Anasayfa Haber ÖZGÜR ÜLKE’NİN BOMBALANMASI 21. YILINDA “Özgür Ülke’nin Yazdığı Köyler Boş, şimdi Şehirler...

ÖZGÜR ÜLKE’NİN BOMBALANMASI 21. YILINDA “Özgür Ülke’nin Yazdığı Köyler Boş, şimdi Şehirler Boşaltılıyor”

Paylaş
Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki teknik binası, Cağaloğlu’ndaki merkez bürosu ve Ankara bürosu 3 Aralık 1994’te bombalı saldırıya uğradı. Kadırga bürosundaki ulaştırma görevlisi 32 yaşındaki Ersin Yıldız öldürüldü, 23 çalışan yaralandı.

Saldırıların 21. yılında gazeteciler yine Kadırga’daydı.  “Özgür Basın Susturulamaz” pankartının açıldığı eylemde  “Özgür basın susturulamaz”, “Ersin yoldaş ölümsüzdür” sloganları ile Ersin Yıldız’ı ve yaralanan basın çalışanlarını andı.

Özgür Gündem Gazetesi çalışanı gazetecilerin düzenlediği eyleme HDP Milletvekili Pervin Buldan, HDP eski vekili Sezai Temelli, HDP İstanbul Eş Genel Başkanları Ayşe Erdem ve Cesim Soylu da eyleme destek verdi.

Gazeteciler, Özgür Ülke’nin saldırı sonrası çıkan sayısı ile Özgür Gündem gazetesinin sayılarını, Ersin Yıldız ve Diyarbakır’da öldürülen Azadiya Welat Gazetesi’nin dağıtımcısı Kadri Bağdu ile Musa Anter’in fotoğraflarıyla karanfiller taşıdılar.

Buldan: Türkiye’de basın hiçbir zaman özgür olmadı

 

Özgür Gündem Gazetesi’nden Zana Kaya, “Özgür Ülke, yaşanan kirli işleri deşifre ediyordu, hedef haline getirilmesinde yayın çizgisi etkiliydi” dedi.

Özgür basına dönük bugün de benzer baskıların olduğunu söyleyen Kaya, “Bugünkü baskı ve saldırıları özgür basın mücadelesinin mirasıyla aşacağız” diye konuştu.

Pervin Buldan, Ersin Yıldız şahsında öldürülen gazetecileri andığı konuşmasında 1990-1995 yıllarında muhalif insanların ve kurumların faili meçhuller ve bombalarlar susturulmaya çalışıldığını söyledi. Onların ardından gelenlerin mücadeleyi devam ettirdiğini anlattı.

“Türkiye’de basın hiçbir zaman özgür olmadı. Bugün de özgür değil. Can Dündar ve Erdem Gül’e yaptıkları gibi katletmiyorlarsa cezaevine göndererek özgür basını susturmak istiyorlar. AKP iktidarı sonrasında da basın mensupları öldürüldü, öldürülmeyenler korkutulmaya çalışılıyor. Her şeye rağmen özgür basın olmaya çalışanlar var.”

“21 yıl önce burada patlayan bombanın failleir bulunsaydı Suruç’ta, Ankara’da bombalar patlamayacaktı. Tüm faili meçhuller, yargısız infazlar açığa çıkmalı, Özgür Ülke’yi bombalayanlar yargılanmalı.”

“Saldırıların hedefiydi”

Özgür Gündem adına editör Günay Aksoy’un okuduğu açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

“21 yıl önce dönemin başbakanı Tansu Çiller’in emri ile hakikatleri her koşul altında yazmayı kendine ilke edinmiş gazetemiz Özgür Ülke bombalandı. ‘Gerçekler karanlıkta kalmayacak’ sloganı ile yayın hayatına başlayan Özgür Basın geleneği, zaten kısa sürede saldırıların hedefi haline gelmişti.

“Bir iktidar klasiği olan mağduru suçlayan iktidar geleneği, ölmeyip geri kalan 23 çalışanı da hastane yerine karakola götürdü. İktidarın bu geleneği devam ediyor.”

“Yargılanmadılar”

“MGK kararı doğrultusunda talimatı kaleme alan dönemin Başbakanı’nın yazılı emrini, yine Özgür Ülke gazetesi aradan 10 gün geçmeden deşifre etti. Olaya ilişkin dönemin İstanbul Emniyet Müdürü, dönemin Emniyet Genel Müdürü’ne seslenerek, ‘Adamlarını bölgemden çek’ dedi. Basın bunu da yazdı.”

“Devletin suçlarına karşı cezasızlık politikasını sürdüren iktidarlar bu suçu da yargılamadılar. Daha doğrusu yargılama yapmış gibi yapıp rafa kaldırdılar. Tüm bunları yapmayacağını beyan ederek iktidara gelen AKP iktidarı, ‘artık sizi asit kuyularına atmıyoruz, içeri atıyoruz’ diyebiliyordu.”

