Anasayfa Röportaj Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV) üyesi Ümit Altaş :“iç güvenlik” değil, “hiç güvenlik”...

Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV) üyesi Ümit Altaş :“iç güvenlik” değil, “hiç güvenlik” paketi

Paylaş

Haftaya meclis genel kurulunda görüşülmesi beklenen paketin ayrıntılarına ve neleri getireceğine ilişkin Özgürlükçü Demokrat Avukatlar (ÖDAV) üyesi Ümit Altaş DİHA’ya değerlendirmelerde bulundu.

‘İç güvenlik değil’ ‘hiç güvenlik’ paketi

Hazırlanan paketi “iç güvenlik” değil, “hiç güvenlik” paketi olarak yorumlayan Özgürlükçü Demokrat Avukatlar üyesi Ümit Altaş, paketin bir savaş ilanı olduğunu söyledi. Paketin, iktidarın ya da devleti yönetenlerin tamamen halkın katılımı ya da muhalefeti olmadan devleti tek başına yönetme gayreti olduğunu söyleyen Altaş, dolayısıyla özgürlükleri yok eden bir taslak olduğunu ifade etti. Paket ile bütün yurttaşların en basit hak ve özgürlüklerinin kullanılmasının engelleneceğini belirten Atlaş, herkesin güvenliğinin tehdit altında olduğunun altını çizdi.

‘OHAL döneminde bile bu uygulama yoktu’

“Peki neden bu paket güvenliğimizi tehdit eden bir pakettir?” diye soran Altaş, şöyle konuştu: ” Öncelikle, verdiği yetkilere baktığımızda polis istediği zaman istediği kişileri arayabilecek. Bu ciddi bir güvenlik tehdididir. Yine, polis istediği kişiyi 48 saat boyunca dinleyebilecek. Herhangi bir şekilde denetim yok. Sadece şekli bir denetim koymuşlar. Polis istediği zaman kişiyi istediği yerde durdurabilecek , istediği zaman telefonunu dinleyebilecek. Bu duruma muhalefet ettiği zaman polis o zaman muhalefet eden kişiyi tutup gözaltına alabilecek ve 48 saat boyunca savcıya ya da avukatına bildirim yapmadan gözaltında tutabilecek. Bu da gözaltında kayıp ve işkence demektir. Bu tür uygulama ,OHAL dönemlerinde bile yapılmadı. Savcı kararı olmadan kişinin gözaltına alınabilmesi mümkün değildi.”

‘Paketle, valiler belediyenin araç ve gereçlerine el koyabilecek’

Paketle birlikte gelen başka bir uygulamanın ise kişinin herhangi bir şekilde yaptığı eylemin suç olup olmamasına bakmaksızın yaptığı o eylemde polise ya da valinin bir emrine karşı geldiği takdirde polisin direkt gözaltına alabileceğini dile getiren Altaş, şöyle devam etti: “Yerel özerkliklerin tartışıldığı, belediyelere daha fazla yetkinin verilmesinin konuşulduğu bir dönem içerisinde süper valilerle kaşı karşıya kalacağız. Süper vali demek aslında ‘hikmetinden sual olunamaz devlet anlayışı’na geri dönüş demektir. Bu da üniter, tek bir elden yönetilen, baskıcı , otoriter bir yönelime doğru gitmek demektir. Süper valilerin adı budur. Çünkü süper vali dediğimiz kişiler ancak sıkı yönetim dönemlerinde olan belediyenin araç ve gereçlerine el koyabilme yetkisine sahip oluyor. Ve hatta personele emir verme yetkisine sahip oluyor. Eğer, kişi bu emirlere uymazsa o zaman direkt olarak karşılaşacağı şey, oradaki tüm meydana gelen zararları karşılamak. Uygulamayla, seçilmiş bir belediye başkanına atanmış bir vali doğrudan emir veriyor.”

