Anasayfa LGBTİ  Özgürlükçü Sol ”Öteki olarak ölmek” sempozyumunu  izledi.

 Özgürlükçü Sol ”Öteki olarak ölmek” sempozyumunu  izledi.

Paylaş

İzmir’de 24 Ekim cumartesi günü Halkların Köprüsü Derneği, Hacı Bektaş Veli Kültür Derneği ve KAOS GL’ nin ortak katkılarıyla Ölülerimiz, Biz. Öteki Olarak Ölmek başlıklı sempozyum gerçekleştirildi. Nasıl yaşıyorlar? Nasıl yaşıyoruz? Nasıl yaşıyorum? başlıkları ile üç oturumlu oldukça iyi kurgulandığı anlaşılan, her oturum sonrası bizlerinde yorum ve soruları ile etkileşimli, canlı  bir çalışma oldu.

Ölülerimizi neden bize vermiyorlar, mezarlıklar neden bombalanıyor sorularını cevap arayan birinci bölüm, insanlık tarihinde mevcut 194 yazılı anayasadan hiç birinde ölüye saygı ile ilgili bir madde yokken ceza yasaları ve mülkiyetle ilgili olan maddelerden örnekler verilerek, ötekileştiren, ölüyle aramıza girenin hukuk, devlet olması, insan olarak ölmek ile şeref ve mülkiyet ilişkisi olarak ölmek farkının vurgulanması ile başladı.

Abdurrahman Hoca’nın yaşayanlara odaklı sormak üzere bu devlet bu cenazelerden ne istiyor? u merkez alarak, yasın kapı açtığı, tamamlanmamış hayatların kalanlara musallat olmasına karşı geliştirilen ölüm ritüellerinden örnekleri yorumlayarak, Fanon, Foucault, Butler okumalarıyla  yas tutturmama-melankoli-travma irdelemeleri beynimizi zorladığı yorduğu gibi bir o kadar da etkileyici oldu.Geçmişi ve geleceği kuşatarak geçmişsiz ve geleceksiz bir şimdiye sıkıştırılma, belirsizlik alanı yaratarak hayatı anlamlandıramama, yassız kendinden neyin gittiğini bilememe hali çözümlemeleriyle yaşamı inşa eden egemenlik iktidar anlayışı, koloniyal sömürgeci şiddeti anlattı.

Sempozyumun misafiri Barış Annelerinden Behice annenin  on altı yıldır süren arayışları, yılardır sabırla sürdürdükleri mücadelelerini anlatması, durduramadık dediği süren savaşı hatırlatmasıyla başlayan ikinci bölüm, sempozyumu hazırlayan derneklerin ilk defa birlikte çalışma yapıyor olmalarının öneminin vurgulandığı, peki böyleyken biz nasıl yaşıyor neler yapıyoruzun anlatıldığı bir bölümdü. Kadıfekale’de çadırda yaşayan göçmen ailenin sağlık koşullarını görmeleri ile dernekleşme sürecinin başladığını söyleyen İzmir Halkların Köprüsü Derneğinin İzmir’de yaşayan yaşamaya çalışan 300-400 bin civarı, mülteci kabul edilmeyen, sahaya inen tek dernek olarak,çalışma hakkı bulunmayan göçmenler ile yasal ve sağlık konularında dayanışma örnekleri, o hayatı gözler önüne sererek, bizlerinde yapabilecek çok şeyleri olduğunu da anlatmış oldu aslında.O çocuklardan birinin ‘bizler denizi sevmiyoruz’ ismini verdiği resim uzun süre zihinlerimizde canlı kalacak sanırım.

Hacı Bektaş Veli Deneği çalışmaları ise, alevi doğup suni ölmek ne demek, cenaze törenlerinde  hakim anlayışın istemediği ritüelleri yapanların nasıl baskılandığı ile başlayıp, şehirlerde camilerde ‘dede’ bulundurma mücadeleleri,evlerde gizli sürdürülen ritüeller, bugün ise ölen alevi askerlerin cenazelerinin ailelerinden kaçırılarak yapılan ya da devlet erkanının katılmadığı törenlere varan anlayış her boyutu ile açığa çıkmış oldu.Ve tabii ‘ölüm ölür biz ölmeyiz’ deyişi.

KAOS GL’nin on yılı kendi içlerinde sonraki on yıl muhalif hareketlerdeki değişimler ve karşılıklı etkileşimlerin katkısıyla yirmi yıllık süreçleri bir sonraki bölümde Ganimet’in yaşadıklarını anlatmasıyla da bütünleşince, sempozyumun başından beri ulaşılan düşünceler daha geniş bir boyuta taşındı yeniden anlamlandı sanki.Dikey tanınmama imhanın yanında yatayda da yaşanan ayrımcılığa maruz kalışlar.Eşcinselin çıkmayacağı kültürel, sosyal, siyasi ortamın bulunmadığı gerçekliği.Düşenin düştüğü yerde kaldığı ve şimdilerde tabutlara gökkuşağı bayraklarının sardırılmaması ironik gerçeklikler.Aynı çuvala sığdırılmak istenen bizler için her şeyden önce hayat var, hayatta nasıl temas edebiliriz, önyargı, tanımama, soluk alacağımız alanları nasıl genişletebiliriz, özgür hayat istiyoruz ile bezenmiş yirmi yılın hikayesi bugünün, bizin, ben’ in hikayesiydi.

Kürt, ermeni, rum, trans dört bireyin büyük cesaretle yüreklerini paylaştıkları oturumla bitiş, İzmir için başka bir günün başlayacağı bir sondu.

20151024_134325 (1)

20151024_14302320151024_120715

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here