Anasayfa Haber Paket, ‘çözümden yana olanlar ve olmayanları’ netleştirecek

Paket, ‘çözümden yana olanlar ve olmayanları’ netleştirecek

Paylaş

Hükümet, yoğun tepkilere neden olan ve birçok anti-demokratik düzenlemeyi içeren İç Güvenlik Paketi’nin kendi açısından kritik ve mecliste kabul edilen bütün maddelerini bu hafta yasallaştırmayı düşünüyor. 132 maddelik paketin 63 maddesi geri çekilmiş olsa da, aslında hükümet meclisten geçirdiği 69 madde ile hedeflediğini elde etti. Şayet hükümet meclisten kabul edilen maddeleri olduğu biçimiyle yasallaştırırsa, çözüm süreci riske girebileceği gibi, aynı zamanda hükümet ile Erdoğan arasında “çözüm sürecinden yana olanlar ve olmayanlar” ayrımının da kamuoyunu kandırmaya yönelik bir girişim olduğunu gösterecek. Kürt tarafı, “Hükümet Erdoğan gibi düşünmüyorsa, bu pakette ısrar etmemeli” yaklaşımı sergiliyor.

“İç Güvenlik Paketi” kamuoyunun “polis yasası” olarak kabul ettiği 132 maddeden oluşan “Polis Vazife ve Selahiyet Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın 63 maddesi geri çekilirken, 69’u muhalefetin tüm karşı çıkışlarına rağmen genel seçimler öncesi alelacele iktidar tarafından Meclis’ten geçirildi ve yasallaştırılmayı bekliyor. Her ne kadar 63 madde “kamuoyunun tepkileri üzerine çekildiği” şeklinde bir algı yaratılmak istense de, AKP tasarıda kendisi açısından kritik olan maddeleri Meclis’ten geçirdi ve amaçladığını elde etti.

Meclisten geçen maddeler nelerdi?

Paketin meclisten geçmesi ve yasalaşarak uygulamaya geçilmesi ile birlikte molotofkokteyline silah muamelesi yapılacak ve kullanan ya da bulunduran kişiler için polise “vur” yetkisi verilecek. Molotof, patlayıcı, yanıcı, yakıcı, boğucu, yaralayıcı silahlarla açık veya kapalı alanlara yapılan saldırı veya saldırı teşebbüsünde bulunanlara karşı polisin saldırıyı etkisiz kılmak amacı ile ve etkisiz kılacak ölçüde silah kullanma yetkisi tanınıyor. Kamuoyunda söz konusu uygulama ile birlikte faili meçhullerin artacağı endişesi gelişirken, toplumsal olaylarda polis tarafından fişlenmemek, tutuklanmamak ya da gaz bombasından korunmak için yüzünü kapatan yurttaşlara ağır cezalar verilecek. Gösterilere silahla katılanlara 4 yıla varan hapis cezaları verilecek.

İnsan öldürme yetkisi genişletiliyor

Yapılan değişiklik ile demir bilye ve sapan da ateşli silah kapsamına alınıyor. Yasa ile birlikte elinde sapan varken vurularak katledilen Berkin Elvan olayına benzer olayların yaşanacağı da tartışılıyor. Nitekim Elvan, yasaların verdiği yetki ile polis tarafından cezalandırılmış ve öldürülmüştü. Hukukçular söz konusu düzenlemenin tamamen polisin insan öldürme yetkisini genişlettiği ve yasal olarak da geçerli kıldığı görüşünde. Yine gösteri ve yürüyüşlerde amblem, pankart, afiş gibi şeylerin kullanılması halinde de hapis cezaları verilebilecek.

Polise geniş arama yetkisi

Tasarı yasalaştığında polis dilediği zaman, şahısların üstlerini, arabalarını, evlerini ve diğer taşınmazlarını keyfi bir şekilde arayabilme yetkisine sahip olacak. Polisin savcının veya mahkemelerin yetkisini kullanacak şekilde müşteki, mağdur veya tanık ifadelerini kişilerin ikamet ettiği yerde alması sağlanıyor. Tanık ifadelerini almaya yetkili merciler mahkemeler olduğu için önerilen düzenleme ile polise çok geniş bir yetki tanınarak savcıların ve mahkemelerin yetkileri de gasp edilmiş olacak.

