PROF. DR. MİTAT ÇELİKPALA YANITLADI : İslam Zirvesi Nasıl Okunmalı?

Paylaş

İslam İşbirliği Teşkilatı’nın (İİT) Türkiye’nin ev sahipliğinde 14-15 Nisan’da düzenlenen İslam Zirvesi bugün yayınlanan sonuç bildirgesiyle tamamlandı.

Zirvenin ana teması “Adalet ve Barış İçin Birlik ve Dayanışma”ydı. Zirve süresince sıklıkla “uluslararası terör” sorunu ve bu sorunun “İslam dünyasına etkileri” konu edildi; “mezhepçi yaklaşımların İslam dünyasını böldüğü” ifade edildi ancak sonuç bildirgesinde İran kınandı.

Bildirideki ilgili bölüm şöyle: “İran’ın, bölge ülkeleri ile Bahreyn, Yemen, Suriye ve Somali gibi üye ülkelerin içişlerine müdahalesinden ve teröre desteğini sürdürmesinden üzüntü duyulduğu”.

“Sonuç bildirgesi Suudi Arabistan etkisinde”

 

Prof. Dr. Mitat Çelikpala hakkında

ODTÜ Kamu Yönetimi mezunu. Lisanüstü dercesini Hacettepe Üniversitesi’nde doktorasını Bilkent Üniversitesi’nde tamamladı. Halen Kadir Has Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü olarak görev yapıyor.

Kadir Has Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Mitat Çelikpala, sonuç bildirgesinde İran’a yönelik eleştirilere yer verilmesinin önemli olduğunun altını çiziyor. Çelikpala’ya göre bu Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin İslam İşbirliği Teşkilatı’nda etkin bir konumda olduğuna işaret ediyor. Oysa zirve boyunca, ev sahibi ülke ve gelecek üç yılın dönem başkanlığını yürütecek olan Türkiye’nin etkin bir güç olduğu gibi bir algı yaratılmak istenmişti.

Çelikpala’ya bu algının ne kadar doğru olduğunu sorduğumuzda yanıtı “Hayır” oldu. “İran ile Suudi Arabistan’ın liderlik ettiği Sünni blok arasında gerilim büyük. Mısır Arap dünyasının bir diğer etkili gücü olarak bambaşka bir yerde duruyor. Irak’ın durumu karışık. Suriye’nin ise üyeliği zaten 2012’de askıya alınmıştı. İİT’in, dünya siyasetinde etkin bir yapıya dönüştürülmesi ve bu yapıda Türkiye’nin lider ülke olmasının sağlanması gibi bir gayret vardıysa bile bunun sonuç bildirgesiyle birlikte sonuçsuz bir hamle olduğu ortaya çıktı.”

“Arap dünyasındaki dengeleri okuyamıyorlar”

Çelikpala’ya göre İslam ülkeleri adına hareket edebilecek ya da bu ülkelerin lideri olarak algılanacak ülkenin Ortadoğu’daki tüm güçlerle iletişim halinde olması gerekiyor ki Türkiye böyle bir konumda değil.

Arap Halk Ayaklanmaları dönemini hatırlatıyor Çelikpala, AKP iktidarının kriz yaşayan ülkeleri dünyanın diğer ülkelerine özellikle Batı ülkelerine karşı temsil edebileceği yanılgısına kapıldığını söylüyor. “Emevi Camii’nde namaz kılma, Ortadoğu’da sinek uçsa haberimiz olur söylemlerinin arkasında bu yatıyordu. Ancak Arap dünyasındaki politikaları, dengeleri doğru okuyamadılar. Siyasal İslam’ın modern ve başarılı temsilcisi olmak gibi bir iddiaya rağmen Türkiye bölgedeki dengeleri belirleyen ana unsur değil.”

Çelikpala AKP’nin sonuç bildirgesinde İran’a yönelik eleştiri yapılmasından yana olduğunu düşünmüyor.

“Dünya 5’ten büyük söylemi”

Erdoğan’ın son yıllarda sıklıkla “Dünya 5’ten büyük” söylemini kullandığını hatırlattığımızda; Çelikpala, AKP’nin amacının İİT’yi Birleşmiş Milletlere (BM) alternatif ya da karşısında bir örgütlenme haline getirmek olmadığını söylüyor. Çelikpala’ya göre amaçları daha çok İslam dünyasının desteğini arkasına alarak BM içinde Daimi Üyelik sisteminin sorgulanması.

“Teşkilat yapısının değişmesinin zorluğu göz önüne alınarak bölgesel olarak seçilen 5 Geçici Üyelik sistemine din üzerinden bir kota eklenebilmesini zorlama politikası olabilir” diyor Çelikpala.

Peki bu gerçekçi bir politika mı?

“İran’ın ambargodan kurtulup Batı’yla uzlaşma yoluna girdiği bir dönemde; Mısır’ın Şii-Sünni gerginliğinin nispeten dışında durduğu; Suriye’ye yok hükmünde gibi davranıldığı karmakarışık bir yapıda büyük sözler söylemek gerçekçi değil”.

“Diplomaside temel hata”

Çelikpala AKP iktidarının dış politikasındaki temel bir hatanın altını çiziyor:

“Diplomaside büyük söz söylemekten kaçınmak gerekir. Hatta yapmadan önce konuşulmaz, yapar öyle konuşursunuz. Söylem üzerinden yürütülen diplomasiyi içeride siyasi propaganda malzemesi olarak kullanmaya çalışmak sorunu büyütür. Şöyle bir yanılgı da söz konusu; kendilerini masada müzakere eden taraflardan biri olarak değil masayı yöneten lider gibi görüyorlar. Bu masadaki diğer aktörleri gözardı etmek anlamına geliyor ve masadan elleri boş kalkıldığında başarısızlık başkasına yüklenmeye çalışılıyor. Geriye ‘one munite’ gibi içeride güçlü ama dışarıda karşılığı olmayan ya da geçici yansımaların söz konusu olduğu, etkisiz söylemler kalıyor”. (HK)

Haluk Kalafat

ODTÜ, Siyaset Bilimi mezunu. Üniversite yıllarında Abra ve Patika adlı dergilerin yayınlanma süreçlerinde yer aldı. Bir süre Sol Yayınları’nda editörlük yaptı. Gazeteciliğe GazetePazar’da başladı; ardından Hürriyet gazetesinde çalıştı. Daha sonra Habertürk – Yarın gazetesi, Picus Edebiyat Dergisi’nde, Sabah ve Habertürk dergi gruplarında çeşitli dergilerde çalıştı. 2011’de bugüne bianet haber sitesinde çalışıyor.

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here