Özgür Efe :1 Mayıs’da Taksim ”takıntısı” devletin takıntısıdır.

Paylaş

Türkiye 1 Mayıs arifesine girdi.1 Mayıs’ların  gündemi tarihsel olarak Türkiye  siyasi tarihinden hiç bir zaman kopuk olmamıştır.

Türkiye emekçileri ve onların örgütleri, 1977 1 Mayıs katliamından 38 yıl sonra 10 Ekim’de yeniden Ankara’da katliama maruz kalıyorsa, değişen çok şey içinde,emeğe, sınıfa, barışa, demokrasiye saldırıların hiç değişmediği gerçeğidir.

2016 1 Mayıs’ na giderken güney doğuda  derinleşen iç savaş, ölüm haberleri, yıkılan, yakılan evler. Binlerce insanın evlerini terk ettiği en ağır vahşet günleri yaşanmaktadır.

Sınıfın karşısında sermayenin, şirketlerin ve devletin “iktidar kin”ini bütünlüklü hissedebiliyorsak, o oranda emekten yana mücadelenin ne kadar değerli olduğunu bilince çıkarabiliriz.Sendikal hareketin her geçen gün etkisizleştiği bir dönemden geçmekteyiz. Mevcut sendikal yapılar, emekçilerin örgütü olmaktan neredeyse çıkmış ya da etkisizleştirilmiş durumdadır. Yirmi milyondan fazla insanımız üretim sürecinin içinde olmasına karşın, sendikalara üye işçi sayısı yaklaşık  %10 dur. Çalışma yaşamında şirketlerin lehine yapılan düzenlemeler, Örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerle birleşince, hak almak bir yana, var olan haklar da geriye gitmektedir.

Şu anda emek örgütlerin ruh hali 1 Mayıs’ı özüne uygun örgütleyebilmek ten çok uzak gözükmektedir. Taksim Tartışmasına sıkışmış  gündemi aşamayan emek hareketi içinden geçmekte olduğumuz süreçte bocalamaktadır.

Bu durum sadece  sendikal hareketi eleştirerek aşılabilecek bir durum değildir. Emekten yana siyaset sorumluluğunu sendikaların üzerine atarak geriye çekilemez ,yada dışarıdan eleştiri yaparak durumu kurtaramaz..

Türkiye 1 Mayısı tartışmasız Taksim’le özdeşmiştir. Bu konuda devlet Taksimi yasaklasa da serbest bırakmasa da  açık ve nettir. Tartışılması gereken konu bazı çevrelerin ‘’Taksim’’ takıntısı diye başladıkları cümlenin yada cümlelerin devamıdır. Ortada bir takıntı varsa devletin takıntısıdır.Devletin ‘’yasak takıntısının’’emekçilere  dolaylı, bilerek yada bilmeyerek yıkılmasına itiraz etmek gerekiyor. Taksim kavgası sınıfın demokrasi kavgasıdır.

Demokrasi mücadeleleri hep tek düze gitmez bununda bilincinde olarak 2016 1 Mayısı’nı karşılamalıyız.

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki ,1 mayıs’ın nasıl ve nerde kutlanacağına CHP il örgütünün açıklamaları yön veriyorsa DİSK ve KESK oturup düşünmelidir.Elbette  CHP bir görüş açıklayabilir bunda sorun yoktur.Sorun KESK ‘in suskunluğudur.DİSK  başkanlar kuruluna havale etmiş, belliki geçmiş yıllarda olduğu gibi Taksim konusunda net değil iç tartışma var. Yıllardır birlikte eylemler yapan örgütler neden 1 Mayıs konusunda kamuoyunu birlikte bilgilendirmezler. Hangi baskılanma altındalar!

Rahat olmalılar  memleketin siyasi fotoğrafı oldukça bulanık .1 Mayıs ortalığı dahada bulandıran bir gün olmaktan çıkacak şekilde değerlendirilmelidir. AKP’ nin gergin siyasetine kurban edilmemelidir. Bu ülkenin barışa ihtiyacı her zamankinden daha fazladır. Barışı Türkiye’nin batısında emekçilerin güçlü bir şekilde dile getirme fırsatı 1 Mayıs’tır.Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek emek örgütlerinin sorumluluğundadır.Bu anlamda AKP nin işine yarayan gerilim siyasetine alet olmadan, Emekçilerin birikmiş sorunlarını alanlarda en geniş kitlelerle birlikte haykırma zamanını perdelemeye izin verilmemelidir. Cizre’de,sur’da,Nusaybin’de,Yüksekova’da devam eden katliamlara karşı barışı haykırmak  siyasi iktidara emekçilerin en büyük tokat olacaktır.

 

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here