Keyfi gözaltıların önü açılıyor

Polisin gözaltı süresi vali yardımcısı ve üs amirin denetiminde 24 saat olacak. Bu süre, savcı kararıyla 48 saate uzatılabilecek. Yurttaşların gözaltına alınmaları için polis tarafından “makul şüpheli” olarak görülmesi yetecek. Böylece polis yurttaşları keyfi bir şekilde gözaltına alabilecek. Hukukçular tarafından, önleyici gözaltı düzenlemesinin yurttaşların bizzat idari bir birim olan kolluk tarafından suçlu kabul edilerek getirildiği yorumları yapılırken, söz konusu durumun hukuk devleti ilkesine, masumiyet karinesine de açıkça aykırı olduğu ifade ediliyor.

Yasadan sosyal medya da nasiplenecek

Tasarının Meclis’ten geçen maddelerinin yasalaşması durumunda sosyal medya da nasibini alacak. Sanal ortamda örgütlenme faaliyetleri kapsamında yazılı görsel paylaşımlarda bulunulması da “suç” sayılacak. Yaşanan toplumsal olaylarda meydana gelen maddi zararların külfeti de eylemcilere yüklenecek. Yapılan değişiklik ile devletin kendi sorumluluklarından kurtularak meydana gelen zararların tazminini yurttaşlara yükleyeceği yorumları yapılıyor.

Öte yandan “Özel veya resmi, her türlü konaklama, dinlenme bakım ve tedavi tesisleri ve işyerleri ile konutlarda geçici veya sürekli olarak kalanlar, oturanlar, çalışanlar ve ayrılanların kimliklerinin tespiti ve bildirilmesi” zorunluluğuna “araç kiralayanlar” da eklenirken, araç kiralama halinde de kimlik bildirme zorunlu hale getirdi. Araç kiralama işlemleri ile ilgili Emniyete kimlik bildirme zorunluluğu ile özel hayatın gizliliği ilkesi tümüyle ihlal edilmiş olacak.

Eleştirilenleri geçirdi, lazım olanları geri çekti

Hükümetin “pakette restorasyon yapıyorum, bir kısmını geri çekiyorum” şeklinde propagandası ise kamuoyunu yanıltmaya yönelik olduğu belirtiliyor. Çünkü zaten, toplumun karşı çıktığı ve eleştirdiği maddelerin tamamı AKP tarafından kabul edilip yasallaştırma sürecine alınırken, paketten çekilen kimi maddelerin de aslında toplum yararına olan maddeler olduğu biliniyor. Örneği paketten çekilen maddeler arasında, isim değiştirmek için dava açmak yerine nüfus müdürlüklerine başvurma yeterliliği, pasaportun nüfus müdürlüklerinden alınması gibi kimi olumlu düzenlemelerde yer alıyordu.

Tasarının kaderi bu hafta belirlenecek

Farklı farklı toplumsal kesimlerden yoğun tepkiler alan İç Güvenlik Paketi’nin Meclis İçişleri Komisyonu’na çekilen 63 maddesinin tamamı tasarıdan çıkarılırken, meclisten geçirilen ve yasallaşmayı bekleyen 69 maddenin kaderi de bu hafta belirlenecek. Hükümet meclisten geçirdiği maddelerin tamamı için bir önerge vererek tamamı üzerinden yapılacak bir görüşme ile paketi yasallaştırmayı amaçlıyor. Muhalefet ise duruma tepkili. AKP’nin toplumu kandırdığını ve paketin hiç bir değişikliğe uğramadan, AKP’nin istediği ve ihtiyaç duyduğu kadarıyla meclisten geçirildiğini belirten muhalefet, hükümeti yanlıştan bir an önce geri adım atmaya çağırıyor. AKP hükümeti ise, bazı maddelerin yeniden gözden geçirilebileceği yönündeki beyanlarına, “paketin zaten yarısını çektik” diyerek kamuoyunu oyalamayı tercih ediyor.

‘Erdoğan gibi düşünmüyorsa değişiklik yapmalı’

Bu arada çözüm süreciyle ilgili Kürt çevreleri de paketin bu haliyle meclisten geçirilmesinin sürece büyük bir darbe vuracağını ve tehlikeye düşüreceğini belirtiyor. Öte yandan, Erdoğan’ın “çözümü istemeyen” tavrına karşı “çözüm sürecini savunuyormuş” gibi bir görüntü çizen hükümetin paketle ilgili tavrının bu açıdan bir samimiyet testi olacağı yorumları da yapılıyor. Hükümetin gerçekten çözüm sürecinden yana ise, muhalefetin özellikle paketle ilgili kaygılarını dikkate alması gerektiği belirtilirken, “Paket bu haliyle yasallaşırsa, hükümette Erdoğan’dan farklı düşünmediğini gösterecek” yorumları yapılıyor.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here