“Köyler boş, şehirler boşaltılıyor”

“Özgür Ülke’nin yazmış olduğu köy boşaltmaları yerine, köyler zaten boş olduğu için artık bugün şehirler boşaltılıyor. Yine Özgür Basın’ın yazdığı gibi köy, mezra bombalamaları yerine şehirler kuşatılarak bombalanıyor. Her gün sivil ölümleri olağan hale geliyor. Ve çağa uygun olarak bunlar canlı canlı izleniyor.

“Can Dündar ve Erdem Gül’ün nasıl tutuklandığını belirtmemize gerek yok, bunu zaten herkes biliyor. Ortaklık bozularak yayın organlarına nasıl el konulduğunu da herkes biliyor. Elbette bu konuda cılız da olsa verilen özeleştirileri de kayda değer buluyoruz.

“Şahit olduklarımız”

“Basından sorumlu başbakan yardımcısının televizyona çıkarak gazetemizi nasıl hedef gösterdiğine, bunu emir telaki edip sadece gazetemizin 21 yazar, konuk yazar ve müdürlerine 60’ın üzerinde soruşturma açılmasına, yargıya talimat verircesine gazetemizin kapatılacağını açıkça yazan yandaş medyaya şahit olduk. Başbakanlığı bağlı Anadolu Ajans’ı da talimatı ‘doğru’ anlayarak abonelik sözleşmemizi sonlandırdı.

“Yangın yerine dönen bölgede olayları takip eden muhabirlerin kafasına kameralar karşısında silah çekildiğine de şahit olduk. Bütün bunlar olurken Suruç’tan Ankara’ya dek nelerin olup bittiğini de hepimiz biliyoruz. Takip ettik, yazdık, uyardık.

“Bizler bu geleneği bedel ödeyerek yarattık. Ötesi yok. Hakikatin üstü örtülemez. Gerçekler karanlıkta kalmayacak. Halkların ve hakikatin sesi olmaya devam edeceğiz.”

Gazeteciler, açıklamanın ardından bombalanan binanın önüne karanfiller bıraktı. (BK)

Ne olmuştu?

Tam 20 yıl önce bugün, 3 Aralık 1994’te Özgür Ülke gazetesinin İstanbul Kadırga’daki teknik binası, Cağaloğlu’ndaki merkez bürosu ve Ankara bürosu bombalı saldırıya uğradı.

Kadırga bürosundaki ulaştırma görevlisi 32 yaşındaki Ersin Yıldız öldürüldü, 23 çalışan yaralandı.

Gazete sonraki sayılarını bir süre, kendisiyle dayanışma halinde olan gazeteciler sayesinde çıkarabildi, sosyalist gazeteler Özgür Ülke çalışanlarına bürolarını açtı, birçok gazeteci dayanışmaya gitti. Gazete 4 Aralık 1993’te dört sayfa çıktı, manşeti de “Bu ateş sizi de yakar” oldu.

Bombalanmanın üzerinden 15 gün geçmeden Özgür Ülke gazetesi, dönemin Başbakanı Tansu Çiller imzalı “gizli” ibareli bir belge yayınlandı. Belgede doğrudan Özgür Ülke’nin ismi verilerek şu ifadeler yer alıyordu:

“Bölücü ve yıkıcı faaliyetlere destek verecek şekilde yayın yapan basın organlarının faaliyetleri son günlerde devletin bekası ve manevi değerlerine açıkça saldırı şeklini almıştır. Vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğüne yönelik bu önemli tehdidin bertaraf edilmesi maksadıyla önlemlerin alınmasına…”

486 sayıya dava açıldı

1992-1994’te yayınlanan Özgür Gündem gazetesinin öyküsünü anlatan, Sedat Yılmaz’ın yönetmenliğini yaptığı “Press” filminin sonunda gazetecilerin başına gelenler şu rakamlarla anlatılıyordu:

* Yayınlanan 580 sayısının 486’sı hakkında dava açıldı.

* Gazete hakkında 3 kez 30 gün, 15 kez 15 gün, 2 kez 10 gün kapatma kararı verildi.

* 1993’den itibaren OHAL bölgesinde satışı yasaklandı.

* 14 Nisan 1994’de mahkeme kararıyla tamamen kapatıldı.

* Sorumlu yazıişleri müdürleri hakkında toplam 147 yıl hapis cezası, 20 milyar 45 milyon lira para cezası verildi.

* 1992’de öldürülen gazeteciler sıralamasında Türkiye birinci oldu.

* 1992’de 14 gazeteci, 2 gazete dağıtımcısı öldürüldü.

* 1993’te 9 gazeteci, 13 gazete dağıtımcısı-bayi öldürüldü.

* 1994’te 7 gazeteci, 2 gazete dağıtımcısı öldürüldü.

 

bia

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here