Anasayfa Haber Prof. Esack: İslam, homo-ekonomikus anlayışı yüzünden kriz içinde

Prof. Esack: İslam, homo-ekonomikus anlayışı yüzünden kriz içinde

Paylaş

 Önemli İslami düşünürlerden biri olan Prof. Dr. Farid Esack’e göre günümüzdeki İslam anlayışı, insanı sadece “homo-ekonomikus” bir varlık olarak ele alması nedeniyle kriz içinde. Bu piyasa dinine karşı tüm toplumların mücadele etmesi gerektiğini vurgulayan Esack, haberdar olduğunu belirttiği AKP’nin, Kürtlere dönük katliam ve zulmüne ilişkin ise her toplum gibi Kürt toplumunun da kendi hayatını inşa etmesinin hakkı olduğunu söyledi. Esack, devletler kendilerini kutsal saymaya başladıklarında etnik temizliğe girmeye başladığını da kaydetti.

İslami Kurtuluş Teolojisi’nin en önemli düşünürlerinden biri olan Güney Afrikalı Prof. Dr. Farid Esack, geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Demokratik Toplum Kongresi’nin davetlisi olarak İstanbul’a gelerek, katıldığı toplantıda yaptığı önemli değerlendirmelerle öne çıktı. İslami kimliğe sarılan devletlerin, giriştiği zulme “Allah’ı devletinizin ajanı olarak gösteremezsiniz” sözleriyle karşı çıkan Prof. Esack, İslam dini ve günümüzde giderek iç içe geçtiği sermaye ilişkisi hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

Günümüzdeki İslam anlayışının, insanı sadece ‘homo-ekonomikus’ bir varlık olarak ele aldığını söyleyerek sözlerine başlayan Esack, İslam’ın böylesi bir anlayış nedeniyle bugün kriz yaşadığını ifade etti. Esack, sadece ekonomik bir hayvan olarak görüldüğü böylesi bir din anlayışında insanın sadece bir tüketici ya da üretim aracı olarak kıymeti olduğunu vurguladı.

‘Piyasa dinine karşı tüm toplumlar mücadele etmeli’

Tüm toplumların İslam anlayışının içinde bulunduğu bu krizden kurtulabilmesi için mücadele vermesi gerektiğini belirten Esack, “Bu piyasa dinine karşı tüm toplumlar mücadele etmeli. Ben kendi ilhamımı Kur’an’dan ve sünnetten alıyorum. Fakat başka din mensubu bir insan, kendi ilhamını başka türlü bir kaynaktan da alabilir. Şunu anlamalıyız. Hepimizin farklı geçmişleri olabilir ve farklı arka planları olabilir, ama bizim mücadele ettiğimiz tek bir şey var, o da insanları sadece para kazanan makineler haline çeviren, sosyal ve ekonomik güç olarak gören din anlayışına karşı mücadele etmek” şeklinde konuştu.

‘Devletleri dini metinler üzerinden değil, evrensel insan hakları üzerinden kurmalıyız’

İslam dinin bugün içinde bulunduğu bu kriz haline dair bunları söyleyen Esack, Türkiye’de yaşanan savaş halini de değerlendirdi.

Kürdistan’da AKP’nin dayattığı savaş politikalarından haberdar olduğunu belirten Esack, katliamların ve zulmün siyasi yapıya hiçbir şey kazandıramayacağını söyledi. Esack, dini referans alarak dini devletleştiren ve katliamları meşrulaştıran mekanizmaları da eleştirerek, şunları söyledi: “Dini bir metin üzerine, dini metin esas alınarak bir devlet kuramazsınız, yönetemezsiniz. O zaman kurduğunuz devlet İsrail gibi bir devlet olur ki, ona göre o toprak size tanrı tarafından verilmiş bir topraktır gibi düşünürsünüz ve o toprakta başka kimsenin hakkı yoktur dersiniz. Devletleri dini metinler üzerinden değil, evrensel insan hakları üzerinden kurmalıyız.”

‘Ortak hayatları tek bir metin üzerinde inşa edemezsiniz’

Yine her toplum gibi Kürt toplumunun da kendi hayatını inşa etmesinin hakkı olduğunu söyleyen dile getiren Esack, dini metinleri tekelleştiren tüm devletleri ise “Evet sizin bir dini metniniz olabilir. Ancak sizin bir vahyiniz olduğu gibi farklı cemaatlerin de başka metinleri ve kendi vahiyleri var. Herhangi bir şekilde ortak hayatları tek bir metin üzerinden inşa edemezsiniz, aslında şöyle bir küfür işlemiş oluyorsunuz. Siz ilahi olan bir şey ile insani olan bir şeyi aynı mertebeye koyuyorsunuz” sözleriyle eleştirdi.

‘Devletler kendilerini kutsal saydığında etnik temizliğe başlar’

Esack’ın üzerinde durduğu bir diğer önemli başlık ise etnik farklılıkları sebebiyle devletler tarafından zulme uğrayan halkların hakları oldu.
“Devletler kendilerini kutsal saydıklarında etnik temizliğe girmeye başlarlar. Çünkü siz bir topluluğu devletin esas unsuru yaptınız zaman diğer unsurları, diğer azınlıkları azaltmak, kendi topluluğunuzu ise arttırmak zorundasınız” diyen Esack, bu durumun günümüzde yaşanılan korkulu rüya olduğunu kaydetti. Bu yüzden de bunun adı ister DAİŞ, ister İsrail yada Türkiye olsun bütün ‘dini devletleri’ reddettiğini ifade etti.

‘DAİŞ ve Boko-Haram gibi çeteler yüzünden insanlar dinden uzaklaşıyor’

Artık İslam’ın ilerici bir anlayışla yorumlanmasının önemli olduğunun altını çizen Esack, İslam’ın otoriter anlayışlarla yorumlanmasından kaynaklı ‘davet dini’ olmaktan çıktığını vurguladı. Yine tüm dünyada DAİŞ ve Boko-Haram gibi unsurlar nedeniyle toplumların İslam’dan giderek uzaklaşıldığına işaret eden Esack, “Bizim gözlediğimiz kadarıyla Türkiye’de de şu veya bu sebeple DAİŞ gibi unsurlar yüzünden İslam’dan uzaklaşmış insanlar var. Kürtler de İslam ile para ilişkisine karşı olan bir toplum. Dini ilerici bir anlayışla yorumladıkları için böylesi bir konferansta olmak büyüleyici” sözlerini sarf etti.

‘Esas mücadele edilmesi gereken piyasanın, paranın dini’

İslam dinini bir mücadele olarak gördüğünü belirten Esack, “İslam kendini Allah’ın iradesine teslim etme mücadelesidir. Ama bu mücadele sana bir kutu içerisinde sunulmaz. Gerçek İslam için tüm toplular birlikte mücadele edeceğiz. Esas mücadele Müslümanların birbirleriyle olan savaşı değil. Bir Türk’ün Kürt ile olan mücadelesi değil, bir Sünni’nin Alevi ile mücadelesi veya Êzidî ile olan mücadelesi değil, Türk’ün Ermeni ile olan mücadelesi değil. Öncelikle bunu kabul etmeliyiz. Esas mücadele ortaya konulan şu yeni din. Bu din de piyasanın, paranın dini. Ve hepimiz bu dine karşı mücadele etmeliyiz” değerlendirmelerinde bulundu

diha Ayşe Kuaran

Paylaş

Yorum yapın

Please enter your comment!
Please enter your name here