Anasayfa Haftanın Yazısı Oya Baydar yazdı: Yakamızdan düşün artık, oraya Che rozeti takacağız!

Oya Baydar yazdı: Yakamızdan düşün artık, oraya Che rozeti takacağız!

Paylaş

Rozet takmışlığım yoktur; ne Atatürk rozeti, ne Lenin rozeti, ne de başka bir idol. Sol yumruğumu kaldırıp slogan attığımı da hatırlamıyorum ömrüm boyunca ama sol yumruğun içerdiği bütün değerleri, bütün umutları yüreğimle, beynimle, yaşamımla sessizce haykırdım.

Bu bir yapı ve yetişme meselesi; çocukluğumdan beri duyguları, heyecanları, korkuları abartılı şekilde, şov yaparak dışlamanın yakışıksız olduğu, en derin duyguları, sevinçleri kederleri insanın kendi içinde yaşaması gerektiği öğretilmişti. Ama ben böyleyim, tezahürat özürlüyüm diye rozet takanları, değerlerini, inançlarını heyecanlarıyla, jestleriyle, sesleriyle yüksek perdeden dile getirenleri küçümsemedim, zaman zaman bende bir eksiklik var diye düşünüp onlara saygı duydum. Çünkü sol yumruk da rabia işareti de, al bayrak da kırmızı-sarı-yeşil flama da, Enternasyonal de İstiklal marşı da, ezan da çan da, hilal de salip de birer simgeden ibarettir: İnsanların aidiyetlerinin, inançlarının, benimsedikleri değerlerin simgeleri. Ve insanların o değerleri savunmak kadar yansıtmaya da ihtiyaçları vardır. Tek bir koşulla: Kendi değerlerini, inançlarını, aidiyet ve kimliklerini ötekilerin inançları, değerleri, aidiyetlerine karşı nefret objesi ve savaş silahı olarak kullanmamak, farklı değerlere ve onların taşıyıcılarına saygı duymak koşuluyla…

Meclis’i ve Türkiye’yi ele geçirmiş zihniyet

Sanki karşımızda bütün bunları anlayacak birileri varmış gibi, ben de nelerden söz ediyorum! O Kahraman zâtın Türk gençlerine öğüt verirken Che Guevara için kullandığı “katil kişilik”, “eşkıya” sözleri densizlikten, saygısızlıktan ibaret olsaydı, bu yazıya değmezdi. Ama bu sözler Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı’na ait ve çok daha önemlisi iktidarın ve Meclis çoğunluğunun zihniyetinin bire bir yansıması.

Küba büyükelçisi; bir Meclis Başkanı’nın, yüksek düzeyde bir siyasetçinin, bir iktidar mensubunun ne uluslararası ilişkiler adabına, ne hakikate, ne siyasal terbiyeye sığmayan sözleri karşısında, şaşkınlık içinde “Che Guevara sadece Küba’nın değil Latin Amerika’nın siyasî ve tarihî mirasının parçasıdır” diyor, “Che Atatürk’ü okurdu” diye ekliyor. Büyük Elçi farkında değil, Atatürk’ü okuması daha vahim ya! Çünkü Che’yi katil, eşkıya ilan eden zihniyet için Atatürk deccal, onun fikirleri de küfürdür. Evveliyatını bir yana bırakalım Sayın Kahraman’ın bir süre önce laikliği reddedişini hatırlamak yeter.

Karşımızda bir siyasal parti, bir siyasal kadro yok; 21. yüzyıl Türkiyesini yüzlerce yıl öncesinin Arap İslamı, modern versiyonu İhvancılık, sos olarak da Osmanlıcılık modeliyle dizayn etmeye, biçimlendirmeye çalışan bir zihniyet var. Bu zihniyet sadece AKP’den ibaret de değil, geniş muhafazakâr çevrelerden de onay alıyor ve destekleniyor. Bu noktaya nasıl gelindiği, bunda Cumhuriyetçi laik kesimin, bizlerin de payı olup olmadığı ayrı ve gerekli bir tartışma konusu ama somut durum bu.

Komünizmle Mücadele Dernekleri geçmişinde buluşanlar

Bu zihniyetin yakın tarihteki kaynaklarından biri, Kahraman’la Fethullah Gülen’i buluşturan Komünizmle Mücadele Dernekleri’dir. FETÖ’süyle AKP’siyle, giderek iktidarla bütünleşen Türkçü milliyetçi faşist oluşumlarla, “Türkiye siyasî İslamı”nın taşıyıcı kadrolarının büyük çoğunluğu o tezgâhtan geçmiştir ve Che’de ifadesini bulan değerlerin, temsil ettiği devrimci kültürün tümü bu kadrolar için “mekruh”tur, tehlikelidir, katli vaciptir.