‘Kişinin göz retinası, parmak izi, avuç ayasını depolayan bir sistem getirilecek’

Paketin getirdiği bir başka uygulamanın “biyometrik veri” uygulaması olduğunu ifade eden Altaş, bu uygulamayla parmak iziyle yetinilmediğini aynı zamanda, göz retinası, damar izi, avuç ayası gibi bütün kişisel delilleri depolayan bir sistemin getirileceğini söyledi. Altaş, dünyanın hiçbir yerinde bu kadar büyük bir bilgi depolama uygulaması olmadığına da dikkat çekti. Altaş bir diğer uygulamanın emniyetin araç kiralama şirketleriyle yapacağı ilişki olduğunu dile getirdi. Altaş, ” Araç kiralama şirketleriyle kişinin tüm hareketleri nerede araç kiraladı, nereye gitti? Bunlar sorgulanacak. Buna anlık olarak emniyet tarafından görüntülenebilir başka bir biçim geliyor. Anlık olarak vatandaşın gözlendiği, yaptığı her hareketi kontrol etmeyi neden ihtiyaç duyuluyor? Bunun tek bir nedeni olabilir. Bu insanların güvenliği için değil, iktidarların kendi güvenliği için yapılan bir hamledir” diye konuştu.

‘Paketle herkes potansiyel bir tehdit olarak görülüyor’

Yine paketle “vatandaşlık” kabulünde yeni bir kriter geldiğini ifade eden Atlaş, vatandaşlık kriterinde “kamu düzenini” bozma kriterinin yanı sıra şimdi de “genel ahlak” kavramının geldiğini dile getirdi. “Kişi TC vatandaşı olmak için başvuru yaptığı zaman ‘genel ahlakı’na bakılacak” diyen Altaş, “Bu ahlakı kim belirliyor?” diye tepki göstererek, bu uygulamayla herkesin potansiyel bir tehdit olarak görüldüğünü belirtti. Altaş, “Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğusu potansiyel tehdit unsuruna alışıktı. Uzun süredir bir düşman olarak görülüp sürekli bir savaş içerisindeydi. Şimdi ise Türkiye’nin top yekun tamamına savaş açıyor” dedi.

‘Tek taraflı bir süreç dayatmasına götürecek bir yasadır bu’

Paketin aynı zamanda iktidarın kendi isteğine göre “çözüm süreci”ni götürmek istediğini belirten Altaş, “Kürt toplumuna karşı ‘benim istemediğim şekilde müzakere olmaz’ diyerek tek taraflı bir süreç dayatmasına götürecek bir yasadır bu” dedi. Atlaş, Paketle, barışçıl bir şekilde yürüme ve hakkını arama durumunun bile tamamen ortadan kaldırıldığını dile getirdi. “İç güvenlik paketi”nin Anayasaya AİHS’e ve tüm uluslar üstü sözleşmelere aykırı olduğuna dikkat çeken Altaş, herkesin polis devletine götürecek olan bu yasaya ‘dur’ demesi gerektiğinin altını çizdi.

‘Vatandaşın değil iktidarın güvenliğini sağlamaya yönelik bir paket’

Demokratik hak ve özgürlükleri sağlayan daha özgürlükçü yasalar çıkarılması gerektiğini söyleyen Altaş, şöyle devam etti: “Güvenlik paketi’ doğru ama kimin güvenliği diye sorduğumuzda bu vatandaşların ya da bireylerin güvenliğini esas alan bir paket değil. İktidarın kendi güvenliğini sağlamaya yönelik bir paket. Bu pakete karşı ilk önce milletvekillerine ‘hayır’ oyu vermesi ve bunu mecliste gündeme almamalarını öneriyoruz. Çünkü yarın seçimden sonra kendileri de bunların mağduru olabilirler. Ve bu bir anlamda halkıyla savaşma taslağı olduğu için halkına karşı açmaması gerektiğini ve çok geç olmadan vicdanının sesini dinleyerek adaletten yana tavır alması gerekir.”DİHA

(mö)

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here