mücadelesi ve tarihi,MYK’da hâkim olan mevcut anlayışın bu konuyla ilgili durduğu yerin yanlış olduğunu defalarca hatırlatacağı örneklerle doludur.Konunun muhataplarının sendikal kamuoyuna, Eğitim Sen’deki bu sapmanın açıklamasını yapmak zorunluluğu olduğunu bir kez daha hatırlatmak isteriz. Bu zorunluluk,sürdürdüğümüz devrimci mücadelenin ve bu mücadelede vaz geçilmez bir değer olarak gördüğümüz yoldaşlık ilişkilerinin hepimize yüklediği sorumluluktan kaynaklanmaktadır.

Darbelerden yana zengin olan yakın tarihimiz kimin nerede durduğunun, kimlerin nereye savrulduğunun örnekleriyle doludur. Cumhuriyet tarihinin ilk darbesi olan 27 Mayıs’ı destekleyenlerin yanına düşmemek, yine bazı  “sol” çevrelerin 12 Mart muhtırası karşısındaki ikircikli tutumuna benzer bir sicile sahip olmamak, ya da 28 Şubat darbe girişimine bir bildiriyle açıktan destek veren bazı sendikaların tarihsel yanılgısına ortak olmamak veya zihinlerde bu şekillerde hatırlanmamak için Eğitim Sen MYK’sının içine düştüğü bu yanlıştan mutlaka dönmesi gerektiğini tarihe not düşüyoruz.

Örgütümüzün ilke, gelenek ve eğilimlerine göre hareket etmek, sendikal bürokrasiyle aramıza mesafe koymak, fiili ve meşru mücadele pratiklerine sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur

DEMOKRATİK EMEK MECLİSİ

                                                                                                                            

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here