Sorun Che’nin simgelediği değerlere hakaretten ibaret değildir. Söz konusu zihniyetin farklı alanlardaki farklı yansımaları her an, her gün, gündelik yaşamda ve siyasette karşımıza çıkmaktadır. “Milletin a..na koymak”la övünen iktidarın gözbebeği yaratıkta en aşağılık ifadesini bulurken, o yaratığın yapmaya çalıştığı doğa katliamına “Engel olanların kafalarını koparacağız” diyen vali, ya da Güneydoğu’daki devlet şiddetine karşı çıkanları “Oluk oluk kan akıtacağız, kanlarınızda duş yapacağız” diye tehdit eden (ve de cezasız kalan) iktidar destekli mafyacı, idam idam diye haykıran kalabalıkları kızıştıran politikacı, çocuk istismarını aklamaya, olmadı saklamaya çalışan yetkili, bir baba dokuz yaşındaki kızına şehevî hisler duyarsa, karısıyla nikahı bozulur mu, sorusuna cevap verebilen Diyanet, el konulan askerî hastaneye -ne alakası varsa- Abdülhamit hastanesi adını veren budalalık, milyonlarca Alevî yurttaşın hassasiyetlerini hiçe sayarak uyarı ve ricalara rağmen köprüye Yavuz Sultan Selim köprüsü adını vermekte direten kin, Kürtçe konuştu diye insanları linç etmeye kalkışan vahşet, sadece Atatürk heykellerine değil gördükleri her heykele, her sanat eserine saldıran ilkel yaratıklar, devlet tiyatrolarında evrensel klasiklere bile tahammül edemeyip sadece yerli ve millî repertuvar diyerek dünya klasiklerine, insanlığın mirası edebiyat ürünlerine ambargo koyanlar, müzik diye Mehter’i anlayanlar, kadın gördüklerinde tahrik oldukları, biryerlerine hakim olamadıkları için kadına tecavüzü meşrulaştıran, kadını erkeğin malı olarak görenler, eşcinselleri, LBGT bireylerini katletmekte beis görmeyen ve katilleri alkışlayanlar… Hepsi aynı zihniyet dünyasına ait binlerce örnek verebiliriz, ki bu zihniyetin en uç noktası IŞİD, en sinsisi (ve asrileştirilmişi) FETÖ, siyasal iktidarı ele geçirmişi AKP’dir.

Che tişörtlerinin, Che rozetlerinin tam zamanı

Che Guevara’nın temsil ettiği değerler, onun kişiliğini aşmış, o kişilikten bağımsızlaşmış olarak çoktan evrenselleşmiştir. Simgeleşmek böyle bir şeydir zaten. O değerlere Kahramangiller’in saygı göstermesini beklemek abesle uğraşmaktır. Kitaplarında yoktur ve de anlamazlar. Siyasî iktidarlar, uzun da sürse, güç de olsa demokratik ortamda siyasî mücadele ile değiştirilebilir. Ama toplumun hücrelerine zerk edilmiş, yaygınlaştırılmış karanlık bir zihniyete karşı mücadele hem daha güçtür hem de farklı karşı duruş biçimleri gerektirir.

Belki küçümseyeceksiniz, çocukça bulacaksınız ama basit bir pasif direniş öneriyorum: Genç, yaşlı, kadın, erkek, çoluk çocuk, milyonlarca insanın yakalarına Che rozeti takmasını, Che’li tişörtler giymesini, arabalarının arkasına Che posteri yapıştırmalarını…

Bir zamanlar Havana’dan aldığım ama en başta anlattığım gibi kimliğimi duygularımı dışa vurmaktan hoşlanmadığım, hem de yaşıma başıma yakıştıramadığım için giymediğim Che’li tişörtümü dolaptan hemen çıkartıyorum, bir de rozet bulup yakama takacağım. Bu zihniyetin taşıyıcılarını yakamızdan düşürmekte minicik bir adım olsun diye…

(www.t24.com.tr)

Paylaş

1 Yorum

  1. Söylenecek her şey söylenmiş.
    Bu nokataya nasıl ve kimlerin marifetiyle geldiğimiz ciddi bir araştırma konusu olması gerekir, elbet en baştan beri kimse kayırılmadan.
    Tabular buna izin verir mi acep?

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here