Prof. Dr. Boylu: Savaşı ve yıkımı gördüm, sessiz kalamazdım

Paylaş

“Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza attığı için görevinden uzaklaştırılan Aydın Adnan Menderes Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Şükrü Boylu, bir hekim olarak yaşanan vahşet görüntüleri karşısında sessiz kalmak mümkün olmadığı için metne imza attığını söyledi. Boylu, savaşa 13 yıl tanıklık ettiğini belirterek, “Savaşa tanık olmuş ve o yıkımı görmüş bir hekim olarak hem şiddete hem de şiddet aygıtlarına karşı tutumu son derece kusursuzca hayata geçirmeye çalışıyorum” dedi.

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi’nin “Bu suça ortak olmayacağız” bildirisine imza atan akademisyenlere yönelik cadı avı devam ediyor. Cadı avından son olarak Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şükrü Boylu, görevinden uzaklaştırıldı. Aynı zamanda üniversitenin eski rektörü de olan Boylu, hakkında bir süre önce metne imza attığı gerekçesi ile Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturmanın selameti gerekçe gösterilerek görevden alındı. Prof. Dr. Boylu, metne neden imza attığını ve görevden alınmasını değerlendirdi.

‘Bir hekim olarak vahşet görüntüleri karşısında sessiz kalamazdım’

Bölgede yaşananların insani, vicdani ve ahlaki sınırları zorlayan bir durum olduğunu ifade eden Boylu, başka ülkelerde sıklıkla görülen görüntülerin ülkelerinde de alışık olunmayan vahşet görüntülerine tanık olduğunu söyledi. Bir hekim olarak yaşanan vahşet görüntüleri karşısında sessiz kalmanın mümkün olmadığı için metne imza attığını belirten Boylu, “Ben hekim olarak yaşamı hatta barış içinde yaşamı savunmayı ilke edinmiş bir hekimim. Dolayısıyla yaşam haklarına duyduğum saygının gerekleri nedeniyle böyle bir şeye imzayı attım. Sadece o başlığı görmem yeterli oldu. ‘Bu suça ortak olmayacağız’ cümlesi görünce hemen adımı ve imzamı yazarak gönderdim” diye konuştu.

‘Bu dehşet görüntüleri görmezden gelinebilecek görüntüler değil’

Devletin hukuksal çerçevede aldığını söylediği kararların dehşet görüntülerine dönüştüğünü söyleyen Boylu, “Bu dehşet görüntüleri görmezden gelinebilecek görüntüler değil. Bende ülkenin derdine ortak olduğumu düşünüyorum. Ülkenin derdine ortak oldum ve bunu paylaşıyorum. Bütün amacımız birlikte ortak yaşamı var eden insana yakışan hak ve özgülüklerin sorgusuzca kullanıldığı bir ülke yaratmak, Ben üzerime düşen akademik sorumluluğumu insani sorumluluğumu, ahlaki ve vicdani yapmam gerekenleri yaptığım inancındayım ve bunun gereklerini daima yapmayı sürdüreceğim” şeklinde konuştu.

Boylu: Halkın devlete ‘ne yapıyorsun sen’ deme hakkı vardır

Türkiye’de devletin başına geçenlerin kendisini devletin sahibi olarak gördüğüne dikkat çeken Boylu, halkın devletin başına geçenlere bu yetkiyi geçici olarak verdiğini ve bu görevlerde olanlara halkın, “Ne yapıyorsun sen kardeşim” diye sorgulama hakkı olduğunu belirtti. Demokratik ilkelerle yönetilen bir ülkede yurttaşların her soruyu sorabileceğini vurgulayan Boylu, “Ama uygulayıcılar tamamen kendi yaptıklarının doğruluğuna inandırmış olarak bireylerin bu sorgucu haklarını görmezden geliyorlar” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bildiriye karşı tahammülsüzlüğünü de değinen Boylu, “Cumhurbaşkanı son derece eleştiriye kapalı, tahammülsüz. Sadece bizim yaptıklarımız doğru diyor. Diğer görüşleri ise krimanilize eden hatta terörist ilan eden bir üslup kullanıyor” diye konuştu.

‘Hükümetin hak ve özgürlüklere tahammülü yok’

Kendisinin de eski bir rektör olduğunu hatırlatan Boylu, kendi döneminde hiçbir zaman eleştirel düşünceye kapalı biri olmadığını, hakaretvari açıklamalara bile tahammül eden bir yaklaşım içerisinde olduklarını söyledi. Boylu, mevcut hükümetin ise insanların sahip oldukları hak ve özgürlükleri kullanmaya dahi tahammülü olmadığını hükümetin aldığı kararlarda ve uygulamalarda olmadıklarını belirtti.

‘Magna Carta’dan bu yana akademik özgürlüğümüz var’

Hakkında açılan soruşturmanın ve görevden uzaklaştırılmasındaki hukuksuzluğu da değinen Boylu, “Yürüyen bütün şeylerin hukuki zeminde hiçbir karşılığı yok. Akademisyenlerin Magna Carta’dan bu yana yani bundan 800 yıl öncesinden beri akademik özgürlüklerinin yazılı olarak sözleşmelerle korunan bir akademik özgürlüğü söz konusu. Bizler sadakat beklenen memur statüsünde değiliz. Üstelik akademik kadroda YÖK’ün 2547 sayılı yasasına tabiyiz. Daha doğrusu bizim normal devlet memuriyet hakları dışında akademik özgürlükleri gibi hak ve yetkimiz var” şeklinde konuştu.

’13 yıl açılan yaralara tanıklık ettim’

Diyarbakır’da 84 ve 97 tarihleri arasında hekimlik yaptığını söyleyen Boylu, savaşın orada yaşayan insanlarda nasıl derinden yara açtığına birebir tanıklık ettiğini söyledi. “Savaş yarasını bilirim” diyen Boylu, bölgedeki tanıklıklarını şu sözlerle dile getirdi: “Savaşa 13 yıl tanıklık ettim. Orada sadece yaralanan yaralanmıyor. O üzerindeki yara etrafındaki insanlarda da derin yaralara neden oluyor. Buna tanık olmuş ve o yıkımı görmüş bir hekim olarak hem şiddete hem de şiddet aygıtlarına karşı tutumu son derece kusursuzca hayata geçirmeye çalışıyorum.”diha

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here