Anasayfa Köşe Yazıları Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk suratı

Oyuncağı elinden alınmış bir çocuk suratı

Paylaş

D_061113-060202-1383753722.45

Geçtiğimiz pazartesi günü medyaya yansıyan bir görüntü çok insanı güldürdü. Yer Cumhurbaşkanı Sarayı, olay Ankara’da cereyan ediyor. Dev bir masanın başında Cumhurbaşkanı Erdoğan oturuyor, hemen yanıbaşında ise elinden oyuncağı alınmış bir çocuk suratı ile Başbakan Davutoğlu ve diğer bakanlar sıralanıyor. Cumhurbaşkanı, aylardır süren tartışmaların sonunda, ‘gerekli gördüğü için’ Bakanlar Kurulu’nu topladı. Peki Anayasa’da yazan ‘gerekli görme hali’ neden kaynaklandı? Mesela memlekette çok vahim bir gelişme yaşandı da, Cumhurbaşkanı müdahale etme ihtiyacı mı duydu? Ya da Türkiye’yi savaşa sokacak bir gelişme mi yaşanıyor? Yoksa büyük bir doğal felaketle karşı karşıya mı kalındı? Nedir bu gereklilik?

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Başbakan’ı ve hükümeti, toplumda kutuplaşma yaratma, gerginliği büyütme, ona buna bağırıp çağırma ve hakaret etme, gündem değiştirmek için lüzumsuz konuları ortaya atma konularında yetersiz buluyor. İşte gereklilik bu.

2015 seçimleri yaklaşıyor ve eğer AKP Anayasa’yı tek başına değiştirecek milletvekili sayısına ulaşamazsa, Erdoğan’ın başkanlık sistemi beklentisi de, hevesi de boşa çıkacak. Telaş da tedirginlik de bundan kaynaklanıyor. Cumhurbaşkanı, ‘kendi işimi kendim yaparım’ havasına girme ihtiyacını bundan duyuyor. Peki AKP’nin tek başına Anayasa’yı yeniden yapmasını, başkanlık sistemini anayasal bir düzen haline getirmesini engellemenin yolu nedir? Bu soruya birbiriyle bağlantılı olan iki açıdan cevap verilebilir. Birincisi matematik, ikincisi politik. Birincisine bakalım. CHP’nin, şu anda iyimser tahminlere göre yüzde 23-25 aralığında değerlendirilen oy oranının üstüne 10-15 puan birden eklemesi mümkün mü? Değil. ‘Sıfır ihtimal’ lafı bile hafif kalır. Hatta CHP, bu oy oranını bile korumakta zorluk çekebilir. Peki MHP’nin büyük bir oy patlaması yaşayacağına dair bir gösterge var mı? O da yok. Demek ki, CHP ve MHP, başkanlık sistemine dayalı bir anayasayı yapacak çoğunluğu engelleme gücüne ve imkanına sahip değiller. Bunu sağlayacak tek siyasal parti HDP’dir. Matematiksel olarak bakıldığında, HDP’nin bağımsız adaylarla gireceği bir seçimde Meclis’teki sayısal gücü, AKP’nin padişahlık anayasası yapmasına engel olamayacaktır. Peki barajı geçerek 30-35 civarındaki milletvekili sayısını 60-70 civarına taşıyacak olan HDP, yeni koltukları kimden alacak? Tabii ki AKP’den. O nedenle seçime parti olarak girerek milletvekilliklerini AKP’den azaltma hedefi, Erdoğan padişahlığına cepheden saldırıdır. HDP’nin ‘Yeni Yaşam’ çağrısı ve mücadelesi, sadece Türkiye’nin bir coğrafyasından milletvekili çıkarma hedefini reddediyor. HDP projesini kavrayan herkes, HDP’nin sadece bir coğrafyada değil, tüm Türkiye’de seçime girerek HDP’nin sözünün Türkiye’nin her köşesine ulaştırılmasını arzuluyor. Biliyoruz ki, 2015 seçimlerinde belirlenecek Meclis, Erdoğan’ın padişahlık anayasasını yapıp yapamayacağının da belirleneceği Meclis olacak. HDP seçime parti olarak girip, AKP’nin hak etmemiş olduğu, yüzde 10 barajı nedeniyle gasp ettiği vekillikleri geri alamazsa, Erdoğan’ın padişahlık anayasasını önlenemez. Seçime parti olarak girmek bir riskse, HDP tarih önünde halklarımızın ve ülkenin geleceği için bu riski alacak özgüvene de, kararlılığa da sahiptir. HDP, seçime parti olarak girme yükünü kadrolarıyla, tüm örgütüyle, dostlarıyla omuzlayacaktır. HDP kolaya kaçmadan, demokrasi, özgürlük, adalet ve eşitlik mücadelesindeki görevlerini üstlenme ve sürdürme kararlılığındadır.

HDP’nin parti olarak seçime girmesini AKP’yle kurulan bir oyun gibi algılayan ve iddia edenlere önereceğimiz tek şey, oylarını HDP’ye vererek, varsa bir oyun, bunu bozmalarıdır.

Matematik ortada: AKP’yi demokratik yoldan geriletmenin, demokratik, özgürlükçü, sosyal ve eşitlikçi bir anayasa ve düzen inşa etmenin tek yolu bu konjonktürde HDP’dir, CHP veya MHP değil.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here